Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Milan Hakan Çalhanoğlu için kararını verdi: Yeni sözleşme yolda
Spor
Milan Hakan Çalhanoğlu için kararını verdi: Yeni sözleşme yolda
İtalya'da gösterdiği başarılı performansla hem göğsümüzü kabartan hem de manşetlerden inmeyen Hakan Çalhanoğlu'nun geleceği belli oldu. Milan, sezon sonunda sözleşmesi bitecek olan yıldız oyuncuyla nikah tazeleyecek.
Yeni Şafak
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan BM'ye videolu mesaj: Önümüzdeki 10 yıl insanlığın kaderini tayin edecek
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan BM'ye videolu mesaj: Önümüzdeki 10 yıl insanlığın kaderini tayin edecek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biyolojik çeşitliliğin korunmasını ve ekonomiye katkısını kısa vadeli hedefler olarak asla görmemeliyiz. Ekonomik sektörlerin tamamında farkındalığı artırarak bu alanda özel sektörlerin yatırım yapmasını teşvik etmeli, karşı karşıya kaldığımız sorunları birer fırsata çevirmeliyiz. 2022'de BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 16. Taraflar Konferansına ev sahipliği yapacak ve 2 yıllık dönem başkanlığı görevini yerine getirecek Türkiye bu süreçte biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı için gerekli adımların atılmasında öncü rol oynayacaktır. Önümüzdeki on yıl insanlığın kaderini tayin edecek. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri için biyolojik çeşitliliğin korunmasına ihtiyaç var.' dedi.
DHA
Hazine ve Maliye Bakanlığı'na personel aranıyor
Ekonomi
Hazine ve Maliye Bakanlığı'na personel aranıyor
Hazine ve Maliye Bakanlığınca 53 sözleşmeli personel istihdam edilecek. Giriş sınavı başvuruları, 5 Ekim'de başlayacak ve 16 Ekim mesai bitimine kadar Bakanlığın (www.hmb.gov.tr) internet sayfası üzerinden elektronik ortamda yapılacak. Sınav, Ankara'da ve sözlü usulle yapılacak.
AA
Turkcell’den BM’nin ‘küresel iş birliği’ inisiyatifine destek
Ekonomi
Turkcell’den BM’nin ‘küresel iş birliği’ inisiyatifine destek
Turkcell, Birleşmiş Milletler’in 75’inci kuruluş yıl dönümü kapsamında iş dünyasına yönelik başlattığı küresel iş birliği inisiyatifine imzacı oldu. İnisiyatife destek veren iş dünyası liderleri, başta COVID-19 olmak üzere dünyanın son dönemde karşılaştığı krizler karşısında dünya çapında iş birliğine destek verme taahhüdünde bulunuyor.
Yeni Şafak
Bugün bir babayım
Bugün bir babayım
Kızım 2017 Şubat ayında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Ar-Ge personeli olarak işe başladı. Orada İstanbul genelinde kadın, aile ve çocuklarla alakalı projeler yaptılar. Daha sonra sosyal inceleme personeli olarak sahada çalıştı. Kendisi çocuk gelişimi mezunu. Öncesinde anaokulu öğretmenliği, Aile Bakanlığı’na bağlı Aile Sosyal Politikalar’da sözleşmeli personel olarak çalıştı. Çeşitli STK’larda sosyal hizmet alanında görevler aldı. 7 senelik bir iş deneyimi var. İşi dışında da kendi arkadaş...
MSB sözleşmeli er alımı yapacak: MSB sözleşmeli er başvurusu nasıl yapılır? MSB sözleşmeli er alımı başvuru şartları neler?
Gündem
MSB sözleşmeli er alımı yapacak: MSB sözleşmeli er başvurusu nasıl yapılır? MSB sözleşmeli er alımı başvuru şartları neler?
Milli Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nden sözleşmeli er alımı duyurusu yayımlandı. Açıklamanın arından internette konuyla ilgili araştırmalarda yoğunluk yaşanmaya başlandı. Peki, Sözleşmeli Er Alımı başvuruları ne zaman yapılacak? Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarına Sözleşmeli Er Alımı detayları…

