Çin krize ağırlığını koyuyor

ABD-İsrail ittifakının İran’a yönelik başlattığı savaşın Ortadoğu’da sebep olduğu krizi giderek daha fazla hisseden Çin yönetimi, diplomatik hareketliliğini artırıyor. Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, Ortadoğu’da barışın sağlanması için dört maddelik bir öneri sundu. Dün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Veliaht Prensi Halid Bin Muhammed Bin Zayed Âl-i Nahyan ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’i Pekin’de ağırladı.

İsmail Çoktan
Pedro Sanchez, Şi Jinping.

Ortadoğu’da ABD-İsrail ittifakının İran’a yönelik başlattığı savaşta çözüm çabaları sürerken, savaşın sebep olduğu krizi giderek daha fazla hisseden Çin’den kapsamlı bir diplomatik atak geldi. Saldırılar nedeniyle İran’ın kapattığı Hürmüz Boğazı, Çin’in enerji ve gıda tedarikinde önemli rol oynuyor. Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30'u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaşıyor. Bununla birlikte Çin’in küresel rakibi ABD’nin son dönemde Ortadoğu’da sebep olduğu krizler de Pekin’e “Kriz çözen küresel güç” olma şansını veriyor. Hem enerji tedarikini krizden korumak hem de bu rolü oynayarak imajını güçlendirmek isteyen Pekin yönetimi, son dönemde duruma ağırlığını koymaya başladı.

BİRLİKTE YAŞAM FORMÜLÜ

BAE Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayed Âl-i Nahyan, dün Çin’in başkenti Pekin’i ziyaret ederek Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile bir görüşme gerçekleştirdi. Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından konuya dair yayınlanan açıklamada, görüşmede Ortadoğu’daki krizin çözüm yollarının ele alındığı bildirildi. Açıklamada, Şi’nin görüşmede Ortadoğu’da barış ve istikrarın tesisi için genel ilkeler çerçevesinde 4 maddelik öneride bulunduğu aktarıldı. Açıklamaya göre öneri, barış içinde bir arada yaşama ilkesine saygı, ulusal egemenlik ilkesine saygı, uluslararası hukukun üstünlüğü ilkesine saygı ve kalkınma ile güvenlik arasında koordinasyon ilkelerini içeriyor. Konuya dair gazetecilere açıklamalarda bulunan Şi, Ortadoğu'da ve Körfez bölgesinde ortak, kapsamlı, iş birliğine dayalı ve sürdürülebilir güvenlik mimarisini inşa etmenin zorunlu olduğunu ifade ederek bunun için "barış içinde bir arada yaşama" ilkesine bağlılığın gerekli olduğunu vurguladı.

SANCHEZ: BUNU ANCAK ÇİN YAPAR

BAE Veliaht Prensi’nin yanı sıra Pekin’i ziyaret eden bir diğer önemli isim de İspanya Başbakanı Pedro Sanchez oldu. Sanchez, burada yaptığı açıklamada, “Uluslararası kanunlar açıkça ihlal ediliyor ve bu ihlalleri yapan ülkenin adı İsrail” dedi. İran-ABD savaşının diplomatik yollarla çözülmesi çağrısını yineleyen Sanchez, “Bu rolü üstlenecek Çin’den başka bir uluslararası taraf bulmak mümkün değil” cümlelerini sarf etti. Diplomatik kaynakların verdiği bilgiye göre Sanchez ve Şi, görüşmede ayrıca Pekin ile Madrid arasında küresel barış ve kalkınmanın korunması noktasında iş birliğini güçlendirme konusunda uzlaşıya vardı.

ABD’NİN MÜTTEFİKLERİ YENİ ARAYIŞTA

Sanchez ve Âl-i Nahyan’ın Pekin ziyaretleri, İran’a yönelik savaşta Çin’in diplomatik rolünün güçlendirilmesinde olduğu kadar, küresel diplomatik ilişkilerin çeşitlendirilmesi konusunda da önemli bir dönüm noktası oluşturuyor. İspanya hükümeti, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına katılmayı reddeden Avrupa ülkeleri arasında en sert tepkiyi veren ülke olarak öne çıkmıştı. Madrid yönetimi, saldırıların başından itibaren hava sahası ve limanlarının ABD tarafından kullanılmasına izin vermezken Sanchez de hem Gazze’deki soykırım hem de İran savaşı nedeniyle ABD-İsrail ittifakına ağır eleştiriler yöneltmişti. BAE ise ABD’nin bölgedeki önemli üslerini barındıran bir ülke olarak İran’ın füze saldırılarına maruz kalmasına rağmen ABD tarafından yeterince korunamayan Körfez ülkelerinden biri olarak dikkat çekiyor. Savaş sürecinde batılı ve Arap medyasında yayınlanan birçok raporda, Körfez ülkelerinin hayal kırıklığına uğrayarak yeni ittifaklara yönelebileceğine vurgu yapılmıştı.