İstanbul'da sahâbe niyetiyle ziyâret edilen 29 mezar ve makam var. Bunlardan 7'si Eyüp sınırları içinde, 19'u sur içinde, 3'ü de Karaköy'de. Ebu Derda'nın ise hem Eyüp'te hem de Üsküdar'da ayrı ayrı iki makâmı mevcut. Bu 29 sahâbeden ikisi mezar (yâni kesinlikle burada), diğerleri makamdır (yâni burada olup olmadığı şüpheli, ya da kesinlikle burada değil, ya da sahâbe değil, hattâ böyle birisi yok.)
İSTANBUL'A GELEN İLK SAHABE ORDUSU
Altıncı halîfe Hz Muâviye zamânında İstanbul'a ilk askerî sefer Hicrî 48 (Mîlâdî 668) yılında yapılmıştı. Mekke, Medine ve başkent Şam'dan hareket eden orduda, Hicaz ordusunun komutanı Süfyan bin Avf el-Ezdî, Şam ordusunun komutanı da Fadâle bin Ubeyd el-Ensârî idi. Tarihî kaynaklara göre bu ilk orduda 63 sahabe bulunuyordu.
İslâm ordusu kara yoluyla Kadıköy'e kadar geldiler. Uzun ve çileli yolculuğa, amansız soğuklar ve hastalıklar da eklenince, zâten çok yaşlı olan sahâbelerden bir çoğu hastalanmış, Ebû Eyyub el-Ensârî de dizanteri hastalığına yakalanmıştı. Hz. Muâviye, orduya destek kuvvet olarak 669 yılı ilkbaharında oğlu Yezid'in komutasında bir ordu daha gönderdi. Destek birliklerinin gelmesiyle Emevî ordusu boğazı geçerek şehri karadan kuşattı. Kuşatma yaz boyunca sürdü. Bu ilk kuşatmaya katılan sahâbelerden ismi bilinen en meşhurları şunlardır: Ebû Eyyûb el-Ensârî, Ebû Şeybe el-Hudrî, Fadâle bin Ubeyd el-Ensârî, Abdullah bin Abbas, Abdullah bin Ömer, Abdullah bin Zübeyr ve bir rivâyette Hüseyin bin Ali.. Muhâsara çok şiddetli geçti. En kanlı sahâbe savaşları da Ayvansaray-Edirnekapı arasında oldu. Fakat kış mevsiminin yaklaşmasıyla muhâsara kaldırılarak Sûriye'ye geri dönüldü. Ebû Eyyub el-Ensârî ve Ebû Şeybe el-Hudrî bu savaş sırasında şehîd olmuşlardı.
İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ İSTANBUL KUŞATMASI
Hz Muâviye zamânındaki ikinci İstanbul kuşatması 5 sene sonra 673 yılında gerçekleşti. Bu ordunun kumandanı da Cunâde bin Ebî Ümeyye el-Ezdî idi. Emevî ordusu, 674 senesinde İstanbul'a ulaştı. Şehir, hem karadan hem denizden kuşatıldı. Bu kuşatma 7 yıl sürdü. Kışları Kapıdağ Yarımadasına sığınıyorlardı. Bir yandan soğuğun şiddeti, diğer yandan surların geçilemeyişi, bütün bunların yanında Bizans'ın suda bile yanan Grejuva ateşi, İslâm ordusunun sürekli zâyiât vermesine sebep oldu. İlk defâ bu savaşta kullanılmıştı Grejuva. Fethin kendilerine nasîp olmayacağını anlayan Emevî ordusu, 680 yılında muhâsarayı kaldırarak geri dönüyordu ki, Antalya açıklarında fırtınaya yakalandı ve donanma telef oldu.
İstanbul'a üçüncü ve son sahâbe seferi 715–717 yılları arasında Mesleme bin Abdülmelik komutasında gerçekleşmişti.
SAHBELERE AİT OLMAYAN SAHABE MEZARLARI
Dr. Mehmet Efendioğlu "Sahabe Dönemi İstanbul Seferleri" konulu çalışmasında İstanbul'daki sahabe kabirlerinin çoğunda, sahabelerin olmadığını belirtiyor. "Dünyada sahabe konusundaki en geniş kaynak bende. Buna rağmen bu kişilere rastlamadım." diyen Dr. Mehmet Efendioğlu, İstanbul'da türbesi olan 20 sahabenin isminin de, sahabe isimlerinin geçtiği hiçbir kaynakta bulunmadığını söylüyor. Hattâ sahabe türbesi olarak ziyaret edilen bazı isimlerin tamamen uydurma olduğunu söylüyor.
