Gıdayı çöpe atarak geleceği çalıyorsun

İsraf hâlâ dünya çapında büyük bir tehlike olmaya devam ediyor. Gıda krizinin başlıca sebebi değilse de artan maliyetler, nüfus artışına rağmen üreten nüfusun giderek azalması gıda krizine giden kilometre taşlarını oluşturuyor.

Muhammed Gümüş Yeni Şafak
Arşiv.

Bir yanda açlık, kıtlık, kriz, öbür yanda israf ve kaynakların sorumsuzca ve sınırsızca tüketilmesi. Dünyada 820 milyonun üzerinde insan kronik açlık çekerken her yıl neredeyse 1,3 milyar ton gıda israf ediliyor. İsraf ülkemizde de ciddi boyutlarda. Her gün yaklaşık 5 milyon ekmeği israf ediyoruz. Her yıl neredeyse 19 milyon ton gıdayı çöpe atıyoruz. Bu kadar gıdanın israf edilmesi kabul edilebilir bir durum değil. 2021 BM Gıda İsrafı Endeksi Raporuna göre kişi başına en çok gıda israf eden ülkeler sıralamasında üçüncüyüz.

İsraf hâlâ dünya çapında büyük bir tehlike olmaya devam ediyor. Gıda krizinin başlıca sebebi değilse de artan maliyetler, nüfus artışına rağmen üreten nüfusun giderek azalması gıda krizine giden kilometre taşlarını oluşturuyor. Üstelik küresel salgın ve savaş gibi olağanüstü durumlar gıda krizini yakınlaştırıyor, derinleştiriyor. Buna ilaveten 2050’de artan nüfusu besleyebilmek için gıda üretiminin yüzde 60 oranında artırılması gerektiği tahmin ediliyor.

Nimet denince başta ekmek olmak üzere yiyecekler akla geldiği gibi israf denince de yine en başta yiyecekler geliyor aklımıza. İsraf edilen sadece yiyecekler değil oysa. Teknolojik araçlardan giyeceğe sayabileceğimiz o kadar çok gereksiz ya da fazladan alınan şey var ki Bütün bu harcamalar, tüketilen kaynaklar israf kapsamında.

Gıda kaybı ve israfının hasat öncesi, hasat sırası, depolama, nakliye ve lojistik, ambalajlama, perakende ve tüketim olmak üzere tarımsal kaynaklı mahsullerin soframıza gelinceye kadar her aşamada çöpe gittiği bir gerçek. Toplu tüketim yerlerinde üretim planlamasının yapılmaması, yetersiz stok yönetimi, olumsuz hijyen koşulları, personelin eğitimsiz olması, alternatifli porsiyonların olmaması ve açık büfe uygulamaları, tüketiciye sorulmadan sunulan ikramlar ve tüketicilerin meyve ve sebze seçerken dokunarak zarar vermesi, perakende aşamasındaki gıda israfına örnek oluşturuyor.

İhtiyaç fazlası plansız alışveriş, tavsiye edilen tüketim tarihi ile son tüketim tarihi arasındaki farkın bilinmemesi, evde uygun olmayan muhafaza şartları, gereğinden fazla yapılan yemekler, yanlış hazırlama teknikleri ve artan yiyeceklerin değerlendirilmemesi gibi sebeplerle tüketim aşamasında gıdalar çöpe gidiyor.

Gelişmiş ülkeler gıdayı daha çok marketlerde veya evlerinde israf ederken gelişmekte olan ülkeler ise altyapı ve teknoloji yetersizliği nedeniyle gıdayı sofralarına gelmeden önce kaybediyor. Ülkemizde yapılan araştırmalar özellikle taze meyve ve sebzede neredeyse yüzde 50’lik kayıp olduğunu gösteriyor. Bu yüzden gıda kayıplarını ve israfını azaltmak için ulusal ve küresel ölçekte tedbirler alınmalı.

Gıda israfı ile mücadele için 2020’de Tarım Bakanlığın tarafından Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile işbirliği içinde başlatılan “Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık” kampanyasını bu konudaki çalışmalara örnek olması açısından önemli buluyorum. Gıdanı Koru atölyeleri bu konuda bilinçlenmeyi ve gıda okuryazarlıklarını artıracak, doğru pişirme tekniklerini öğretecek. Bu kapsamda gıda bankacılığı ve tarlada kalan arz fazlası ürünlerin gönüllüler aracılığıyla toplanıp ihtiyaç sahiplerine dağıtılması israfı azaltmaya yönelik çabalar olarak sıralanabilir.

