Tıp dünyasında Respiratuar Sinsityal Virüsü olarak bilinen RSV, her yaş grubundaki bireyde solunum yolu enfeksiyonu oluşturabilme potansiyeline sahip bir virüs olarak dikkat çekiyor. Virüsün mevsimsel bir döngü izlediğini belirten Kadıköy Florence Nightingale Tıp Merkezi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülengül Altun, “Virüs genellikle sonbahar aylarında başlayarak bahar aylarına kadar varlığını sürdürüyor. Vaka sayıları ise ocak ve şubat aylarında en yüksek seviyeye ulaşıyor. RSV, her ne kadar geniş bir yaş aralığını etkilese de özellikle 2 yaş altındaki çocuklarda çok daha riskli bir tablo çiziyor. Bu yaş grubundaki bebek ve çocuklarda enfeksiyonun seyri oldukça ağır olabildiği gibi, durumun ciddiyeti çoğu zaman hastaneye yatış gerektirecek seviyedeki ağır enfeksiyonlara kadar uzanabiliyor” dedi.
HASTANEYE YATIŞ ORANLARI ARTTI
Geçmiş yıllarda genellikle sadece kış aylarıyla sınırlı kalan RSV’nin artık mevsimsel sınırlarını aşarak yılın diğer dönemlerinde de görülme sıklığını artırdığına işaret eden Altun, “Bu durumun bir diğer dikkat çekici yanı ise virüsün sadece yüksek riskli popülasyonu değil, risk grubu dışındaki bireyleri de ciddi oranda etkilemeye başlamasıdır. Nitekim çeşitli yayınlarda, riskli grubun dışındaki bireylerde de RSV kaynaklı hastaneye yatış oranlarının yükseldiği açıkça ifade edilmektedir. Kısacası, hem mevsimsel yayılımın genişlemesi hem de hedef kitlesindeki artışla birlikte RSV’nin son yıllarda çok daha etkili ve yaygın bir hale geldiği görülmektedir” şeklinde konuştu.
BELİRTİLERİ NEZLEYLE KARIŞTIRMAYIN
RSV enfeksiyonunun ilk etapta hafif belirtilerle kendini gösterdiğini vurgulayan Altun, “Hastalığın başlangıç aşamasında çoğunlukla hafif nezle hali, burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kızarıklık ve henüz sıklaşmamış, tek-tük seyreden öksürük şikayetleri görülüyor. Ancak hastalığın ilerleyen safhalarında bu tablo yerini daha ciddi semptomlara bırakıyor. Özellikle küçük çocuklarda ve bebeklerde, solunum sıkıntısıyla beraber beslenmede azalma gibi belirtilerin de tabloya eklenmesi hastalığın seyrine dair önemli bir işaret kabul ediliyor. Hafif ateş, hapşırık, öksürük ve burun akıntısı görülebilir. Ancak virüs akciğerlere indiğinde tablo ağırlaşır. Küçük hava yollarında salgı artışı olur, bronşioller tıkanır ve solunum ciddi şekilde zorlaşıyor” diye konuştu. İlk aşamada üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlayan hastalığın bebeklerde öksürük nöbetleri, hırıltılı solunum ve beslenmede azalmaya evrildiğini hatırlattı.
GÖĞÜS KAFESİ ÇÖKÜYORSA DİKKAT
RSV virüsünün özellikle bebekler ve küçük çocuklar için ciddi bir risk oluşturduğunu anlatan Altun, RSV’nin iki yaş altındaki çocukların yaklaşık yüzde 90’ını enfekte eden son derece yaygın bir virüs olduğunu belirterek, Nefes alırken burun kanatlarının açılması ve göğüs kafesinin içeri doğru çökmesi, solunum sıkıntısının arttığını gösteren en kritik uyarı işaretleridir” ifadelerini kullandı. Enfeksiyonun bebeklerde bağışıklık sistemi henüz olgunlaşmadığı için daha ağır seyrettiğini dile getiren Altun, prematüre bebeklerde akciğer dokusunun gelişmemesinin riski artırdığını vurguladı.
Korunma anne karnında başlıyor
- Risk grubundaki bebekler için koruyucu aşıların önemine dikkat çeken Gülengül Altun, “Prematüre doğan veya doğumsal kalp hastalığı olan bebeklerde koruyucu RSV antikor aşıları öneriyoruz. Aileler mutlaka hekimleriyle birlikte en uygun takvimi belirlemeli” dedi. Korunmanın doğumdan önce de başlayabildiğini belirten Altun, “Gebeliğin üçüncü trimesterinde anne adaylarına yapılan tek doz RSV aşısı sayesinde hem anne hem bebek korunabiliyor. Bu yaklaşım, doğum sonrası riskleri ciddi oranda azaltıyor” ifadelerini kullandı.