Milletin 152 yıllık şefkatli eli: Türk Kızılay Çanakkale ruhunu yeniden canlanıyor
Hayat
Milletin 152 yıllık şefkatli eli: Türk Kızılay Çanakkale ruhunu yeniden canlanıyor
Çanakkale Zaferi'nde o günkü adıyla Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti olarak çok önemli görevler üstlenen Türk Kızılay, 152 yıldır tüm coğrafyalarda milletin şefkatli eli oldu. Çanakkale Zaferi'nin 105. yılında bu büyük destanın yazıldığı topraklarda anlamlı bir imza atan Kızılay, Ağadere Mecruhin Hastanesi Şehitliği'nin bulunduğu alanı müzeye çevirerek 'İki Hilal, Tek İstikbal' isimli bir sergi gerçekleştirdi.
Yeni Şafak
Libya'da zafer coşkusu
Dünya
Libya'da zafer coşkusu
Türkiye’nin destek verdiği Libya ordusu, darbeci Hafter’in işgalinde kalan bölgeleri kurtarmak için “Zafer Yolları” isimli yeni harekât başlattı. Sonuç da çok kısa sürede geldi. Dün önce Vişke beldesi, ardından kritik Sirte kentinde kontrol sağlandı. Trablus’ta ise önceki gün Terhune vilayetinde kazanılan zafer nedeniyle kutlamalar vardı.
Yeni Şafak
Libya'dan Sirte ve Cufra kentlerine 'Zafer Yolları' operasyonu
Dünya
Libya'dan Sirte ve Cufra kentlerine 'Zafer Yolları' operasyonu
Libya Ordusu, sahil kenti Sirte, Cufra Askeri Hava Üssü ve çevresindeki bölgeleri kurtarmak için "Zafer Yolları" isimli yeni bir harekat başlattığını duyurdu.
DHA
“Libyalı kardeşlerimizi asla darbecilerin ve lejyonerlerin insafına bırakmayacağız”
“Libyalı kardeşlerimizi asla darbecilerin ve lejyonerlerin insafına bırakmayacağız”

Dün Tarhune’nin düşmesiyle birlikte Libya’da yepyeni bir döneme geçilmiş oldu. Ondan bir gün önce uzun zamandır darbeci Hafter’in kontrolünde bulunan ve bütün Libya hava sahasını oradan kilitlemiş bulunan Trablus Havalimanı düşmüştü. Bunların her biri askeri anlamda çok büyük başarılar. Her başarının ardında da BAE’nin finansmanıyla Rusya ve Fransa’dan temin edilmiş yüksek teknolojili silahların imha edilişinin görüntüleri veya ele geçirilmesinin muhteşem hikayeleri var ve tabii ki bütün bu görüntü ve hikayelerin başrolünde Türkiye’nin İHA veya SİHA’ları ve TSK ile MİT’in aklı, cesareti ve desteği var.

İzliyorsunuzdur. Türkiye’nin bir süredir Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) verdiği destekle birlikte sahada bütün dengeler değişmiş durumda. Yakın zamana kadar BAE, Fransa, Mısır ve Rusya’nın desteklediği darbeci general eskisi Hafter, Libya’nın meşru hükümetinin merkezi olan Trablus’u, yönetim merkezinin bulunduğu semtine kadar kuşatmış bulunuyordu. Uluslararası toplumun, BM’nin Libya halkının meşru temsilcisi olarak tanıdığı hükümet Trablus’ta sıkışıp kalmış, oradan da düşmesine ramak kalmıştı. Son hamle için, son vuruşa geçtiği anda karşısına Türkiye çıktı ve o andan itibaren bütün dengeler değişmeye başladı. Şimdi kaçan Hafter, kovalayan Trablus’un meşru hükümeti. Bu kovalamacanın nereye kadar süreceğine dair işareti ise, dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Libya Başbakanı Faed el Serrac’ı Külliye’de kabulünde verdi.