Türkiye İsrafı Önleme Vakfı ile Gıda Kurtarma Derneği benzeri sivil toplum kuruluşlarının da hem etkinliği hem de sayıları artmalı. Birçok şirketin yürüttüğü sürdürülebilirlik projeleri, devlet kurumlarının sıfır atık projesi ve yerel yönetimlerin geri dönüşüm üzerine yaptığı faaliyetler oldukça önemli ve değerli. Doğrudan ya da dolaylı olarak gıdamızı çöpten kurtarmayı amaçlayan çok önemli çalışmalar bunlar.

Gıda işletmelerine de bu konuda büyük görevler düşüyor. Mesela kafe ve lokantalarda en çok dikkatimi çeken kâr amacıyla serpme kahvaltı, iftar menüleri benzeri uygulamalardan kaçınmak israfı azaltmada etkili olacaktır.

Belirli aralıklarla buzdolabı düzenlemesi yapmak, evdeki fazla gıdaları alternatif tariflerle değerlendirip tekrar kullanmak, öğün planlaması yapmak, küçük porsiyonlar hazırlamak israfın azaltılmasında etkili yollardandır. Paylaşmak da gıda israfını önlemeye yardımcı olur. Bütün bunlara rağmen bozulan bir yiyeceği çöpe atmak yerine kompost yapımı organik her türlü atığın çürütülmesi yoluyla geri kazanabilirsiniz.

Önce bireysel olarak israfa yol açan alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor. Gıda senin geleceğindir. Çöpe atma! Çünkü gıdanı çöpe atmak veya korumak senin seçimin. Müslüman Fransız düşünürü Roger Garaudy der ki, israf Allah’a ve topluma karşı bir hırsızlıktır. Konuya bir de bu pencereden bakıp bu bilinci hayatına tatbik edebilirsen israfı sana düşen kadarıyla önemli ölçüde önleyebilirsin. Gıdayı çöpe atarak aslında sadece geleceği çöpe atmıyorsun. Aynı zamanda gıdaya ulaşamayanların geleceğini çalıyorsun.


KISACA

  1. Ziyaretçilerine çeşitli baharatları görme, dokunma ve koklama imkanı sunan Rayiha Baharat Müzesi Gaziantep'te açıldı. Baharata dair her şeyin bulunabileceği müzede 132 çeşit baharat mevcut. Ayrıca burada baharatların tarihçeleri ve bitkileri ile yemeklerde kullanılan hali gösteriliyor.
  2. Milli Eğitim Bakanlığı gastronomi enstitüleri açıyor. Bakan Mahmut Özer'in açıklamalarına göre eylül ayı sonu itibariyle İstanbul ve İzmir'de ikişer, Bursa, Tokat, Nevşehir, Hatay, Gaziantep ve Van'da ise birer enstitü açılırken bu illere daha sonra Şanlıurfa, Adana ve Afyonkarahisar eklendi.
  3. Kayseri Şeker, Ar-Ge Merkezi’nin üretimine başladığı Kahverengi Toz Şeker Türk Standartları Enstitüsü tarafından TSE 12478 Belgesini almaya hak kazandı. Türkiye’nin ilk ve tek TSE onaylı kahverengi toz şekerini üreten tesis törenle hizmete açıldı.
  4. Ordu'nun lezzetlerinden galdirik kavurması ile Melocan kavurmasının yanısıra Bingöl balı, Erzincan üzümlü sarucu ve Edirne’nin Meriç ilçesinde yetiştirilen yer fıstığı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillendi.


  • ANEKDOT
  • Ekmeklerin yuvarlak yapılması yüzünden
  • Muzaffer Gökman tarafından hazırlanan gazeteciliğin ve edebiyatın duayen ismi ve tarihçi Ahmet Rasim'in Ramazan Sohbetleri'ni derlediği kitapta şu anekdot dikkat çekiyor: Ahmet Rasim'in yaşı ilerlemiş ve işsiz kalmıştı. Yolu bir gün Ankara'ya düştü. Anafartalar Caddesi'nde onu gören, gazeteci ve milletvekili İsmail Müştak "Aman Efendim" dedi. "Nasılsınız, bir emriniz var mı Ankara'da!” Ahmet Rasim buruk bir gülümsemeyle karşılık vererek, "Fırınlarda ekmeklerin dört köşe değil, yuvarlak yapılması yüzünden buraya kadar geldim" dedi. İsmail Müştak, birşey anlamadığını bakışlarıyla belli edince Ahmet Rasim devam etti: "Bir okka ekmek alayım dedim Elimden düşüp yuvarlanmaya başladı. Ekmek önde ben peşinde buraya kadar koştuk. Şaşkın şaşkın şimdi o ekmeği arıyorum."

EKONOMİ
Zelenskiy: Rusya gıda krizini kasıtlı olarak ağırlaştırmaya başladı

EKONOMİ
Gıda krizi sonrası traktör yetişmiyor