Ekrem Demirli, Ömer Türker, İbrahim Halil Üçer, Eşref Altaş, M. Cüneyt Kaya, M. Zahit Tiryaki, Kutlu Okan, Ercan Alkan ve Hacı Bayram Başer… Bu isimler giderek kendileri birer okula dönüşen Türkiye'nin yüz akı yeni nesil akademisyenleri. Bir araya geldiler ve uzun zamandır eksikliği hissedilen bir sahada devrim niteliğinde bir çalışma başlattılar. İslam düşüncesi ve bilimleri ile 'duygusal' bir bağdan öteye geçmeyen entelektüel faaliyetlerimizi, sağlıklı bir zemine taşımak için Klasik Düşünce Okulu'nu kurdular. Geçtiğimiz ay, 90 kişiyle okumalara başlayan Klasik Düşünce Okulu daha şimdiden 300'ün üzerinde katılımcıya ulaşmış durumda. Yeni eğitim dönemi ise bu yılın Ekim ayında başlayacak. Klasik Düşünce Okulu'nda, İslam düşüncesinin 90 büyük eserini okunacak ve entelektüel mirasımızla doğru ve sağlıklı bir ilişkinin kurulmasına imkân aranacak. Katılamayacakların üzülmesine gerek yok! İyi haber şu; Klasik Düşünce Okulu'ndaki dersler klasikdusunceokulu.org sitesinden de takip edilebilecek. Projenin öncülerinden Ekrem Demirli, 'Klasik metinlerle çağdaş zihin arasında irtibat kurmayı hedefliyoruz' diyor.
“Klasik Düşünce Okulu” adında bir çalışma başlattınız. Okul kelimesi var ama bildiğimiz okullardan farklı. Kısaca sizden dinlesek, nedir içeriği Klasik Düşünce Okulu'nun?
Klasik düşünce okulu, İslam düşüncesinin ana metinlerini lisans düzeyindeki okutmayı ve onlar üzerinde yazı çalışmaları yapmayı hedefleyen bir çalışma. Birinci merhale metinlerin okunması, ikinci merhale ise okunan metinler üzerinde yazılar yazılması.
90 TEMEL ESER VARHedef kitleniz kim?
Hedef kitlemiz lisans düzeyindeki talebeler, bilhassa sosyal bilimler alanında tahsil gören talebeler. İlahiyatta okumak diye bir şartımız yok! İslam düşüncesine ilgi duyan, onu ciddiyetle öğrenmek isteyen herkes öncelikli hedef kitlemiz. Metinleri seçerken İslam'da dini düşüncenin şekillenmeye başladığı ilk dönemlerden itibaren günümüze gelmeyi hedefliyoruz. Bunun için bir çalışma yaptık. Her şeyden önce bir durumu tespiti yaptık: Gördük ki, Türkiye'de İslam düşüncesi ve bilimleri hakkında ciddi bir ilgi olsa bile, bu ilimler alanındaki uzmanlığının öğrenildiği ilahiyat fakültelerinde bile, bu ilgiyi duygusal bağdan öteye taşıyabilecek entelektüel bir zemin yok. Bu tespitin ardından neler yapabiliriz diye düşündük. İslam düşüncesinin temel metinlerini okuyabileceğimiz bir platform oluşturmak istedik.
Kaç metin var?
Bu kapsamda yaklaşık 60 ile 90 arasında temel kitap ismi belirledik. Bu kitaplar arasında Hocazade Muslihuddun Efendi'nin Tehâfütü'l-Felâsife, Sadreddin Konevi'ninMiftâhu'l-Gayb eseri gibi Fatih Sultan Mehmed'in okuduğu kitaplar da yer alıyor. Üç ile dört yıl arasında sürecek bir program ile bu kitapları Türkçe tercümelerinden talebelere okutacağız. Osmanlıda medreselerin verimsizliğinin nedenlerinden birisi olan dil sorunuyla uğraşmayacağız, dikkatimizi tamamen metin analizine vereceğiz. Derslere katılan talebeler mutlaka yazılar yazarak sürecin aktif parçası haline gelecekler. Bu da bizim için çok önemli bir mesele. Bunun yanı sıra yapılan dersleri kayda alıyoruz, bir sitede bunları yayınlayacağız ve farklı kesimlerden insanların hizmetine sunacağız. Kısa bir zaman içinde belki de dünyadaki en önemli İslam düşüncesiyle ilgili metin derslerinden oluşan bir web sitesine kavuşacak ülkemiz! Herkes İslam düşüncesinin temel metinlerini okumada büyük bir rehberlik desteğine kavuşmuş olacak. Artık neyi nasıl okuyacağım, 'okuduğumu anlamıyorum' mazereti ortadan kalkacak.
ÜSKÜDAR'DA BAŞLADIKDersler nerede oluyor?
