Tiyatro, sinema, dizi, sunuculuk, seslendirme... Başarılı oyuncu Engin Hepileri tüm bunları bir arada yürütebilen son yılların başarılı oyuncularından. Seyirci onu bugüne dek Kampüsistan, Emret Komutanım gibi dizilerle daha yakından tanıdı ve çok sevdi. Peşpeşe gelen film ve dizilerle başarısını pekiştirdi. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı bölümünden mezun olan Hepileri tiyatrodan hiç vazgeçmedi. Zira kendisini, dizi yapıp yanında tiyatroda sahne alanların aksine “tiyatro yapıp yanında dizi ve filmlerde oynuyorum” sözleriyle anlatıyor. Sanatçıyı bu sezon sahnede daha sık göreceğiz. Başrollerini Demet Evgar, Okan Yalabık, Bülent Şakrak ile paylaştığı oyunu 39 Basamak'a yıl boyunca devam edecek. Hepileri, şu sıralar yeni bir oyunun da heyecanını yaşıyor. Sanatçının Nergis Öztürk ile sahne alacağı yeni oyunu Akciğer, ilk kez seyirciyle buluştu. Aynı zamanda TRT 1'de ekranlara gelen Altın Petek yarışmasında sunuculuğunu üstlenen Hepileri ile buluştuk. Hem oyunculuğunu, hem yeni projelerini konuştuk...
Yeni sezona tiyatroyla hızlı bir giriş yaptınız. İki oyunda birden rol alıyorsunuz. Nasıl bir sezon programı çizdiniz?
Geçen sezon başladığımız 39 Basamak devam edecek. Tiyatro.iN ve Moda Sahnesi ortaklığında yaptığım yeni oyunum Akciğer var. İki senedir elimde ve hayalimdeydi. Sezonu onunla açtık. Ekimde toplam 12 oyun oynamış olacağız. 39 Basamak ile Ankara turnemiz olacak. Yanı sıra Altın Petek var. Yeni sezon dolu dolu ve keyifle gidiyor.
Bu sezon tiyatroya ağırlık verdiğinizi görüyoruz...
Aslında tam olarak öyle değil. Geçen yıl da çok yoğunduk. 2 sezon önce Kara Ekmek dizisinde çalışırken de Oda ve Adam'ı, Katil Joe'yu oynuyordum. Dolayısıyla tiyatro hep vardı hayatımda. Üniversiteden mezun olduğum günden beri tiyatro yapıyorum. Yanı sıra dizi ve film yapıyorum. Tabi oyunculuk dediğinde hepsi işin içine giriyor. Yanı sıra sunuculuk ve seslendirme işleri var. Sevdiğim, izleyicinin benden beklediğini düşündüğüm işleri yapmaya özen gösteriyorum.
Biraz da yeni oyununuzdan bahsedelim. Nasıl bir oyun Akciğer? Neresinden yakaladı sizi?
Akciğer çok ilginç bir oyun. 2 kişilik, oyuncuyu teknik açıdan zorlayan bir metin. Yazar, “Bu oyunda dekor, kostüm, ışık değişimi ve bir takım pandomimler, mimler istemiyorum” cümlesiyle başlamış. Yani 2 oyuncu karşılıklı çıksın, her şeyi kendi oyunculuklarıyla betimlesinler. Bu bizim hayal ettiğimiz bir şeydi. Küresel ısınma, karbon salınımı ve çevre kirliğiyle ilgili noktada genç bir çiftin çocuk sahibi olma noktasında "nasıl düşünmeliyiz" sorusuyla başlıyor her şey. “Bu dünyaya bir çocuk getirelim mi? Ya da evet yapalım, böylece belki dünyayı bütün pislikten arındıran biri olur.” Esasen bunu tartışıyor. Bir erkeğin bütün gerilimleri ve çelişkileri giriyor işin içine. Çocuk devreye girince aileleriyle, kayınvalide-kayınpeder sohbetleri de oluyor haliyle. Bize de çok yakın noktaları var.
HAYALİM DÜNYAYI SEVECEK EVLAT YETİŞTİRMEK
Sizin bu noktadaki görüşünüz ne peki?