Yeni Şafak
Lüks araç alan müşteriye ÖTV ve fiyat farkı şoku: Birkaç güne teslim edeceğiz dediler 812 bin lira fark çıkarttılar
Ekonomi
Lüks araç alan müşteriye ÖTV ve fiyat farkı şoku: Birkaç güne teslim edeceğiz dediler 812 bin lira fark çıkarttılar
Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanlığı'nın aldığı kararla otomobil ithalatının azalması için lüks kategoriye giren ithal otomobillerde ÖTV zammı geldi. Bu zam kararı gelmeden önce 2,5 milyon liraya sıfır lüks otomobil alan müşteriye "araç elimizde yok bir kaç güne geldikten sonra devir işlemlerini yapacağız" diyen firma ÖTV zammından sonra eline ulaşan araç için müşteriden 600 bin TL ÖTV ve 212 bin TL de fiyat farkı istedi. Bu durum karşısında şaşkına dönen müşteri soluğu Tüketici Hakem Heyeti'nde aldı.
IHA
BAE-İsrail anlaşmasından Medine Sözleşmesi çıkar mı?
BAE-İsrail anlaşmasından Medine Sözleşmesi çıkar mı?

Trump, Kushner ve Netanyahu üçlüsünün uzun süre pazarladıkları yüzyılın barış planı suya düştü. Adeta dağ fare doğurdu. Filistin’i ve Filistinlileri yok sayan sözde barış planı bu üçlünün müttefiklerini bile memnun etmedi, nisyan çukuruna atıldı. Ancak aynı süreçte Körfez ülkelerine yapılan ABD-İsrail şantajı netice vererek İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesi gündeme getirildi. Arapçada “tatbi’”, yani tabii haline dönüştürme kelimesi ile anlatılan bu süreç esasında, perde arkasında var olan ilişkilerin sahneye çıkarılması anlamını taşıyordu. Çeyrek asırdır İsrail ile BAE başta olmak üzere kimi Körfez ülkeleri arasında var olan gizli ilişkiler bir sır değildi. Dolayısıyla bugün ortaya çıkan durum, yani BAE-İsrail ilişkilerinin normalleştirilmesi de sürpriz olmadı.

BM’nin tanıdığı iki devletin kendi aralarında ilişki kurması ve bunu dünya ile paylaşması kadar tabii bir şey yoktur. Bu bağlamda bu iki devletin yaptıkları devletler hukukuna aykırı değildir. Ama aralarında fiziki temas, komşuluk ilişkileri bulunmayan, daha önce bir çatışma yaşamayan iki devletin ABD’nin gölgesine sığınarak bunu ilan etmeleri, ikili ilişkilerin ötesinde bir şeye işaret etmektedir.

Uluslararası sistemde devletlerden beklenen, barışın korunması ve üçüncü taraflara zarar vermemek üzere ikili, hatta çok taraflı ilişkilerin tesis edilmesidir. Hatta dünya bugün sıkı bölgesel ilişkilerin tesis edileceği bir düzene doğru kaymaktadır. Yani bölgesel, ikili ve çok taraflı ilişkilerin gelişmesini olumlu bulmaktadır. BAE-İsrail ilişkilerinin normalleştirilmesi bu bağlamda ele alınacaksa hemen şu sonuçları doğurması gerekmektedir:

*İsrail, 1948’den beri Araplara karşı sürdürdüğü düşmanlıktan vazgeçmeli, egemenlik iddiasını 1967 sınırlarına çekip hukuksuz bütün yerleşim alanlarını boşaltmalıdır.

* Bugün bölge istikrarını altüst eden Filistin mültecileri sorununa bir çare bulunmalı, bütün mültecilerin çıkarıldıkları yerlere dönmelerine izin verilmelidir.

* Hamas ve el Fetih arasında dış etkiler ile oluşan yapay kavga sonlandırılıp başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kuruluşu sağlanmalıdır.

*İsrail, işgal ettiği Suriye topraklarından çekilip Lübnan ile barış yapmalı ve bölgedeki kaynakları komşuluk ilişkileri içinde paylaşıma açmalıdır.

