Afyonkarahisar sofrası: Hikâyesini dünyaya açmak istiyor

Halime Kirazlı
Halime Kirazlı
14:351/07/2026, Çarşamba
G: 1/07/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Afyonkarahisar mutfağı, hikayesini tüm dünyaya anlatmalı.
Afyonkarahisar mutfağı, hikayesini tüm dünyaya anlatmalı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” programının üçüncüsü Afyonkarahisar’da yapıldı. Programda kentin UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’ndaki yeri, coğrafi işaretli ürünleri, sofra geleneği ve yerel lezzetlerin dünyaya nasıl anlatılacağı masaya yatırıldı. Ayrıca yerel reçetelerin korunması, coğrafi işaretli ürünlerin denetlenmesi ve ziyaretçiye yalnızca tat değil, hikâye de sunulması gerektiğinin altı çizildi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” programının üçüncüsü Afyonkarahisar’da gerçekleştirildi. Program, Türkiye’nin UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında öne çıkan şehirlerinden biri olan Afyonkarahisar mutfağını yalnızca lezzetleriyle değil, taşıdığı kültürel hafıza, üretim biçimi ve tanıtım imkânlarıyla da gündeme taşıdı.

Yörenin ürünlerini hikayesiyle sunmalı

Türkiye’de gastronomi denildiğinde akla çoğu zaman “ne yenir?” sorusu geliyor. Oysa Afyonkarahisar’da katıldığım programın meselesi biraz daha derindeydi: Bir şehrin sofrası dünyaya nasıl anlatılır? Coğrafi işaretli ürünler sadece bir etiket mi, yoksa o şehrin hikâyesini taşıyan güçlü bir kültür dili mi?

Sıra yemeğinin manasını anlamakla başlamalı

Afyonkarahisar bu sorular için güçlü bir örnek. Kaymağı, sucuğu, lokumu, vişnesi, ekmek kadayıfı, haşhaşlı lezzetleri, et ve fırın yemekleriyle şehir, köklü bir sofra geleneğine sahip. Üstelik bu mutfakta yemeklerin sırası bile başlı başına bir kültür kodu. Panelde konuşan AKÜ Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Asuman Pekyaman’ın aktardığına göre Afyonkarahisar sofrasında yemekler rastgele değil, belirli bir düzen içinde sunuluyor. Ekmek kadayıfı sofranın sonuna doğru gelirken, bamyaya da hazmı kolaylaştıran bir kapanış yemeği olarak yer veriliyor.

Bu ayrıntı, Afyonkarahisar mutfağının neden “miras” kavramıyla birlikte düşünülmesi gerektiğini de gösteriyor. Çünkü burada mesele tabağın içindeki yemekten ziyade; onun ne zaman, nasıl, kime, hangi sırayla sunulduğu. Sofra, şehrin hafızasını taşıyan bir aracıyken bunu modern yaşamlarımıza da uyarlamak kıymetli.

Coğrafi işaret süreçleri sıkı denetimden geçmeli

Programda öne çıkan başlıklardan biri de coğrafi işaretli ürünlerin doğru anlatılması oldu. Musakka Restoran işletmecisi ve Afyon Yöresel Mutfak Gastronomi Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Ayşe Safkurşun, coğrafi işaret simgesinin kolay verilen bir işaret olmaması gerektiğine dikkat çekti. Safkurşun’a göre süreçler sıkı tutulmalı, ürünlerin standartları korunmalı ve dışarıdan gelen misafir, yediği yemeğin ne olduğunu açık biçimde anlayabilmeli.

Bu tespit önemli. Çünkü yerel halk için çok tanıdık olan bir lezzet, şehre ilk kez gelen biri için çoğu zaman açıklanmaya muhtaç. Afyonkarahisarlı biri kaymağın, vişnenin ya da ekmek kadayıfının sofrasındaki yerini ve lezzetini zaten biliyor. Fakat dışarıdan gelen ziyaretçi için o lezzetin hikâyesi anlatılmadığında, tabak yalnızca “güzel bir tatlı” olarak kalıyor. Oysa vişne, ekmek kadayıfı ve kaymak aynı tatlıda buluştuğunda ortaya çıkan şey, yalnızca tatlı değil; Afyonkarahisar’ın üretim kültürünün küçük bir özeti.

Hikâyenin önemi anlatıcısında

Tüm Gıda İşletmeleri Derneği Afyonkarahisar İl Başkan Yardımcısı İsmail Sözer’in “Coğrafi işaretli ürünleri hikâyeleştirmemiz lazım” sözleri de panelin en net cümlelerinden biri oldu. Çünkü bugün gastronomi turizmi yalnızca iyi yemekle ilerlemiyor. İnsanlar artık yedikleri şeyin nereden geldiğini, kim tarafından üretildiğini, hangi mevsimde, hangi emekle sofraya ulaştığını da bilmek istiyor. Fakat bunu da sosyal medyanın geçiçi içerikleri arasında kalıcı kılmak için ustasından ya da reçete sahibinden farklı bir dille dinlemek önemli. Bu kişinin yerel bir aktör olması ise kıymetli. Zira ürünlerini onlar daha iyi tanır ve anılarıyla süsleyerek rahatlıkla anlatabilir.

İsmail Sözer
Yediğini deneyimlemek hikaye anlatıcılığına da katkı sağlar

Afyonkarahisar Kent Konseyi Başkanı Ahmet Akkent de bu noktada deneyim meselesine dikkat çekti. Akkent’e göre ziyaretçi yalnızca yemek yememeli; yaptığı workshopta öğrendiği bilgiyi, tattığı lezzeti ve deneyimi yanında götürebilmeli. Bunun için mekânların doğru biçimde etiketlenmesi, ürünlerin görünür kılınması ve tanıtımın güçlendirilmesi gerekiyor.

Ahmet Akkent

Aslında Afyonkarahisar’ın önünde duran mesele tam da burada başlıyor. Şehir güçlü bir mutfağa sahip. Coğrafi işaretli ürünleri, tarihi üretim biçimleri, yerel reçeteleri ve sofra düzeni var. Fakat bütün bunların turiste, okura, izleyiciye ve dünyaya ulaşması için yalnızca “bizde güzel yemek var” demek yetmiyor. Reçetenin, ürünün, üreticinin ve sofranın hikâyesini birlikte anlatmak gerekiyor.

Zenginlik tabağın dışına çıkmalı
Lokum yapımını deneyimledim.

“Sofra ve Miras” programı bu yüzden sadece bir gastronomi etkinliği olarak değil, Türkiye’nin mutfak kültürünü dünyaya anlatma arayışının bir parçası olarak okunmalı. Coğrafi işaretin denetlenmesi, reçetelerin doğru aktarılması, yerel ürünlerin etiketlenmesi, atölyelerin deneyime dönüşmesi ve bütün bu lezzetlerin hikâyeleştirilmesi… Afyonkarahisar mutfağı zaten zengin. Şimdi mesele, bu zenginliği, tabağın dışına çıkarıp hafızaya, rotaya ve anlatıya dönüştürmekte.



#Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras
#Afyonkarahisar
#Afyonkarahisar mutfağı