Sefer Gelen
Araştırmacı - Saint Petersburg Devlet Üniversitesi – Avrasya Çalışmaları
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin daveti üzerine Zelenskiy ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir araya geldi. Erdoğan, Ukrayna’yı son olarak 3 Şubat 2022’de yani Rusya-Ukrayna savaşı başlamadan 17 gün önce ziyaret etmişti. Son ziyarette Nükleer santraldeki çatışmalar, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü vurgusu, diplomasi masası, Ukrayna’ya tam destek vurgusu, Ukrayna’nın yeniden imarı, Ukrayna tahılının dünya pazarına aktarımı ve savaş esirlerinin mübadelesi öne çıkan başlıklar oldu.
ERDOĞAN BM’Yİ İKİNCİ PLANA DÜŞÜRDÜ
Ziyaret sonrası Rus basını, Ankara’nın başından beri Ukrayna’daki savaşın sonlandırılması ve tarafları barış masasına oturtmak için ortaya koyduğu çabaya dikkat çekti. Rus uzmanlar tarafından Ukrayna sorununun çözümünde Erdoğan’ın ortaya koyduğu arabuluculuk çabalarının BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in çabalarının bile önüne geçtiği yorumları yapıldı. İddiaya göre üçlü zirvenin Erdoğan ve Zelenskiy arasında ikili planlandığı ancak BM’nin uluslararası kamuoyunda sorunun çözümü noktasında pasif kaldığı yönünde eleştirilerden kurtulmak için görüşmeye sonradan dâhil olduğu iddia ediliyor.
MOSKOVA’NIN KAFASI KARIŞIK
Ankara’nın Ukrayna’da oynadığı rolün Rus çıkarları açısından nereye konumlandırılacağı ve gelişen Ankara-Kiev stratejik ikili ilişkiler bağlamında Ankara’ya karşı nasıl bir tutum takınılacağı konusunda Moskova’da bir kafa karışıklığı var. Bu kafa karışıklığının iki temel nedeni var: Birincisi, son yıllarda Ankara ile Moskova arasında ikili siyasi-ekonomik ilişkilerin boyutunun artması ve yaptırımların etkisini azaltmak için Ankara ile olan zorunlu stratejik-ekonomik ilişkiler, ikincisi ise Ankara ile Kiev arasında derinleşen ilişkilerin boyutu konusunda bir rahatsızlığın olması. Moskova’yı ikileme düşüren bir diğer neden ise, Ankara’nın Ukrayna’daki etkisinin Londra ve Washington’da da rahatsızlık yaratması. Ankara’nın tam olarak Batı ile hareket etmediğini gören Moskova, Ankara ile olan ilişkiler konusunda böyle bir ikilem içerisinde.
Erdoğan ve Zelenskiy arasında gerçekleşen ikili görüşme yaklaşık kırk dakika sürdü. Ukrayna ve Rus basınında yer alan haberlere göre; ikili görüşmenin bu kadar kısa sürmesinin nedeni toplantıda tartışılan konular ve imzalanan anlaşmaların zaten iki ülke resmi makamları tarafından önceden karara bağlanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, savaş süresince savunma sanayii ürünlerinin tedariki; savaş sonrasında ise yıkılan şehirlerin yeniden inşa edilmesi noktasında iki ülke başkentinin derin ikili ilişkiler yürüttüğü ve Moskova’nın bu ilişkilerden haberdar olduğu belirtiliyor.
Zelenskiy’in Erdoğan ile görüşmesi esnasında bazı konularda Erdoğan’ı etkilemeye çalıştığı Rus uzmanlar tarafından iddia ediliyor. Örneğin Zelenskiy, Ukrayna tahıllarının Rusya tarafından çalındığını iddia ederek Moskova’yı Erdoğan’a şikâyet etti. Zelenskiy’in bunu yapma nedeni olarak Kiev’in Ukrayna tahıllarını daha yüksek fiyata satmak istemesi gösteriliyor. Zelenskiy’e bir diğer suçlama da nükleer santral konusunda. Onlara göre Zelenskiy Erdoğan ile görüşmesi sırasında gerçekleri çarpıtarak Erdoğan’ın gözünü korkutmaya çalıştı. Erdoğan’ın özellikle dikkat çektiği nükleer tehlike ve “yeni bir Çernobil istemiyoruz” sözleri kanıt gösterilerek Zelenskiy’in Erdoğan’ı etkilediği savunuldu.
KREMLİN İKİLİ ASKERİ İLİŞKİLERDEN RAHATSIZ
Ukrayna ziyareti esnasında heyette bulunan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar’ın bulunması Moskova’da endişeyle izlendi. Bilindiği üzere iki ülke savunma sanayii alanında önemli anlaşmalar imzaladı. Dahası, insansız hava araçlarının Ukrayna topraklarında ortak üretilmesi konusunda bazı adımlar atılmıştı. Moskova, bu duruma tepki göstermiş ve kurulacak tesislerin açık hedef olacağını açıklamıştı. Dolayısıyla, bu ziyarette bir kez daha gündeme gelen bu girişimin Moskova tarafından hayata geçirilmesine engel olunacağı belirtiliyor.
Rus uzmanlara göre, Ankara ile Kiev arasında yapılan başta inşaat sektörü alanı olmak üzere ikili ticari anlaşmalar da sekteye uğrayabilir. Henüz istikrar sağlanmamış bölgelerde yapılacak Türk yatırımları, bu bölgelerin daha sonra Rus toprağı olma olasılığı göz önünde alındığında, bu anlaşmaların boşa çıkabileceği belirtiliyor.
“ZİYARET HEM BATI’YA HEM MOSKOVA’YA BİR MESAJ”
Ankara ile Moskova arasında iş birliğinin gelişmesi ve Erdoğan ile Putin arasındaki görüşmelerin sıklığı Batı başkentleri tarafından Ankara’nın Batı’dan uzaklaşarak Rusya’ya yakınlaştığı yönünde eleştirilmesine neden olmuştu. Ancak, savaşın başından bu yana Ankara dengeli ve ilkeli bir duruş sergileyerek hem Batı hem de Moskova nezdinde önemli bir prestij elde etti. Bu ilkeli duruş Erdoğan’ın Kremlin’de olumlu bir imaja sahip olmasını sağladı. Buradan hareketle, bu ziyaret Moskova’da Ankara’nın tarafsız siyasetinin devam ettirileceği mesajının Batı’ya verilmesi olarak algılandı. Bazı Rus uzmanlara göre ise Erdoğan’ın bu ziyareti Rus menfaatleri açısından soru işaretleri barındırsa da Ankara Moskova için bölge ülkeleri arasında en stratejik ve en güvenilir ortak.
Ukrayna ziyareti Soçi’deki Putin-Erdoğan zirvesinden hemen sonra gerçekleşti. Erdoğan’ın Soçi görüşmesi esnasında Putin’den aldığı mesajları Zelenskiy’e ilettiği ve Lviv’de Zelenskiy’in bu mesajlara verdiği yanıtları da Putin’e ileteceği iddia ediliyor. Bu yüzden bir sonraki Erdoğan-Putin görüşmesinde barış masasının kurulması için önemli adımlar atılabilir.
Sonuç olarak, Erdoğan’ın Ukrayna ziyareti tüm dünya kamuoyu tarafında dikkatle takip edildi. Dolayısıyla Ankara’nın ortaya koyduğu çaba taraflı tarafsız herkes tarafından takdirle karşılanıyor. Bu çabanın sonucu ne olursa olsun en nihayetinde gerçekleşen bu üçlü zirve Türkiye’nin artı hanesine yazılan diplomatik bir başarıdır.