“Hafter’i bir kenara koymak mümkün değil gibi bir anlayışla yaklaşım gösteren ne yazık ki devlet başkanları veya devlet temsilcileri de var. Onlara tekrar hatırlatıyoruz. Hiçbir zaman Libya halkının sorunlarıyla ilgilenmeyen ve Libya’nın geleceğini sürekli tehdit altında tutan bir kişinin bu konuda masaya oturacak bir temsili kabiliyeti de olamaz. Bu kişi ve ona askeri, mali, siyasi destek sağlayanlar, barışın önündeki en büyük engeldir. Darbeci Hafter’i destekleyerek Libya’yı kan ve gözyaşına boğanları elbette tarih yargılayacaktır.”

Erdoğan bu sözleri, Libya’da BM himayesinde ve Libya halkının öncülüğünde sürdürülecek olan ve bütün Libya halkının katılımıyla gerçekleşecek olan bir diyalog sürecinden yana olduklarını ifade ettikten sonra söyledi. Bunun anlamı artık Hafter’in Libya’daki diyaloğun veya siyasi sürecin bir tarafı olma vasfını kaybettiğidir.

Esasen Hatfer’e bu fırsat son saldırılarını başlatmadan kısa süre önce Berlin’de tanınmıştı. Orada bile işlemiş olduğu savaş suçlarına rağmen bu hak fazladan verilmişti ancak o yine belki Trablus hükümetini tamamen devirerek bütün sürece tek başına hakim olmaya doğru bir tamahkarlık sergiledi.

Ancak bu tamahkarlık onun sonu oldu, çünkü eline geçirdiği ilk fırsatta diğer taraflara karşı darbe yoluyla hakim olma alışkanlığı tedavi edilebilir, kontrol edilebilir bir alışkanlık değil. Bu alışkanlığa sahip birinin herhangi bir siyasi süreçte güvenilir bir taraf olarak değerlendirilmesi mümkün değil. Bu Libya halkı için açık bir tehlikedir ve Libya halkı bu tehlikeye karşı korunmalıdır.

Nitekim Erdoğan da mesajını açık ve net bir biçimde verdi: “Libyalı kardeşlerimizi asla darbecilerin ve lejyonerlerin insafına bırakmayacağız.”

Bu arada yıllardır Fransa’da yaşamakta olan çok değerli bir Türk akademisyenin özellikle Türkiye’nin son zamanlarda Libya’da kat ettiği başarılardan ne kadar heyecanlandığını anlatan bir mesajı dikkatimi çekti. Mesajının asıl dikkatimi çeken ve beni de Türkiye medyasının ilgi düzeyiyle ilgilenmeme yol açan yanı Türkiye medyasının bu büyük başarıya sergilediği ilgisizliğe dair söyledikleri. Akademisyen dostum “Fransa ve Avrupa medyasında UMH’nin son zamanlardaki başarıları Türkiye’nin büyük başarısı ve ilerlemesi olarak niteleniyor ve medyada çok önemli yer buluyor, ama bakıyorum aynı ilgi Türkiye medyasında yok.”

Halbuki bu olay bir Kıbrıs çıkarmasından bile çok daha tarihi ve çok daha önemli. Üstelik sesiz sedasız gerçekleşiyor. Akademisyen dostum dikkat çekince fark ettim, gerçekten de takip ettiğim bütün İngiliz ve Arap medyası bu olaya Türkiye medyasından daha fazla yer veriyor. Bizde bile ilginin bu iki günde yoğunlaşmasının asıl sebebi sahada Türkiye desteğiyle UMH’nin kaydettiği başarılardan ziyade Libya başbakanın Cumhurbaşkanını ziyareti.

Ne yalan söyleyeyim, bu tür durumlarda sergilenen abartılı coşkulardan ben her zaman ürküntü duyarım. Çünkü bu tür coşkulu davranışların nihayetinde bizdeki milli duygulardan ziyade bir süre sonra şoven duyguları daha fazla güçlendiriyor olması tehlikesini yaşıyoruz. Bu hadiseler dönüp sağlıklı bir tarih bilinci için bir derse dönüşmesi ne güzel olur oysa.

Arkadaşa verdiğim cevabı da paylaşayım bari: Olaya iyi tarafından bakalım. Bir, Türkiye için artık bu tür başarılar çok abartılı coşkulara konu olmanın ötesine geçti. Türkiye’nin rutini haline geldi. Her gün her alanda bu tür başarılar katediliyor olması Türkiye’nin gücünün artık belli bir noktaya ulaşmış olduğunu gösteriyor.

