Sahneden tuvale renkli bir hayatın sergisi: Semiha Berksoy İstanbul Modern'de

İstanbul Modern, Cumhuriyet dönemi ve Türkiye modern tarihinin en önemli kadın sanatçılarından Semiha Berksoy’un çok yönlü üretimlerini bir araya getiren “Tüm Renklerin Aryası” başlıklı sergiyi, Flormar sponsorluğunda açtı. Berksoy'un farklı dönemlere ait eserleri 6 Eylül'e kadar görülebilir.

Halime Kirazlı
Sergi 6 Eylül'e kadar İstanbul Modern'de.

“Tüm Renklerin Aryası”, Semiha Berksoy’un sahne sanatlarından görsel sanatlara, sinemadan edebiyata uzanan üretimini bir araya getiriyor. Sanatçının opera, tiyatro, resim ve edebiyat arasında kurduğu özgün ilişkiler, 200’ü aşkın yapıt aracılığıyla izleyiciye aktarılıyor.

En kapsamlı Semiha Berksoy sergisi

Erken dönem desenlerinden sahneye taşıdığı opera temalı resimlerine, otoportre ve portrelerinden çarşaf resimlerine uzanan seçki, Berksoy’un kişisel mitolojisini ve sahneyle kurduğu derin bağı tematik bir kurguyla izleyiciye sunuyor. Sanatçının başrolünde yer aldığı operalar, sahne aldığı tiyatro oyunları, yayımlanan öyküsü ve Türkiye’nin ilk sesli filmi “İstanbul Sokaklarında” gibi üretimleri de, onun sanat dünyasına yaptığı katkıların kapsamını gözler önüne seriyor. Semiha Berksoy’un yaşamının dinamizminden beslenen bu yapıtlar, bir yandan sanatın evrenselliğine dair düşünme biçimimizi genişletirken, bir yandan da insan ruhunun yaratıcı gücünü anlamamıza aracılık ediyor.

Türkiye’deki en kapsamlı Semiha Berksoy sergisi olma özelliğini taşıyan “Tüm Renklerin Aryası”, renk uzmanlığıyla bilinen Türkiye’nin bir numaralı makyaj markası* Flormar’ın ana sponsorluğunda izleyiciyle buluşuyor. Flormar, 80’den fazla ülkede ürünleriyle kadınlarla buluşmasının yanı sıra, kültür-sanata verdiği destek ile serginin sanatseverlere ulaşmasına katkı sağlıyor.

Yaşamı gibi katmanlı bir sergi

İstanbul Modern’deki “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisi, müzenin şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak, küratör Deniz Pehlivaner ve asistan küratör Yazın Öztürk tarafından hazırlandı. Sanatçının üretimini Almanya’da ilk kez kapsamlı biçimde görünür kılan “Semiha Berksoy: Singing in Full Color” sergisi, 6 Aralık 2024 – 11 Mayıs 2025 tarihleri arasında Berlin’deki Hamburger Bahnhof – Nationalgalerie der Gegenwart’ta gerçekleşti. Sam Bardaouil ve Till Fellrath küratörlüğünde, Emily Finkelstein ve Agnes Lammert’ın asistan küratörlüğünde operatik bir sahne olarak kurgulanan sergi, Berksoy’un Berlin ile süregelen bağını, farklı disiplinlerdeki üretimlerini ortaya koyuyordu. İstanbul Modern’de gerçekleştirilen sergi ise ölçeği genişletilip yeni bir başlık ve küratöryel çerçeveyle sunularak ses kayıtları, görüntüler, efemera ve fotoğraflarla zenginleştirilen çok katmanlı bir anlatı sunuyor.

Operadan da tiyatrodan da izler var

Sergi, Semiha Berksoy’un yaşamındaki dönüm noktalarından hareketle, kronolojik bir anlatı yerine tematik bir kurgu sunuyor. Seçki, Berksoy’un kişisel mitolojisini, sahneyle kurduğu derin bağı ve sanatını bir yaşam pratiği olarak ele alışını görünür kılıyor. Sahne atmosferine atıfta bulunan “Kırmızı Oda”nın merkezde yer aldığı seçkide, sanatçının opera sahnesinden ilhamla ürettiği resimleri, erken dönem desenleri, annesi Fatma Saime Hanım’ı konu edinen çalışmaları, otoportre ve portreleri ile gündelik kumaşlar üzerine yaptığı çarşaf resimleri bulunuyor. Berksoy’un çok yönlü sanatsal kimliğini yansıtmayı önceliklendiren sergide, sanatçının 1935’te yayımlanan öyküsü “Mezardan Gelen Mektup”tan yola çıkarak hazırlanan bir oda, Türkiye’nin ilk sesli filmi “İstanbul Sokaklarında” ile “Söz Bir Allah Bir” adlı sanatçının da rol aldığı filmlerden kesitler ile aralarında fotoğrafların da olduğu efemeralar izleyiciyle buluşuyor.

