İstanbul'da ölü bulunan eski İngiliz ajanının evinden harita ve kroki çıktı
Gündem
İstanbul'da ölü bulunan eski İngiliz ajanının evinden harita ve kroki çıktı
İstanbul Karaköy'de, ev olarak da kullandığı ofisinin önünde ölü bulunan eski MI6 ajanı James Gustaf Edward Le Mesurier'in ön otopsisi tamamlandı. İlk belirlemelerde ölüm nedeni yüksekten düşmeye bağlı iç kanama olarak tespit edilen Le Mesurier'in kesin ölüm nedeni, alınan kan örneğine yapılan incelemeyle ortaya çıkacak. Evinden harita ve krokiler çıktığı öne sürülen eski istihbarat subayının ölümündeki soruşturmaya cinayet büronun yanı sıra Terör ve İstihbarat Şube Müdürlükleri de dahil oldu.
DHA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından eski İngiliz subayının ölümüne ilişkin açıklama
Gündem
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından eski İngiliz subayının ölümüne ilişkin açıklama
Karaköy’de ölü bulunan İngiliz ajanı James Gustaf Edward Le Mesurier’in ölümüne ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca açıklama yapıldı. Açıklamada, "Kesin ölüm sebebinin tespiti için otopsi ve diğer işlemler Adli Tıp Kurumu'nda devam etmektedir" denildi.
IHA
İngilizce nasıl öğrenilir? Okuyarak değil duyarak
Hayat
İngilizce nasıl öğrenilir? Okuyarak değil duyarak
Dil öğrenmenin çok kolay olduğunu belirten 25 dil bilen Dilbilimci ve yazar Emin Gulu, kendine has geliştirdiği Pratik Evrensel Gramer metodu ile '20 Günde İngilizce’ isimli kitabı kaleme aldı. Dil konusunda önemli açıklamalarda bulunan Gulu, dilin okuyarak değil duyarak öğrenilmesi gerektiğini belirtti.
Yeni Şafak
Beyoğlu'nda ölü bulunan eski İngiliz istihbarat askerine gelen kargoda dikkat çekici detay
Gündem
Beyoğlu'nda ölü bulunan eski İngiliz istihbarat askerine gelen kargoda dikkat çekici detay
İstanbul Karaköy'de ölü bulunan eski İngiliz istihbarat subayı James Gustaf Edward Le Mesurier'in ofisine kargoyla paket geldi. Paketin üzerinde Nihad Sarmini'nin adının yazıldığı görüldü. Sarmini'nin Le Mesurier'in ölümüyle ilgili sosyal medyada üzüntüsünü ifade ettiği paylaşımlar yaptığı görüldü.
DHA
Anne ben sanırım Kemalist oldum
Anne ben sanırım Kemalist oldum

Öteden beri şöyle derim: “Bir Osmanlı subayı olan ve İstiklal Harbi’ni kazanan Mustafa Kemal’le pek çok konuda anlaşabilirim. Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk ile pek çok konuda devasa görüş ayrılıklarımız vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin müesses nizamı haline getirilmiş Kemalizm’den ise nefret ederim.”

Hayır. Geçmişten bu yana nedenlerini her fırsatta uzun uzun anlattığım bu meselelere geri dönecek, tekrar tekrar anlatacak değilim. Kabası şudur fakat: Mustafa Kemal ile hedeflerimiz aşağı yukarı aynıdır. Atatürk’le hayata baktığımız yer çok farklıdır. Kemalizm ise kendisine benzemeyeni yok etme amacı güden baskıcı, leş, nefret ettiğim bir ideolojidir.

Sarı Paşa’nın vefat yıldönümü olan 10 Kasım’da gün boyu çok ilginç paylaşımlar, çok ilginç yaklaşımlar gördüm sağda solda. İşbu yazı bu nedenle kaleme alınmıştır.

Bir kere Kemalistlerden başlayayım. Her zamanki “anma tonu” ile Sarı Paşa’yı yâd ettiler. Bu ton bence neredeyse “ritüel”e varan bir ton ama çocukluğumdan beri alışkınım buna. “Ölmedi, kalbimizde yaşıyor” cümlesiyle başlayıp “olmasaydın olmazdık”a ilerleyip kapanışı “çok da güzel rakı içerdi” zevzekliğiyle yapan bir anma dili geliştirmiş Kemalistler yıllar içerisinde. Bu ritüelle bezeli anma dili bence artık kültür tarihçilerinin ve teoloji uzmanlarının çalışmalarına konu olacak denli kemikleşmiş, belirgin hale gelmiştir. Dolayısıyla dün şaşırmadığım şeye bugün de şaşırmadım.

Şu vardı yine de: Bu yıl Kemalistler arasında hani şu “Atatürk’e benzeyen adam” üzerinden teolojik bir tartışma yürütüldüğüne şahit olup oldukça eğlendim. İslâm tarihindeki fıkıh-kelâm odaklı mezhep tartışmalarına benzettim tartışmanın dilini. Benzetmek gibi olacak ama olsun. Gördüğüm kadarıyla Kemalizm’in Şia fırkası Sarı Paşa’nın benzerine de saygı duyulması gerektiğini savundu. Sünni Kemalizm “tazimde aşırıya gidilmemesi” şartı getirerek cevaz verdi duruma. Mutezile “her yeşil gözlüye Atatürk denmez, Atatürk’ün kendisi değil fikirleri anılır” diyerek açılım getirdi meseleye. Vahhabi Kemalistler ise gün boyu “görüldüğü yerde dövülmelidir” fetvası verdiler zavallı adamcağız hakkında. Ben aslında bu hususta Mutezileyi haklı bulmakla birlikte tarihsel sorumluğum gereği Sünni Kemalistlerin görüşlerine itibar ettim. Ayrıca adamcağız da fazla abartmadan üç kuruş ekmek parası kazansın yani.