Hali hazırda Üsküdar'da İskender Baba tekkesi var, orada derslerimizi yapıyoruz.
Klasik metinlerle çağdaş zihin arasında bir irtibat arıyoruz
İslam kültür ve medeniyetinin 'kurucu' klasiklerini eğitim müfredatı haline getirme niyetiniz var. Yani 'oraya' gideceksiniz, güzel fakat bu çağ için ne çıkacak oradan? 'Buraya' gelebilecek misiniz?
Biz klasik metin okuyoruz, fakat bir ayağımız da modern dünyada ve bu dünyanın sorunlarında! Bunun bilinci içindeyiz. İçinde yaşadığı çağı dikkate almayan bir entelektüel hareket kadük kalmaya mahkumdur. Bir çağda yaşıyoruz ve çağa karşı bir sorumluluğumuz var. KDO bu bilinçle teşekkül eden bir entelektüel kurumdur. Bu nedenle derslere gelen talebelere klasik metinleri bir tarih malzemesi olarak sunmuyoruz, buradan bir hamaset çıkartsınlar diye bir maksat gütmüyoruz veya o metinleri anlamsız şekilde suçlasınlar istemiyoruz. Biz klasik metinlerle çağdaş zihin arasında bir irtibat arıyoruz, bu nedenle yaptığımız faaliyet klasik metinlerin yeni bir gözle yorumlanmasından ibarettir. Çağdaş dünya ve onun sorunlarıyla irtibat kurduğumuz ölçüde talebelerin ilgisi daha da artıyor. Yaklaşık on haftalık birinci kuru bitirmek üzereyiz, doğrusu tahmin edemeyeceğimiz derecede büyük bir ilgiyle ve verimle karşılaştık.
Modern öncesi dönemlere ait, neredeyse hiçbir fikrimiz yok. Kitapları bilmiyoruz, bildiklerimizi çevirmediğimiz için okuyamıyoruz. Okuyabildiklerimizi zihnimizde bir yere koyamıyoruz. Tam bir keşmekeş…
Müslümanca düşünme hayatımızın en büyük sorunu da zaten budur. Gerçekten de sahih bir irtibat yok. Atıflar yapıyoruz, insanları övüyoruz, hamaset var, fakat sahih bir bilgi ve irtibat yok. Dindar çevrelerde dahi Müslüman düşüncenin temel sorunları hakkında derinlikli bir kanaat yok. Klasik metinler hakkında herhangi bir fikir sahibi değiliz. O metinlerden yeni bir değer üreterek çağdaş dünyaya sunamıyoruz. Hâlbuki her çağ kendi çözümünü kendisi bulmak zorundadır ve kendi değerlerini üretmek zorundadır. Müslümanlar uzun bir süredir yeryüzünde değer üreten, kurum oluşturan ve insan yetiştiren ciddi bir özne olmaktan uzaklaştı. Bunun için mirasa yeniden dönmemiz, onu anlamamız ve yeniden üretmemiz lazım. Klasik Düşünce Okulu bir zemin teşkil ederek olabildiğince geniş bir çerçevede insanların bu metinlerle irtibatını sağlamayı hedefliyor. Tarihimizle ve mirasımızla barışacağız. İsmini her gün duyduğumuz isimleri gökyüzünden yeryüzüne indireceğiz. Onların kitaplarını hayatımıza katacağız; o eserleri ve düşünceleri yeniden inşa edeceğiz, çağdaş dünya ile irtibatlarını kuracağız. Hedefimiz budur ve bunu başarmak zorunda olduğumuza inanıyoruz.
Geleceğimiz hakkında basiret sahibi olmak önemli
Aslında başlattığınız bu çalışma, radikal batılılaşma ile bir bıçak gibi kesilen 'gelenek'le rabıtamızı da kuracak…
Bu irtibatı kurmamız lazım. Üstelik daha iyi bir tahlille meseleye bakarsak, bu irtibatın kopması sadece cumhuriyet ile de sınırlı değildir. Ahmet Zarifoğlu'nun 'Bir diş gibi koptuk çenemizden' dediği bir durum vardır. Sanırım bu diş uzun bir süre önce koptu da farkında bile olmadık. Tasavvufun ana kavramlarından birisi rabıta-irtibat kavramıdır. Biz sahih mirasımız ile bir irtibat kurarak yaşadığımız dünyada istikamet bulacağız. Elbette ki geçmişi bilmek maziyi değiştirmemize imkan vermez. Fakat en azından geleceğimiz hakkında daha basiret sahibi olarak Müslüman toplumların sorunlarını daha dikkatle çözebiliriz. Miras ile irtibatımızı kurmazsak sadece tarihe karşı vazifemizi ihmal etmiş olmayız, geleceğe dair umudumuzu da yitiririz ve kendimize saygımızı yitiririz.