İki, neticede bu zaferler Türkiye’nin desteğiyle de olsa resmen Libya UMH güçlerinin başarılarıdır. Uluslararası manzarada Türkiye’nin başarısı veya ilerlemesi gibi görünse de Türkiye’nin iddiası Libya’da savaşmak değil, barışın, huzurun ikamesi ve son kertede Libya’nın gerçekten Libyalılara terkedilmesidir. Abartılı bir başarı coşkusunun Türkiye tarafında yaşanmamasında Türkiye’nin sergilediği bir asaletin ve iddialarıyla tutarlılığın eseri vardır.

Bu da Libya’ya çökmeye çalışan ve Türkiye’nin orada ne işi olduğunu pişkince soran sömürgeci işgalci-darbeci güçlere ayrı bir ders olsun.

Fiyat değil kalite arttı: Güven ve hijyen odak merkezi haline geldi
Ekonomi
Fiyat değil kalite arttı: Güven ve hijyen odak merkezi haline geldi
Turizmcinin tam gaz hazırlıklarını sürdürdüğü Antalya'da, yerli turist bu yıl geçen yılın fiyatlarıyla daha sağlıklı ve rahat bir tatil yapacak. Salgın döneminde dünyada bütün sektörleri etkileyen zorlu bir süreçten geçildiğini anlatan Cornelia Diamond Genel Müdürü Zafer Alkaya, “Turizm sektörü bu süreçten en fazla etkilenen alanların başında geliyor. Etkilerin yavaş yavaş azaldığını görüyoruz. Akdenizli turizmciler olarak, kısa vadede olmazsa bile uzun vadede normale döneceğimizi düşünerek hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Bu konuda kendimize güvenimiz tam” diye konuştu.
Yeni Şafak
Zafer anıtına özel belgesel: 42 ay süren hikayenin detayları anlatıldı
Ekonomi
Zafer anıtına özel belgesel: 42 ay süren hikayenin detayları anlatıldı
İGA Havalimanı Genel Müdürü Kadri Samsunlu, “Bir Zafer Anıtı: İstanbul Havalimanı” belgeselinin, zor şartlarla başlayan bir projenin 42 ay gibi inanılmaz bir sürede tamamlanmasının hikayesini anlattığını söyledi. “Yarın buraya 1300 uçak gelsin, biz 1300 uçağı almaya, onlara hizmet vermeye hazırız” diyen Samsunlu, kaldıkları yerden devam edeceklerine işaret etti.
Yeni Şafak
Babaya son dokunuş: Şehit polis memuru Atakan Arslan memleketi Samsun'da son yolculuğuna uğurlandı
Gündem
Babaya son dokunuş: Şehit polis memuru Atakan Arslan memleketi Samsun'da son yolculuğuna uğurlandı
Diyarbakır’daki silahlı saldırıda şehit olan polis memuru Atakan Arslan memleketi Samsun’da toprağa verildi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Helalleşemedik, kızım için sabrediyorum” diyen acılı eş Gözde Arslan’a başsağlığı diledi. Şüphelilerden F.A ve M.A. yakalandı, Arslan’a ateş eden M.E.C de polise teslim oldu. Çukurca’da PKK’lı teröristlerin şehit ettiği Uzman Çavuş Uğur Bora ile Er Mehmet Günay’da memleketlerinde toprağa verildi.
Yeni Şafak
Mehmetçiğin kanı yerde kalmadı: Veysel Altun ila cehenneme zümera
Gündem
Mehmetçiğin kanı yerde kalmadı: Veysel Altun ila cehenneme zümera
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Twitter'dan yaptığı paylaşımda Temmuz 2019'da Bitlis'te Jandarma Binbaşı Zafer Akkuş'un şehit düştüğü saldırının faillerinden Kendal kod alı terörist Veysel Altun'un etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Soylu paylaşımında, "Kanın yerde kalmadı... Rahat uyu Kahraman Jandarma Şehit Binbaşı Zafer AKKUŞ Bu gece Bitlis’te arkadaşların Kendal kod Veysel Altun’u… ila cehenneme zümera (cehenneme sevk edilenler)" ifadelerini kullandı.
Diğer

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.