Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Yaklaşık 2,5 saat süren Külliye’deki toplantı sonrasında Erdoğan, gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. Toplantıda özellikle İran krizi ve bölgemizdeki yansımalarını ele aldıklarını ifade eden Erdoğan, “Ekonomiden ticarete, sınır güvenliğine uzanan geniş bir yelpazede bu krizin etkilerini değerlendirdik. Çatışmaların uzaması ve yayılması ya da kontrolden çıkması dahil senaryoları analiz ettik” dedi.
TÜM BİRİMLERİMİZİ SEFERBER ETTİK
HEDEFİMİZ ÜLKEMİZİ YANGINDAN UZAK TUTMAK
MUHALEFETE TEPKİ
TÜRKİYE HER ALANDA GÜÇLÜDÜR
MUHALEFETİN HALİ İÇLER ACISI
GÜN SAĞDUYULU DAVRANMA GÜNÜ
HİÇBİR ŞEYİ ŞANSA BIRAKMIYORUZ
“Türkiye 5. yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı’nda, Suriye itilafında, İsrail’in soykırım ve katliamlarında olduğu gibi İran krizinde de hakkın, adaletin, uluslararası hukukun, barışın ve istikrarın yanadır. İlk günden itibaren yoğun diplomasi trafiğindeyiz. Şimdiye kadar 16 liderle görüşmemiz oldu. Dışişleri Bakanımız aynı şekilde 50’nin üzerinde telefon görüşmesi yaptı. Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız, Milli İstihbarat Teşkilatı başkanımız muhataplarıyla sürekli temas halindeler. Bakanlarımız kendi görev alanlarıyla ilgili konuları hassasiyetle takip ediyor. Hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin, özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz.”
Yeni bir müzakere süreci mümkün
Türkiye’de görev yapan büyükelçilerle iftarda buluşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada da bölgedeki çatışmalara ilişkin mesajlar verdi. ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışma uzadıkça tablonun daha da kötüleştiğini vurgulayan Erdoğan satır başları ile şunları kaydetti:
AYNI ACILAR YAŞANMASIN
Karşılıklı misillemelerle can kaybı, yıkım ve krizin ekonomik maliyetinin asimetrik şekilde artmakta olduğunu görüyoruz. Savaş uzadıkça maalesef tablo daha da kötüleşecektir. Sadece çatışan taraflar değil tüm bölge, hatta Avrupa ve Asya dahil bunun faturasını ödeyecektir. Türkiye olarak biz bölgemizin aynı acıları tekrar yaşamasını istemiyoruz.
HERKES KATKI VERMELİ
Ortadoğu coğrafyasının 1 asır evvel olduğu gibi yeniden ameliyata alınmasını, ameliyat masasına tekrar yatırılmasını kabul etmiyoruz. Bölgesel istikrarı tehdit eden her soruna onurlu bir çözüm yolunun bulunabileceğine inanıyoruz. Yeni bir müzakere süreci mümkündür; hatta olmalıdır. Bizler bu coğrafyada barış ve refah iklimini tesis etmekte, bunun için mücadele etmekte bu yolda sonuna kadar yürümekte kararlıyız. Elbette bu mücadelede başta bölge ülkeleri olmak üzere herkesin katkı, destek ve yapıcı rolüne ihtiyacımız var. Türkiye olarak bölgemizin aynı acıları tekrar yaşanmasını istemiyoruz.
Gerekeni yapıyoruz
- 28 Şubat’tan beri alınan tedbirleri Erdoğan şöyle sıraladı: “Bölgemizde yaşanan çatışmalar enerji ve emtia fırsatlarından ticarete, tedarik zincirlerine birçok başlıkta belirsizlikler oluşturuyor. Bu tür kaotik durumlar hazırlıksız yakalanan ekonomiler için tehdit. Hazırlıklı olanlar için de yönetilebilir süreçlerdir. Biz hamdolsun ikinci kategoriye sahip ülkeler arasında yer alıyoruz. Merkez Bankamızın rezervleri 200 milyar dolar civarında. Finansal sistemimiz, piyasalarımız sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Merkez Bankamız Türk Lirası ve döviz likiditesini etkin biçimde yönetmek üzere gerekli tedbirleri aldı. Borsa İstanbul piyasaların güvenli işleyişini süratle hayata geçirdi. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki ani yükselişine rağmen dezenflasyonun sürmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz.Kullanıcıların akaryakıta erişiminde herhangi aksamaya mahal vermiyoruz. Enerji boyutunda hamdolsun her şey kontrolümüzün altında. Tarım, gübre ve gübre hammadde tedariklerini zaten yapmıştık.”
İran’a uyarı: Yanlışta ısrar etmeyin
- “28 Şubat’tan beri savunma ve güvenlik tedbirlerimizin tahkimi noktasında ihtiyaç duyulan tüm adımları atıyoruz” diyen Erdoğan şöyle devam etti: “F-16’larımız havadan erken ihbar ve tanker uçaklarımızla hava sahamızı 7/24 gözlemliyoruz. Kara, deniz ve hava kuvvetleri unsurlarımızla hudut güvenliğimizi her türlü şartlarda yaklaşık 60 bin personelle sağlıyoruz. 4 Mart’ta İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasına geçtikten sonra ülkemize yöneltildiği tespit edilen füze NATO tarafından etkisiz hale getirildi. Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye’nin dostluğunu zora sokacak, son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediyor. Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek hesabın içine girilmemelidir. Türkiye’nin yeri ve tavrı da bellidir. Ateşin daha fazla yayılmaması ve kan dökülmemesi için gösterdiği çabalar ortadadır. Bugünkü hadise bağlamında yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum.”
SİYONİSTLERİN TUZAĞINA DÜŞMEYİN
- “KKTC savunmasının artırılmasına yönelik 6 adet F-16 savaş uçağımızı ve hava savunma sistemlerini adaya konuşlandırdık. İki devlet tek millet şiarıyla hareket ettiğimiz can Azerbaycan başta olmak üzere bölgedeki kardeş ülkelerle dayanışma halindeyiz. Bölgedeki terör unsurlarının faaliyetlerini anbean izliyoruz. Terörsüz Türkiye sürecini sekteye uğratacak bölgemizin huzuru ve istikbaline darbe vuracak senaryonun karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyorum. Siyonist katliam şebekesinin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşülmemelidir. Türkiye artık eski Türkiye değildir. Herkes hesabını buna göre yapmalıdır. Türkiye Yüzyılı rotamızda emin adımlarla yürüyoruz. Karanlık mahfillerde yazılan karanlık senaryoların hiçbiri işe yaramayacak. Dili dualı bu millete tuzak kuranların hevesleri kursağında kalacak.”