Hastane enfeksiyonları herkesin kâbusu. Dünya onları "Sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlar" olarak adlandırıyor. Çünkü bu kavram poliklinik hizmetleri verilirken oluşan enfeksiyonları da kapsıyor.
Hastanelerde enfeksiyonunun olması ölüm oranlarında ciddi artışa neden oluyor. Aynı zamanda da hastanede kalış süresini, doğal olarak da maliyeti çok artırıyor. Bu enfeksiyonların azalması, hem hastalıkların hem de ölümlerin ciddi şekilde azalmasını sağlıyor.
7-9 Mart tarihleri arasında İstanbul''da, Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği''nce gerçekleştirilen olan '''Sağlık Bakımıyla İlişkili Enfeksiyonlar Sempozyumu''nda bu alandaki en son bilgiler paylaşılıyor.
ÇOK TEHLİKELİ
Klimik Derneği Başkanı Prof.Dr. Önder Ergönül, hastane enfeksiyonlarının sağlık bakımı verirken yani sağlık hizmetini sunarken istenmeyerek gelişmiş enfeksiyonlar olduğunu kaydediyor.
Bu enfeksiyonlar, dirençli toplumda çok rahatlıkla olmayan her zaman görmeyeceğimiz tarzda olan enfeksiyonlardır. İnsanlarda hastalık yapan mikroorganizmaların, bakteriler açısından virüsler açısından mantarlar açısından en tehlikeli olanlarıdır diyebiliriz.
UFAK CERRAHİLERDE RİSK DAHA FAZLA
Prof.Dr. Ergönül, bu enfeksiyonların hastanede belli alanlarda daha fazla görüldüğünü belirtiyor ve devam ediyor:
Hastaya bir takım ilaç verilmişse, kemoterapi yapılmışsa, ufak cerrahiler girişimler yapılmışsa o zaman risk daha fazladır. Yoksa poliklinik sırasında beklerken dahili hastalarda beklediğimiz ve bunun için kullandığımız tabir değildir. Risk özellikle girişim yapıldığında ,cerrahi girişimler veya insan vücuduna katater yerleştirilmesi, sonda takılması gibi durumlarda artan bir şeydir. Yoğun bakım üniteleri bu enfeksiyonların en çok görülebildiği yerlerdir.
DÜNYA ÜLKELERİNE GÖRE İYİ DEĞİLİZ
Prof. Dr. Ergönül, özellikle yoğun bakımda yatan hastalarda yüzde 5 ile 10 oranında hastanenin yapısına ve büyüklüğüne göre değişen oranda hastane enfeksiyonu söz konusu olduğunu kaydederken, "Türkiye''de belli dönemlerde belli bakteriler öne çıkmıştır. Geniş ölçekli salgın yapmıştır gerçekten. Türkiye ve benzeri ülkelerde. Türkiye bu enfeksiyonların görülme oranlarında diğer dünya ülkelerine göre çok kötü diyemeyeceğimiz ama çok da iyi diyemeyeceğimiz bir noktada" diyor.
YAŞLI GRUP ETKİLENİYOR
Prof. Dr.Ergönül, hastane enfeksiyonundan en çok yaşlı grubun etkilendiğini söylerken, "Kişilerin ek hastalıkları arttıkça ,bu enfeksiyonlardan etkilenme ihtimalleri artmaktadır. Yaşlı gruplarda kalp, şeker hastalığı nörolojik hastalıklar kanser hastalarında risk artmaktadır yaş arttıkça. Nüfus yaşlandıkça bu tür problemleri daha çok göreceğiz" şeklinde görüş veriyor.
EL YIKAMA EN ÖLÜMCÜL ENFEKSİYONLARIN ÖNÜNE GEÇEBİLİYOR
Prof.Dr. Önder Ergönül de, el yıkamanın enfeksiyonların önüne geçtiğinin bilimsel olarak kanıtlandığını vurguluyor ve devam ediyor: Sağlık çalışanları değil, hastalarını görmeye gelmiş hasta yakınları da , hastaların bizzat kendileri her fırsatta özellikle hastanede kalırken ellerini yıkamalıdırlar. Bilimsel olarak kanıtlanmıştır ki, her işlemden önce ve sonra el yıkanırsa , hastane enfeksiyonları da ciddi ölçüde azalmıştır. Çok basit sadece 20-30 saniyemizi ayırarak aslında hayat kurtarabiliyoruz. Sağlık çalışanları olarak.