Gelelim bunun kadar eğlenceli olmayan diğer meseleye.

“Günün birinde hepimiz Kemalist olacağız galiba” dedirten paylaşımlar gördüm dün gün boyu. Oysa güzel, hem de gayet güzel bir denge bulunmuştu seneler içerisinde. “Kemalistlerin anmalarına saygı duy, kimsenin kutsalı hakkında ileri geri konuşma” formülüyle mis gibi olmasa da geçinip gidiyorduk. Ne diye birdenbire kendisinden hiçbir şekilde “Atatürk anması” beklemediğimiz isimler “olmasaydın olmazdık” noktasına ilerleyip 8’in sonsuzluk işareti olarak kullanıldığı o fotoğrafları paylaştılar bilemedim.

Memlekette, nasıl derler, “paradigma” değişiyor olsa öyle böyle haberimiz olurdu. Gündelik politikanın dili Kemalizm lehine dönüşüyor olsa onu da ucundan kıyısından bilirdik. Eh, bunlar cari olmadığına göre ne oluyor?

Çok fazla emin olmamakla birlikte zannederim şu oluyor. Atatürk’ün sadece bir toplumsal kesimin sembolü olmasına itiraz eden bir akıl dolaşıyor aramızda. Günün sonunda hepimizin Kemalizm’le barışabileceğini falan da düşünüyor galiba.

İngilizce filmlerde duyduğum ve vurgusuna bayıldığım bir kalıp vardır. Şöyle derler gevrek gevrek: “it is not so eaaasy yo.” Yani diyor ki “kazın ayağı öyle değil aslanım.”

Valla hiç kusuruma bakmayın. Kendimi bildim bileli Kemalizm isimli akıl tutulması ideolojisi üzerinden dayak yiyorum. İlkokulda başlayan dayaklar, hız kesmeden devam etti ve 28 Şubat’la zirve yaptı benim açımdan. Zaten 2002’den beri bazen kör bazen topal da olsa ilerleyen “yeni Türkiye davası”nı da neredeyse tam olarak bunun için destekledim: “En azından Kemalist tasalluttan kurtuluruz” diye yani.

Bu saatten sonra ne Kemalist olur benden ne Kemalizm yancısı. Dahası bu saatten sonra Kemalizm isimli akıl tutulması ideolojisiyle gücüm yettiğince mücadele etmekten de geri durmam.

Toplamda şunu demek istiyorum galiba: Bizi ikna etmeye çalıştığınız şey ilgimi çekmiyor. Sarı Paşa üzerinden bize çektiğiniz numaralara ise epeyce gülüyorum. Ne demek “aslında hafızdı, son sözü aleyküm selâm oldu” falan yahu. Şaşırdınız mı iyice?

Diyarbakır'lı babadan AP üyesine PKK tepkisi
Gündem
Diyarbakır'lı babadan AP üyesine PKK tepkisi
Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Tomas Zdechovsky, çocukları PKK tarafından dağa kaçırılan, 66 gündür HDP Diyarbakır il binası önünde evlat nöbeti tutan aileleri ziyaret etti. Evlat nöbeti tutan babalardan biri AP üyesi Tomas Zdechovsky'ye, 'Oğlumu 2015'te Suriye Kobani'ye götürdüler. İki defa Kobani'ye gittim vermediler. Bir oğlum askerde bir oğlum Suriye'de. Avrupa'da insan hakkı varsa PKK'ya çözüm bulsun' dedi.
IHA
Avrupa Parlamentosu üyesi Zdechovsky 'Diyarbakır anneleri'ni ziyaret etti
Gündem
Avrupa Parlamentosu üyesi Zdechovsky 'Diyarbakır anneleri'ni ziyaret etti
Avrupa Parlamentosu üyesi Tomas Zdechovsky, dağa kaçırılan çocuklarına kavuşma umuduyla HDP İl Başkanlığı binası önünde 3 Eylül'de başlattıkları oturma eylemini sürdüren 'Diyarbakır anneleri'ni ziyaret etti.
Yeni Şafak
HDP önündeki eylemde 66'üncü gün: Avrupa Parlemantosu üyesi "Diyarbakır anneleri"ne ziyaret gerçekleştirecek
Dünya
HDP önündeki eylemde 66'üncü gün: Avrupa Parlemantosu üyesi "Diyarbakır anneleri"ne ziyaret gerçekleştirecek
Avrupa Parlamentosu üyesi Tomas Zdechovsky, dağa kaçırılan çocuklarına kavuşma umuduyla HDP İl Başkanlığı binası önünde 3 Eylül'de başlattıkları oturma eylemini sürdüren "Diyarbakır anneleri"ni ziyaret edecek.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.