Adı John Perkins... Uzun yıllar Asya, Afrika, Ortadoğu ve Latin Amerika'da Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler ve IMF gibi uluslararası örgütler yanında Fortune 500'de yer alan küresel şirketler için ekonomist olarak çalıştı. Fakat günün birinde yaptıklarını itiraf etme gereği duydu. Kendisini “Ekonomik Tetikçi - ET” ilan ederek, “Bir Ekonomik Tetikçi'nin İtirafları” başlığıyla anılarını kaleme aldı.
Ancak adı geçen kurumlardan gelen tehdit ve rüşvet teklifleriyle dosyayı yayıncıya ulaştırma kararını 5 kez değiştirdi. Son kararını verdiğinde ise ABD'de tam 24 yayınevi yayınlamaktan çekindi. Sonunda çalışma kitap oldu ve okuyucusuyla buluştu. Kitap kısa sürede büyük yankı yaptı ve seri halinde ikinci ve üçüncü cildi çıktı. John Perkins, ekonomi tetikçisi olarak amaçlarını “Küresel imparatorluk kurmak” olarak özetliyor ve şöyle devam ediyor “Mafyanın yaptığı iyilikler gibi Ekonomi Tetikçileri de görünüşte bazı iyilikler yapar.
Örneğin elektrik santralleri, otoyollar, limanlar, havaalanları, teknoparklar gibi altyapı hizmetleri için borç temin ederler. Bu borçların ön koşulu, bütün bu projelerin Amerikan inşaat ve mühendislik firmaları tarafından gerçekleştirilmesidir. Eğer Ekonomi Tetikçisi çok başarılı ise borç tutarı o kadar büyük olur ki birkaç yıl sonra borçlu ülke ödemeleri aksatır. Bu olduğunda biz de mafya gibi diyetini isteriz.”
1967'de bir hükümet darbesiyle Endonezya'da yönetimi ele geçiren ve bu ülkeyi yaklaşık 30 yıl yönettikten sonra tukaka ilan edilip devrilen Muhammed Suharto'nun da Perkins'in eseri olduğu anlaşılıyor. John Perknis Türkiye'de çalışmamış. Ancak bu durum, ekonomik tetikçilerin Türkiye'de görev yapmadığı anlamına gelmiyor. Zamanın IMF Başkan Yardımcısı Stanley Fischer, sorumluluk alanındaki Türkiye'ye verdiği akıllarla ülkemizi 2001'de tarihinin en büyük ekonomik krizine sürüklemişti. Aynı Stanley Fischer'in daha sonra İsrail Merkez Bankası Başkanı olarak bize önerdiklerinin tam tersini yapması, bir görevi yerine getirdiğini gösteriyor.
'Her ne olduysa yaşandı bitti, bugünle ne alakası var?' dediğinizi duyar gibiyim. O halde onu da dikkatinize sunayım. İstanbul doğumlu ABD'li iktisatçı Nouriel Roubini, son yıllardaki Türkiye yorumlarıyla dikkat çekiyor. Musevi kökenli olan ve global krizi önceden tahmin ettiği gerekçesiyle 'Kâhin' olarak tanımlanan Nouriel Roubini, 24 Aralık 2008'de, yani küresel krizin tüm şiddetiyle yaşandığı günlerde kriz tellallığına soyunmuş ve taciz atışı şeklindeki şu açıklamasını yapmıştı: “Türkiye, potansiyel bir mali krizin eşiğinde olan 12 ülke arasındadır. Bu ülkelerin yaşayacağı sıkıntıların gelişmekte olan diğer piyasalara yönelik bulaşıcı etkisi olabilir.” Ancak kâhinin kehaneti bu sefer tutmamıştı. Çünkü Türkiye krize girmek bir yana, en hızlı çıkanlardan oldu. Buna rağmen 25 Ağustos'ta cari açık üzerinden yine bir kötümser senaryoyla çıkmıştı karşımıza. Türkiye'nin senaryo dışındaki yolculuğunu izleyen Roubini, Davos'tan simdi de övgüler dizmiş. 'Bütün bunların hangisine inanalım?' diye düşünürken, 'O da bir ekonomik tetikçi mi?' demeden de insan kendini alamıyor.