Merkez kurullarımızın kıymetli üyeleri, kadın ve gençlik kollarımızın merkez karar ve yürütme değerli mensupları, kıymetli kurucularımız, kıymetli milletvekilleri, değerli kabine üyelerimiz, muhterem dava ve yol arkadaşlarım, hepinizi en kalbi duygularımla hürmetle muhabbetle selamlıyorum.
Sizlerin şahsından, ülkemizin dört bir yanından, AK Parti davasını ve Türkiye sevdasını bir madalya misali gururla taşıyan tüm yol arkadaşlarıma selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
Gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde, özellikle kalbi bizimle atan tüm dostlarımıza kardeşlerimize en derin muhabbetlerimi iletiyorum.
AK Parti istişare ve değerlendirme toplantılarımızın 33’üncüsünde bir kez daha sizlerle beraber olmanın ve hasbihal Hal etmenin siz kardeşlerimle hasret gidermenin memnuniyetini yaşıyorum.
Davetimize icabet ederek kampımızı teşrifleriniz için, her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Toplantımızın ve burada iki gün boyunca yapacağımız istişarelerin partimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile Rabbimden niyaz ediyorum.
Daha önceki buluşmalarımızda olduğu gibi, değerli fikirlerinizle, görüş ve önerilerinizle istişare toplantımıza kıymetli katkılar sunacağınıza inanıyor sizlerden kanaatlerinizi samimiyetle paylaşmanızı özellikle rica ediyorum.
Değerli kardeşlerim, konuşmamın hemen başında şu hatırlatmayı yapmak isterim: Ne kendi içimizde, ne de milletimizle aracılarla konuşan perdeyle konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizi özgürce dileyip eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi, hem de çok cesur biçimde çok özgüvenli bir şekilde yaptık.
Partimiz için hareketimizin istikbali için mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk.
Birlikte hedefler doğrultusunda gönül birliği içinde omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik. İnşallah 33. istişare toplantımızda da aynısını yapacağız.
Yorumlar farklı olabilir, düşünceler farklı olabilir, anlayışlar farklı olabilir. Değerlendirmelerimiz farklı olabilir. Mezhepler de üslupta. Yolda yöntemde farklı kulvarlarda olabiliriz. Meseleleri ele alma biçimleri farklı. Olabilir. Çözüm önerileri farklı. Yaşam tarzları hassasiyetler farklı olabilir. Ancak nihayetinde hepimiz aynı vatan toprağı üzerinde. Aynı bayrak altında aynı hilalin gölgesinde aynı istikamete ilerleyen gönülleri aynı ülküde kenatlenmiş bir topluluğuz. Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim: Bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti'nde olan hiç kimse vatan toprağında misafir değildir.
Kiracı değildir. Sığıntı değildir. Öteki değildir. Üvey evlat değildir. Bilakis hepsi de bu vatan toprağının sahibidir ev sahibidir bu milletin asli unsurudur bu milletin öz evladıdır.
Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun dedeleri nereden gelmiş olursa olsun mezhebi meşrebi kökeni görüşü düşüncesi her ne olursa olsun değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşıdır o halde herkes kadar bu ülkenin bu vatanın bu devletin sahibidir.
Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca bu tesettür mücadelesi verirken, bir imtiyazın peşinde değil, bir ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın peşinde değil, diğerlerini ötekileştirmenin, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşindeyiz. Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, böylece kucaklaşmanın peşindeyiz. Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor; başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor.
Nesli tükenmekte olan bu numuneler, son üstenci bir dille küstah bir eda ile güya kadınlara ders veriyor. Kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır: Türkiye, bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleşmiştir. Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisini gelmiştir. Türkiye bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır. Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir: Başörtüsü anormal değildir; marjinal değildir; radikal değildir; ekstrem değildir. Belli bir tarikatin, bir cemaatin, veya ideolojinin sembolü hiç değildir. Bakın, bu yeni normal de değildir; bu tüm zamanların normalidir. Bin yıllık normalimizdir. Biz beraberiz, son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız.
Biz, bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik. Ama şunu da herkes bilsin ki kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de husumet besleyemez.
Kıymetli dostlarım, değerli arkadaşlarım, siyaset aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde anlayışıyla yapılmaz. Siyaset uzlaşmaktır; konuşmaktır; müzakeredir; farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır. Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz.
Ayrıntılar geliyor...
Kıymetli okurlarımız, bu bir son dakika gelişmesi haberidir. Sıcak bilgiler geldikçe kısa sürede güncellenecektir. Gelişmelerden anında haberdar olmak için Yeni Şafak uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android marketlerden indirerek) kurabilirsiniz.