İki tarafın ilişkilerini normalleştirme niyetinde, bunlara dair bir şeylerin konuşulduğunu duydunuz mü? Aksine Netanyahu, daha söz muhatabını bulmadan, devletlerarası hukuka aykırı olarak ilan ettiği, Batı Şeria’nın ilhakını erteleyeceğini söyleyip hem Filistinlileri ve hem de yeni ortağını ölümle korkutup, sıtmaya razı etmeye kalkmıştır.

Bu yeni ilişki biçiminin etkileyeceği taraflara bakalım: Filistin Yönetimi ve Hamas başta olmak üzere taraflardan itirazlar yükseliyorsa; Bahreyn hariç, hiç kimse mutluluk narası atmıyorsa, ortada sorun var demektir. Filistin yönetiminden çeşitli temsilciler, zaten 2005’ten beri ilişkilerinin yavaşladığı ve 2014’te kesildiği BAE’nin kendi geleceklerini etkileyecek bir anlaşma yapmalarına ihanet olarak bakarken, son yıllarda iktidarını ayakta tutmak için İsrail’in şantajlarına ve BAE’nin desteğine mahkûm Sisi bile sessizliğini korumaktadır. Arap Birliği’nin eli ayağı dolanmış, “summun, bükmün” (sağır ve dilsiz) bir şekilde gelişmeleri izlemektedir.

Suudi Arabistan şaşkındır. Uzun zamandır BAE ile Yemen’de sürdürdüğü ortaklığı Aden’de kayaya çarpmış iken şimdi bu yükü nasıl kaldıracağını düşünmektedir. Zira Muhammed bin Selman’ın da ilişkileri normalleştirme konusunda arzusu olmasına rağmen bunu zamana yayıp bugüne kadar ilân ettikleri Filistin politikaları ile uyumlu hale getirmeyi isterken, BAE’nin bu ani hamlesi onu da zor durumda bırakmıştır. Arap dünyasının dış şantajlara mahkûm liderlikleri sesiz kalsa da sokakların bu sessizliği daha uzun süre sürdüremeyeceği apaçıktır. Cezayir, Tunus, hatta Fas ve diğerleri bu duruma şiddetle karşı iken, meseleye doğrudan taraf olan Doğu Arap dünyası da muhtemel sonuçlarından korkmaktadır. Zira bugüne kadar İsrail ile yapılan bütün anlaşmalardan zararla çıkmışlardır.

Bu anlaşma, BM’nin kriterlerine de karşıdır. Bu anlaşma ve sonuçları, uygulatamasa bile, BM’nin bugüne kadar Filistin lehinde çıkardığı bütün kararların aleyhindedir. Yani BM düzenini tehdit etmektedir. Ayrıca devletlerarası barışı öngören BM yasalarının üçüncü taraflara zarar vermeme prensiplerine de aykırıdır.

Kısaca bu anlaşma gayr-i meşrudur ve yok hükmündedir.

BAE-İsrail anlaşmasını meşrulaştırmak isteyenler ilginç bir şekilde, iki argümana başvurmaktadırlar. Birincisi, bir Müslüman devlet olarak kuruluşundan beri İsrail ile ilişkisi olan Türkiye’yi örnek göstermektedirler. Oysa Türkiye’nin baştan beri Siyonizm meselesine ve Yahudi devletine karşı geliştirdiği devlet politikası ile üçüncü taraflara zarar vermeyen hatta menfaat sağlayan ikili ilişkileri bu durumu izah etmek için uygun bir örnek değildir. Bu yüzden bu argüman batıldır.

İkincisi de, anlaşmadan rahatsızlık duyan sokakları kandırmak üzerine bina edilmiştir. Buna göre; Hz. Peygamber’in Benî Nadir Yahudileri, Hudeybiye’de Mekke müşrikleri ve özellikle Yahudilere vatandaşlık sağlayan Medine Sözleşmesi’ni ileri sürerek, BAE-İsrail anlaşmasını meşru ilân etmektedirler. Her biri farklı şartlarda gerçekleşmiş olmasına rağmen, tamamında barışı önceleyen, çevrenin güvenliğini ve bir İslâm devletinin kuruluşunu sağlayan söz konusu anlaşmalar ile, üçüncü tarafların haklarını yok sayan, bölge güvenliğini bozan ve bağımsız Filistin devletinin kuruluşunu engelleyen bu ucube anlaşmanın mukayesesi mümkün müdür?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.