Dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Müslümanlar arasında kalıcı iş birliği ağı kurulması ve İslam ülkelerinin diaspora politikalarının ortak zeminde buluşturulması için ilk adım Ankara’da atıldı. “İslam İşbirliği Teşkilatı Üye Devletleri 1. Müslüman Diaspora Forumu”, Dışişleri Bakanlığı, YTB ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC) iş birliğiyle başladı.
Türkiye’nin 2025-2026 dönemi İİT Dışişleri Bakanları Konseyi Dönem Başkanlığı kapsamında gerçekleştirilen forum, İİT üyesi ülkelerin temsilcilerinin yanı sıra uluslararası kuruluşlar, kamu kurumları ve düşünce kuruluşlarını aynı masa etrafında buluşturuyor.
İİT ülkelerinin yalnızca Avrupa ve Kuzey Amerika’da yaklaşık 60 milyonluk diasporaya sahip olduğu belirtilirken, forumun üç temel hedefi; ülkeler arasında iyi uygulama ve tecrübe paylaşımının artırılması, ortak sorunlara birlikte çözüm üretilmesi ve uzun vadeli iş birliği ağlarının kurulması olarak belirlendi.
ORTAK SÖYLEMDEN ORTAK EYLEME
Forumun önemli gündem maddelerinden birini Gazze oluşturuyor. “Ortak Söylem ve Ortak Yaklaşım: Gazze Bağlamında Müslüman Diasporalar Arasında Ortak Eylem Fırsatlarının Güçlendirilmesi” başlıklı oturumda, farklı ülkelerde yaşayan Müslümanların Filistin ve Gazze konusunda yürüttüğü çalışmaların daha koordineli ve sürdürülebilir hale getirilmesi ele alınacak.
Bu kapsamda ortak bir söylem geliştirilmesi, ülkeler ve diaspora kuruluşları arasında somut iş birliği mekanizmalarının kurulması ve gerektiğinde hızlı biçimde devreye girebilecek koordinasyon kanallarının oluşturulması üzerinde durulacak.
Forumun açılışında konuşan YTB Başkanı Abdulhadi Turus da Gazze’de yaşananların dünyadaki Müslümanlar arasında güçlü bir ortak hassasiyet oluşturduğunu belirterek, “Sınırlarımız farklı olabilir. Fakat vicdanımız, kardeşliğimiz ve mesuliyetimiz ortaktır” dedi.
Turus, bu dayanışmanın yalnızca kriz dönemleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, “Bize düşen, bu ortak hassasiyeti yalnızca zor zamanlarda ortaya çıkan bir dayanışma olarak bırakmamak, kalıcı bir iş birliğine ve ortak hareket kapasitesine dönüştürebilmektir” ifadelerini kullandı.
AYNI MESELELER AYNI MASADA
Müslüman diasporaların yaşadığı ülkeler, göç hikâyeleri ve kuşak tecrübelerinin farklı olduğuna işaret eden Turus, bu farklılıkların ortak hareketin önünde engel olmadığını söyledi.
“İşte tam da bu sebeple birbirimizi dinlemeye, tecrübelerimizi paylaşmaya ve müşterek meselelerimiz üzerinde birlikte düşünmeye ihtiyacımız var” diyen Turus, “Hiçbir farklılığımız; imanımızdan, inancımızdan, kıblemizden ve aramızdaki kardeşlik hukukundan daha öncelikli değildir” ifadelerini kullandı.
Şûrâ Suresi’ndeki istişare vurgusuna da değinen Turus, aynı kıbleye yönelen Müslümanların meselelerini, imkânlarını ve tecrübelerini de aynı masa etrafında konuşabilmesi gerektiğini belirtti.