Oyundaki her türdüşünceyi bir oyuncu olarak tartıştım. Oyunda sürekli karar değiştiriyorlar. İnsan da böyle zaten. Ben de o noktadayım. Oyunun özünde söylediği güzel bir şey var;” Sağlıklı ve sevgi dolu bir aile iyi bir birey yetiştirebilir bu iyi birey dünyaya katkı sağlayabilir.” Benim fikrim de bu yönde. Eşimle hayalim çocuk sahibi olduğumuzda onu sevgiyle ve bu dünyayı sevebilecek şekilde iyi bir evlat olarak yetiştirmek. Önce ülkemin sınırları içinde sonra da dünyayı daha iyi bir dünya yapabilmesi için onu büyütmek isterim.
DUALARIM KABUL OLDU
Daha önce de yarışma sunmuştunuz. Altın Petek serüveni nasıl gelişti?
Altın Petek TRT'nin çok önemli bir projesi. Yerli yapımlara öncelik vermesi nedeniyle tamamıyla Türk formatında bir yapım. Çok keyifli ve eğlenceli. ATV'de yayınlanan Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında 500. programı yapacağız dediler. O program çocuk esirgeme kurumuna bağışlanacaktı. Ben de gittim. Kenan Işık benim Devlet Tiyatroları'ndan hocamdı. Selçuk ağabeyi de çok severim. O gün o kadar keyifli ki keşke bana da denk gelse de böyle bir şey yapsam dedim. Keşke olsa diye dua ediyordum. Dualarım kabul oldu. 2 ay sonra telefon geldi. Böylece başladık.
Bir sürü farklı insan ve hikayeyle karşı karşıyasınız. Bunlar sizi nasıl etkiliyor?
Geldiğim gibi kayıt noktasına giriyorum ve her şeyi sırtıma alıyorum. Ne yarışmacıları tanıyorum ne de soruları biliyorum. Bu da çok hoşuma gidiyor. Gelenlerin hikayesini dinlemek ve onları tanımak çok güzel. Memleketin her köşesinden yarışmacı geliyor. Her köşesinde farklı bir hikaye yaşanıyor. Bunlar dizilerde gördüğümüz kurgular değil, hepsi gerçek. O anlamda bu tarafını da çok seviyorum. Kendi insanımızı tanıyoruz, hatırlatıyoruz bir yerde. Arada da yarışıyoruz işte. Esasen kendi kültürümüze yönelik yerli bir format bu. Kendimizi kendimize tekrar tanıtmak...
Peki nasıl işler sizi yakalar? Genelde kendi kültürümüze yönelik projelerde yer almak önceliğiniz mi?
İsterim. Bazı değerler evrenseldir. Bütün dünyada karşılığı vardır. Her işin altında, daha kültürel yerel şeyler de vardır. Az önce oyunda bahsettiğim kayınvalide muhabbeti gibi... Akciğer'de de evrensel bir mesele tartışılıyor. Ama bu kayınvalide muhabbetleri bizde de her zaman çok daha keyiflidir ve ön plandadır. Ben de önce mutlaka orada ne işe yararım diye bakarım. Baktıktan sonra da kendi milletime ben ne verebilirim'e bakıyorum. Oyunculuk ve sunuculuk empati kurma işidir. Seyirci beni her zaman evine misafir olan birisi gibi karşılıyor. Ben de evine gittiğimde nasıl olacaksam ekranda da öyle olmayı tercih ediyorum. Kendimi böyle iyi hissediyorum.
SINIRLARIMI ZORLAMAYI SEVİYORUM
Kimi oyuncunun çizgileri vardır, kimi her rolü oynar. Engin Hepileri'nin rolleri hangileri?
Öyle bir ayrımım yok. Oynaması çok keyifli, iyi yazılmış bir rol varsa onları daha çok seviyorum. Daha iyi oynayabileceğim, gerçek anlamda bütün donanımlarımı, tecrübelerimi aktaracağım bir rolse, kötüyse de iyiyse de onları daha çok seviyorum. Kendimi daha iyi hissediyorum. İyi hissedince rol güzelleşiyor, rol güzelleşince bu seyirciye de geçiyor.
Oynamayı hayal ettiğiniz bir rol var mı peki?
Güzel filmler yaptım. Daha güzel şeyler olabilecek şeyler. Kendimi gösterebileceğim, sınırlarımı sonuna kadar zorlayacağım, belki de aşmaya çalışacağım roller benim için ön planda olacak. Dünyada kabul görmüş yönetmenlerimiz var. Onlarla çalışmak ve bir şeyler öğrenmek çok isterim. 50 yaşında öğreneceksin ki 55 yaşındaki rol için bir şeyler kazanmış olacaksın. Ben tamamım demek en büyük handikap.