BATI KLASİKLERİNİ DE OKUYACAĞIZ Hangi ders başlıkları olacak Klasik Düşünce Okulu'nda?
Klasik düşünce okulunda (KDO) ders başlıkları yok. Bunu özellikle böyle tercih ettik. Çünkü ders başlıkları pek çok şartlanmayı birlikte getiriyor. Bizde onun yerine kitap isimleri var. Bu sayede herhangi bir disiplinin ötekini öncelemesini istemedik. İslam nazari mirası içindeki her bölüm eşit olarak bulunsun, temel kitapları eşit ağırlıkta okunsun istedik. Bununla birlikte ağırlıklı olarak kelam, tasavvuf, İslam felsefesi ve fıkıh usulü üzerinden gideceğiz. Zamanla KDO'daki faaliyetlerimizi daha da zenginleştirerek batı klasikleri ve başka bir takım metinleri de okutacağız.
Mesela Tasavvuf Düşüncesi ele alınacak. İbn Arabi, Konevi, Davud-u Kayseri, İmam-ı Rabbani ve Mevlana gibi isimler mi olacak? Derslerde takip edilecek isimler ve eserler neye göre belirlendi?
Söylediğim gibi bizde ders isimleri kitap isimleridir. Talebelerimiz Risale Dersi, Fehmü'l-Kuran dersi vb okumak için bize geliyor. Bu kitapların mensup oldukları bir disiplin ve bilim var. Fakat şimdilik bizim için o ikinci planda. Biz bu isimleri İslam düşüncesinin ana akımlarına ve oradaki kurucu isimlere bakarak belirledik. Bu nedenle bahs ettiğiniz isimlerin hepsi KDO'da bulunacak. İsimleri belirlerken aşağı yukarı ittifak edilen isimleri tercih ettik. İslam nazari mirasından okunması gereken kırk kişi veya eseri sayalım desek, aşağı yukarı herkes aynı isimleri sayar. Biz de öyle baktık! Temel metinler şunlardır, bunları okutursak İslam nazari düşüncesi daha iyi anlaşılır ve bir perspektif ortaya çıkar dedik.
İSLAM MİRASINI MERAK EDEN HERKESE HİTAP EDİYORUZ Yapilan dersler, web sitesi üzerinden de izlenebiliyor?
Şimdilik yaklaşık dört yüz civarında aktif talebemiz var. Şimdilik daha fazla imkanımız yok, her şeyden önce ciddi bir mekan sorunumuz var, onu çözmeye çalışıyoruz. Bu faaliyeti olabildiğince geniş kesimlere ulaştırabilmek için web sitesi en öenmli aracımız. Güçlü bir web sitesi hazırlayarak, herkesin müfredatı takip edebileceği bir zemin hazırlayacağız inşallah! Türkiye'de alanı her ne olursa olsun, İslam mirasına merak duyan ciddi herkesin takip edebileceği şekilde dersleri yapacağız, sonra da web sitesine yükleyeceğiz.
Düşünce hayatımız güçlü bir zemine oturmuş olacak
Fatih Sultan Mehmed'in de okuduğu bir ahlak kitabını okumayı ve üzerine düşünmeyi herkes ister. Bunda sorun yok, peki ne tür bir alt yapı gerekiyor dersleri takip etmek için?
Bizce üniversiteye intisap etmiş birisi normal şartlarda yeterli bir altyapıya sahiptir. Fakat bizim imkanlarımız çok sınırlı olduğu için talebe seçiyoruz. Gerçekten de bahsettiğiniz gibi, Fatih'in okuduğu kitaplar da KDO'da okunacak kitaplardır. Biz şimdilik imkanlarımız ölçüsünde talebe alacağız, bunun için ciddi çalışmayı, yazı yazmayı taahhüt edecek talebeler seçeceğiz.
DÜŞÜNCE HAYATIMIZ ZENGİNLEŞECEK Toplamda re çıkacak bu çalışmanın sonucunda?
Sanırım çok iyi neticeler çıkacak ve çıkmaya başladı! İslam mirası üzerinde temel kitapları ve büyük yazarları okumuş, onlara dair yazılar yazmış, onlarla sahih bir irtibat ve zihni akrabalığı inşa edebilmiş bir entelektüel zümrenin çıkmasını istiyoruz. Türkiye'de böyle bir zemin oluşursa düşünce hayatımız tahmin edemeyeceğimiz kadar güçlü bir zemine ulaştıracaktır. Bugün belki yaptığmız pek çok zeminsiz tartışma bir zemin bulacaktır. İslam'a dair daha sağlıklı bakış açıları kazanacağız. Düşünce hayatımız o ölçüde zenginleşecek ve miras ile çağ arasında bir bağ kurmuş olacağız. Hedefimiz ve beklentimiz budur. Allah utandırmasın.