DİASPORANIN GÜNDEMİ GENİŞLİYOR
Forumda yalnızca mevcut sorunlar değil, değişen şartlarla ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar da değerlendirilecek. İslamofobi, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve hak ihlallerinin yanı sıra yeni nesillerin kimlik ve aidiyetlerini koruması, eğitim imkânları, siyasi ve toplumsal temsil, sivil toplumun güçlendirilmesi, dijital dünyanın getirdiği yeni riskler ve kamu hizmetlerine erişim gibi başlıklar gündeme gelecek.
“Diasporada Birlik: Güncel İhtiyaçlar, Ortak Çözümler” başlıklı oturumda da dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Müslüman diasporaların karşılaştığı sorunlara karşı siyasi, ekonomik ve sosyal mekanizmaların nasıl geliştirilebileceği tartışılacak. Ülkelerin benzer sorunlara ayrı ayrı çözüm üretmesi yerine, ortak tecrübenin paylaşılabileceği daha kalıcı bir yapı oluşturulmasının yolları aranacak.
ANA VATANLA BAĞ KUVVETLENECEK
Forumun bir diğer ana başlığını diaspora ile ana vatan arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi oluşturuyor. İkinci çalışma oturumunda, diasporalara yönelik kamu hizmetleri ve ülkelerin bu alandaki başarılı uygulamaları değerlendirilecek.
YTB’nin yıllar içinde edindiği tecrübelerin de paylaşılacağı oturumda, farklı ülkelerde yaşayan insanların ana vatanlarıyla sosyal, kültürel ve ekonomik bağlarının nasıl güçlendirilebileceği, diasporaların ülkelerine sağlayabileceği katkının nasıl artırılabileceği ele alınacak.
SADECE SORUN DEĞİL BÜYÜK BİR İMKÂN
Turus, Müslüman diasporaların yalnızca ayrımcılık, yabancı düşmanlığı veya kimlik sorunları üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkarak, dünyanın dört bir yanında güçlü bir Müslüman insan kaynağı bulunduğuna dikkat çekti.
Bilim insanlarından akademisyenlere, girişimcilerden sanatçılara, sivil toplum temsilcilerinden kamu hayatında görev alan isimlere kadar geniş bir birikim bulunduğunu belirten Turus, “Önümüzde yalnız sorunlar değil, aynı zamanda çok büyük bir beşerî, entelektüel, ekonomik ve sosyal imkân bulunuyor” dedi. Turus, esas meselenin farklı ülkelerde oluşan bu birikimin birbirinden haberdar edilmesi ve ortak güce dönüştürülmesi olduğunu vurguladı.
“Bir ülkede geliştirilen başarılı bir uygulama bir başka ülkenin yolunu açsın. Kurumlarımız birbirlerine daha kolay ulaşsın. Gençlerimiz, akademisyenlerimiz, girişimcilerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız arasında daha güçlü ve kalıcı bağlar kurulsun” diyen Turus, forumun bu açıdan yeni kapılar açmasını beklediklerini söyledi.
ORTAK BİR DİYALOG AĞI HEDEFLENİYOR
SESRIC’in araştırma ve veri kapasitesi, İİT ülkelerinin farklı kurumsal tecrübeleri ve YTB’nin sahada edindiği birikimin aynı zeminde buluşturulmasıyla Müslüman diasporalar arasında kalıcı bir iletişim hattının oluşturulması hedefleniyor.
Forum iki gün boyunca bir açılış programı, üç ana çalışma oturumu ve iki yan etkinlikle devam edecek. İİT üyesi ülkelerden Türkiye’ye gelen uluslararası öğrencilerin katılımıyla “Bir Diaspora Olarak Uluslararası Öğrenciler” başlıklı özel bir oturum da gerçekleştirilecek.
Forumun 9 Eylül’deki kapanışında ise iki günlük görüşmelerin ardından sonuç bildirisi yayımlanacak. Bildiri, Müslüman diasporalar arasında kurulması hedeflenen uzun vadeli iş birliği mekanizmasının yol haritasını ortaya koyacak.