Doç. Dr. Osman Mutluel
Kur’an’da Hz. Peygamberden önce yaşamış toplumlara gönderilen peygamberlerle ilgili pek çok kıssa anlatılır. Çünkü kıssa bir olayı pekiştirmek ve daha iyi anlaşılmasını sağlamak açısından son derece önemli bir anlatım şeklidir. Kur’an, bu kıssalardan birine ayrıcalık verir. Çünkü o kıssa için ahsenü’l-kasas yani en güzel kıssa terimini kullanır ve tek bir surede tamamını anlatır. Kur’an’da Yusuf suresinin en güzel kıssa olarak isimlendirilmesinin en önemli sebeplerinden biri, bu kıssanın estetik duygular açısından son derece güzel bir örnek olmasında yatar. Bu aynı zamanda estetik açıdan ifade ve anlatım olarak ele alınan bir konudur.
OKUYANLAR AYNI DUYGULARI YAŞAR
Bu anlayışa göre, herhangi bir sanat eseri, çeşitli duygular içerdiği için, sanat eseridir. Bu duygu, sanatçının eserinde vermek istediği mesaj ile seyreden veya dinleyen sanatseverin algıladığı mesajın buluşması sonucu ortaya çıkan duygunun karışımıdır. Yusuf suresi böyle bir duygu içinde ele alındığı zaman, sure içinde anlatılan sevinç, hüzün, ümit, tavsiye, ders ve topyekün bir hayat anlayışının mevcut olduğu görülür. Bu sureyi okuyan kişi, anlayabildiği ölçüde, kendisi açısından faydalı bilgiler alma yanında, bir duygu seline bürünür. Yusuf peygamberin çektiği sıkıntıları yaşar. Kardeşlerinin yaptığı kötülükten ve Yakup peygambere söyledikleri yalandan nefret eder. Yakup peygamberin gerçeği bildiği halde, kimseyi suçlamadan, başına gelenlere sabır etmesi karşısında gıpta eder.
ERDEMLİ TOPLUM OLUŞUR
Yusuf peygamberin sonunda bütün dertlerinden kurtulup, güzel günlere kavuşması ile okuyucunun içi ferahlar. Sonunda Yusuf’un kardeşlerini affetmesi ile okuyucuda oluşan olumlu duygular zirveye çıkar. Bu duygular aynı zamanda kıssayı okuyan veya dinleyen kişilerin hayatlarında, kendilerine rehberlik edecek olumlu izler bırakır. Böylece Kur’an’ın ortaya koymaya çalıştığı davranış estetiği ortaya çıkmış olur. Çünkü Kur’an’ın temel amacı, insanda güzellik duygusunu zihni bir aktivite olarak ele almanın en azından eksik olacağı, estetiği zihinden çıkarıp hayatın içine sokmak gerektiği olgusudur. Bu açıdan Kur’an, önce inananların zihninde estetik olguyu oluşturur, sonra zihinde oluşan bu estetik anlayışı hayatın içine yaşam tarzı olarak davranış estetiğine dönüştürür. İşte bu gerçekleştirildiği zaman erdemli toplumun oluşması söz konusudur. Bu açıdan ele aldığımızda Yusuf suresinin niçin en güzel kıssa ismi verilmiş olduğunu daha iyi anlaşılır.