Suriçinde mezarı olan sahabelerin izahı ise şöyle yapılıyor: Emevî ordusu fethin gerçekleşmeyeceğini anlayınca, şehri gezmek şartıyla kuşatmayı kaldıracaklarına dâir Bizans imparatoruyla anlaşma yapar. Fakat bu esnâda Bizans halkı ve askerlerinin saldırısına uğrayan islam ordusundan bir kısmı buralarda şehîd olur. Makamları, çok sonraki zamanlarda devrin mühim zevâtı tarafından istihâre (rüyâda işâret) yoluyla tespit edilmiştir.
İşte İstanbul'da sahâbe mezarı olarak bilinen ve çeşitli kaynaklardan güçlükle topladığım 29 mezarlık var. Bunlar içinde kesin sahabe kabristanı olduğu bilinen iki tanesi şunlar:
EBÛ EYYÛB EL-ENSARÎ:
Gerçek ismi Hâlid bin Zeyd olanEbû Eyyûb el-Ensârî, Türkiye'de Eyüp Sultan ismiyle meşhur olmuş. Fakat Eyüp, kendi ismi değil, oğlunun ismi. Bu sahâbenin kabri, Fâtih Sultan Mehmet'in İstanbul'u muhâsara ettiği 53 gün süren savaş esnâsında, 20 Nisan 1453 de Akşemseddin tarafından bulunmuştu. İstanbul'da mezarı bilinen ve burada olduğu kesin olan 2 sahabeden biridir.
EBÛ ŞEYBE EL-HUDRÎ:
Peygamberimizin süt kardeşlerinden olan Ebû Şeybe, İstanbul kuşatmasına katıldığında 89 yaşındaydı. Yunus bin Hâris es-Sakafî diyor ki: "Müsris'in, babasından bahsederken şunları söylediğini duydum: Rasûlüllah'ın ashâbından olan Ebû Şeybe el-Hudrî, Konstantiniyye surlarında bulunduğumuz zaman vefât etti. Biz de kendisini oraya defnediverdik." Bu ifâdelerden anlaşılan o ki, sahâbeler surların bâzı kısımlarını ele geçirmeyi başarmışlar. Ve o esnâda Bizanslıların attıkları oklarla şehîd olan Ebû Şeybe'yi de Ayvansaray'da, iki sur arasında, şehîd olduğu yere defnetmişler. Yine Akşemseddin tarafından tespit edilen mezarı üzerine Fâtih Sultan Mehmet, bir türbe yaptırmış ve Toklu İbrâhim isimli bir askeri de türbedâr tâyin etmişti. Ebû Şeybe Hazretleri de İstanbul'da mezarı bilinen 2 sahâbeden biridir.
Bunların dışında Hamdullah El-Ensari, Ahmet El Ensari, Ebu Derduveymir Bin Salebe, Kab Bin Malik, Muhammed El Ensri, Cabir Bin Abdullah, Ebu Zer El Gıfari, Mir Abdüssadık, Abdullah El Hudri, Şûbe, Ebu Said El-Hudri, Abdullah Bin Hişam El-Ensari, Cafer Bin Abdullah El-Ensari, Hasan-Hüseyin Kardeşler, Abdullah El Ensari, Vehb Bin Huşeyre, Amr Bin As, Süfyan Bin Uyeyne, Abdurrahman Şami, Daye Hatun, Çifte Sultanlar, Edhem, Abdurrahman Paşa, Baba Cafer, Muhammed Bin Cabir El- Ensari, Ali Tabli.
Makamlar yüce şahsiyetlerin hâtırâları unutulmasın diye yapılmıştır. Fakat İstanbul'a kesin olarak geldiği bilinen sahabeler: Ebû Eyyûb el-Ensârî, Ebû Şeybe el-Hudrî, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Abbâs, Abdullah b. Zübeyr ve Fedâle b. Ubeyd gibi sahabilerdir. Bu sahâbe isimlerinin unutulmaması için illâ bir şey yapılacaksa, Eyüpte Piyer Loti tepesine çıkan yokuşun başındaki çeşmeye "Ebedî Eyüp Sultanlılar" diye meşhur zevâtın isminin yazıldığı gibi, bu sahabelerin isminin de o çeşmeye yazılması âcizâne tavsiyemdir.
Bilinen Sahabe mezarı ve makamları
İstanbul'da şehit olmuş yüzlerce sahâbeden, mezarı tespit edilebilmiş sâdece 2 sahâbe vardır. Her ikisi de Fâtih Sultan Mehmet döneminde Akşemsettin tarafından bulunmuştur. Bunlardan biri Ebû Eyyûb el-Ensârî, diğeri de Ebû Şeybe el-Hudrî'nin mezarlarıdır. Bunun dışında sahâbe mezarı diye ziyâret edilen tüm mezarlar, mezar değil makamdır.