Kişiler ziyaretleri sırasında gereken hijyene dikkat etmezlerse örneğin ellerini yıkamak, hastayken ziyarete gelmek, çocuklarını da yanlarında götürmek, çiçek göndermek gibi sıkıntılar enfeksiyonu artırıcı bir faktör olarak ortaya çıkarlar. Enfeksiyonun çiçeklerden de geçebileceği gösterilmiştir, hastaneye çiçek kabul edilmemesi gerekir. Bir çok hastane bu uygulamayı yapmaktadır. Hastalarımız çiçek göndererek iyilik yaptığını zannederken, bir bakıma kötülük de yapabilirler.
HASTANE ENFEKSİYONLARININ YILLIK MALİYETİ 2 MİLYAR DOLAR
TÜKİYE''DE HER YIL TAHMİNİ 200 BİN HASTANE ENFEKSİYONU GÖRÜLÜYOR
Klimik Yönetim Kurulu Üyesi, Prof.Ata Nevzat Yalçın, Türkiye''de sağlık bakımıyla ilişkili enfeksiyonların sıklığı ile ilgili yeterli veri olmadığını kaydediyor ve şunları söylüyor:
B"ugüne kadar gerçekleştirdiğim çalışmalar ve uluslar arası verilerin ışığında Türkiye''de yılda en az 100 – 200 bin dolayında sağlık-bakımıyla ilişkili enfeksiyonunun görülebileceğini düşünüyorum. Bu enfeksiyonların ülkemize maliyetinin iki milyar doları aştığına inanıyorum. Ayrıca belirli infeksiyonlarda (ventilatörle ilişkili pnömoniler, kan-dolaşımı infeksiyonları) daha fazla olmak üzere çok sayıda hastanın kaybedildiği de önemli bir gerçektir"
HASTANELERDE ENFEKSİYON KONTROL TİMLERİ BULUNMALI
Prof.Dr. Önder Ergönül, hastanelerde enfeksiyonu ile mücadele etmek için organizasyonel yapı gerektiğinin altını çizerken, "Kurumların buna önem vermesi gerekir. Hastanelerde enfeksiyon kontrol ekipleri bulunmalı. Bunlar enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji bölümlerine bağlı çalışırlar. Düzenli olarak oluşabilecek enfeksiyonları tespit edip, gereken önlemleri alırlar. Sadece hastanın tedavisi ile ilgilenmezler, enfeksiyonun hastalara bulaşmaması için de gereken kontrol önlemlerini de bu ekip alır. Bu ekip baktığınız zaman hastanede gözükmez ama bir tür hastanelerin koruyucu sağlık hizmeti gibi çalışırlar. Çok çok önemlidir" diyor.
HASTANE ENFEKSİYONU İLK İSTANBUL''DA TANIMLANDI
Prof.Dr. Önder Ergönül, ilk hastane enfeksiyonunun Kırım Savaşı''nda yaralanan İngiliz Askerlerine bakmak için İstanbul''a gelen hemşire Florence Nightingale tarafından tanımlandığını vurguluyor ve şunları ekliyor:
Florence Nightingale, 1950 yılında İstanbul''da hastane enfeksiyonlarını doğru bir şekilde gözlemleyen ve bunu kayda geçirip yayınlayan kişidir. Bu dünya tarihinde modern tıpta ilk kez İstanbul''da yapılmıştır. Çok önemli bir durumdur. Florence Nightingale, Kırım Savaşı''nda İngiliz askerlerini tedavi etmek için gelmiş bir kişidir. Hemşirelik mesleğinin profesyonel olarak kurulmasının öncüsüdür. Florence Nightingale, tam hastalar taburcu olurken Selimiye Kışlası''nda yani askerler taburlarına gitmek üzere taburcu edildiği düşünüldüğü sırada onlarda başka hastalıklar olduğunu gözlemlemektedir. O tarihte bakteriler, mikroplar tanımlanmamıştır,bilinmemektedir, mikro canlılar mikroskopla görülmemektedir . Ama bunların enfeksiyon olabileceğini düşünüp tek tek bunları izleyerek kartlarına yazmıştır, gözlemlerini Londra''da yazmıştır. O noktada tarihsel noktadayız. 10 seneyi aşmış hemşeri sayımız 30''u bulmamıştır, biz tarihten geleceğe bir köprü kurmak istiyoruz. Umutla geleceğe bakacağımız bir tespit yapmak istiyoruz, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü''nde.