Serginin basın toplantısı ve ön izlemesine İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, Flormar CEO’su Tuba Altunterim ile serginin küratörleri; müzenin şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak ve küratör Deniz Pehlivaner katıldı. Sanatçının kızı, tiyatro ve sinema sanatçısı Zeliha Berksoy da toplantıda yer alarak Semiha Berksoy’un yaşamına ve sergiye ilişkin görüşlerini paylaştı.

Kadın sanatçılar İstanbul Modern'de daha görünür

İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, konuşmasında İstanbul Modern’in kadın sanatçıların üretimlerini görünür kılma misyonuna dikkat çekerek şunları söyledi: "İstanbul Modern’de Semiha Berksoy’un çok yönlü üretimini izleyiciyle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana kadın sanatçıların görünürlüğünü artırmak ve üretimlerini geniş kitlelerle buluşturmak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Sahne, resim, sinema, tiyatro, edebiyat, müzik ve performans gibi farklı alanlarda kendine özgü bir ifade dili geliştiren Semiha Berksoy, Türkiye sanat tarihinde kadın sanatçıların öncülüğünü temsil eden benzersiz bir isim. Onun Türkiye’deki en kapsamlı sergisi ile sanatçının 70 yılı aşan üretim sürecini mercek altına alıyor ve izleyicilere Berksoy’un yaratıcı evrenini derinlemesine deneyimleme olanağı sunuyoruz” dedi.

Flormar CEO’su Tuba Altunterim ise Flormar’ın kültür-sanata verdiği desteğin önemini vurgulayarak, Semiha Berksoy’un sanatsal cesareti, heyecanı ve renklere olan tutkusunun markanın değerleriyle güçlü bir bağ kurduğunu ifade etti.

Resimlerinde yaşam, mücadele ve umut var

Sergi basın toplantısına katılan Zeliha Berksoy ise şunları söyledi: “Annem resim yaparken bambaşka bir hâle bürünürdü; sessizlik ister, tamamen işine odaklanırdı. Eserlerinde hem derin bir düşünsel zemin hem de güçlü bir protest duygu vardı; malzemeyi de her zaman içgüdüyle seçerdi: tuval, çarşaf, karton hatta buzdolabı kapağı… Ona göre malzeme kendini gösterdiğinde harekete geçerdi. Resimlerinde yaşamı, mücadeleyi ve umudu yansıtırdı; “Cendereye Vurulan Kadın” yapıtında olduğu gibi cendereye vurulsan da, hayata hep ümit ve cesaretle bakmayı öğretirdi. Bugün İstanbul Modern’de açılan Tüm Renklerin Aryası sergisiyle Semiha Berksoy’un sanatındaki özgün evreni yeni kuşaklara tanıtıyor olmak beni hem gururlandırıyor hem de heyecanlandırıyor; umuyorum ki eserleri genç sanatçılarda ve izleyicilerde, yaratıma dair yeni ufuklar açar.”

Kronolojik bir anlatının ötesinde

Müzenin şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak da serginin küratöryel yaklaşımına değinerek, “Tüm Renklerin Aryası”nın Semiha Berksoy’un yaşamı ve üretimini kronolojik bir anlatının ötesinde, tematik bir bakışla ele aldığını belirtti. Özsoy Sağnak, serginin Berksoy’un sahneyle kurduğu derin ilişkiyi, kişisel mitolojisini ve disiplinlerarası üretim biçimlerini bir arada görünür kılmayı amaçladığını vurguladı. Serginin küratörlerinden Deniz Pehlivaner ise “Semiha Berksoy’un üretken bir sanat aşığı olması, bir Cumhuriyet kadını olarak azmi ve tutkusuyla kendini ve sanatını var etmesinin başlıca itici gücünü oluşturur. Berksoy’un resimleri, opera sahnesindeki bedensel ve duygusal deneyimin tuvale taşındığı, kişisel hafızanın kolektif tarihle iç içe geçtiği özgün bir ifade alanı yaratır” dedi.

Çocuk ve gençlere yönelik atölyeler

İstanbul Modern Eğitim ve Sosyal Projeler bölümü, farklı yaş gruplarını Berksoy’un çok disiplinli üretimiyle buluşturmayı ve sanatçının yaratıcı dünyasını tanıtmayı amaçlıyor. Bu kapsamda çocuklar ve gençler, sanatçının sahne, resim ve müzik alanlarındaki üretim süreçlerini deneyimleme fırsatı bulacak.

Semiha Berksoy kimdir

1910–2004 yılları arasında yaşayan Semiha Berksoy, Türkiye’nin ilk yüksek dramatik sopranosu, Ankara Devlet Operası’nın baş artisti, ressam, performans, tiyatro ve sinema sanatçısıdır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim ve heykel, Tiyatro Okulu’nda drama, İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda müzik eğitimi alan Berksoy; Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi’ni birincilikle bitirmiştir. Avrupa’da sahne almış Türkiye’nin ilk kadın opera sanatçısı olmasının yanı sıra sahne sanatları, edebiyat ve görsel sanatlardaki 70 yılı aşkın sıra dışı külliyatıyla Modern Türkiye tarihinin öncülerinden biridir.