Akıllı ampulden robot süpürgeye, güvenlik kamerasından akıllı kilide kadar internete bağlı ev eşyalarının sayısı hızla artıyor. Statista’nın tahminlerine göre küresel akıllı ev pazarının geliri 2025’te 174 milyar dolara ulaşırken, hanelerdeki kullanım oranının yüzde 77,6 seviyesine çıkması bekleniyor. 2029’a kadar pazar büyüklüğünün 250 milyar doları aşacağı öngörülüyor.
HER CİHAZ İÇİN AYRI UYGULAMA
Teknoloji ev işlerini kolaylaştırdıkça, kullanıcıların karşısına bu kez farklı bir sorun çıkıyor: Her cihaz için ayrı uygulama, farklı hesaplar, güncellemeler ve bağlantı sorunları.
2025’te yayınlanan Horowitz Research araştırması da bu çelişkiyi ortaya koyuyor. Akıllı ev cihazı kullananların yüzde 64’ü teknolojinin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını belirtirken, birden fazla akıllı cihazı bulunanların yüzde 70’i tüm ürünleri farklı uygulamalar yerine tek bir merkezden yönetmek istediğini söylüyor. Araştırmaya göre kullanıcıların yüzde 43’ü piyasadaki akıllı teknoloji seçeneklerinin fazlalığından bunalmış durumda.
KULLANICI TEK TUŞLA YÖNETMEK İSTİYOR
Bu nedenle akıllı ev pazarında yeni rekabet yalnızca daha fazla cihaz satmak üzerinden şekillenmiyor. Şirketler, farklı markalara ait ampul, kamera, klima, süpürge ve diğer cihazları tek ekranda buluşturacak sistemlere yöneliyor. Uzmanlara göre geleceğin akıllı evi, kullanıcının sürekli komut vermek zorunda kaldığı değil, cihazların birbiriyle uyum içinde çalıştığı ve teknolojinin mümkün olduğunca görünmez hale geldiği ev olacak. Pazar büyürken asıl soru da değişiyor: Evler ne kadar akıllı olacak değil, bu akıllı cihazları yönetmek ne kadar kolay olacak?
VERİ GÜVENLİĞİ DE SORUN
- Akıllı evlerde karmaşıklık yalnızca farklı uygulamalarla sınırlı değil. Her cihaz için oluşturulan kullanıcı hesapları ve şifreler, unutulan giriş bilgileri ve düzenli yazılım güncellemeleri de kullanıcılar için yeni bir dijital yük oluşturuyor. İnternete bağlı kamera, kapı kilidi ve ev aletlerinin sayısının artması, kişisel verilerin ve ev içindeki bilgilerin güvenliği konusundaki endişeleri de beraberinde getiriyor. Bu nedenle kullanıcılar artık yalnızca akıllı bir cihaz değil, kolay yönetilebilen ve veri güvenliği sağlayan bir ekosistem talep ediyor.