Küresel kriz sonrası
dünya
, başta Avrupa ve Japonya olmak üzere, uzun süreli düşük büyüme-düşük enflasyon (durgunluk-deflasyon)
. tuzağına yakalandı
AB'de küresel krizden sonraki 8 yılın büyüme ortalaması neredeyse sıfır (yüzde 0.1).
Aynı dönemde ABD büyümesi yıllık ortalama yüzde 1.5.
Euro bölgesi
17 yılın en yüksek
durgunluğu, kredi sıkıntısı ve işsizliği
ile mücadele ediyor.
Japonya
ise daha uzun süredir
durgunlukla boğuşuyor
ve son 24 yılın ortalama büyüme hızı yıllık yüzde 0.8.
*
Durgunluktan kurtulmak için
aşırı parasal genişleme
(ABD Merkez Bankası-FED, Avrupa Merkez Bankası-ECB ve Japon Merkez Bankası-BoJ) uygulamaları göze çarpıyor.
Merkez bankaları tahvil alarak piyasaya para sürdüler. Fakat bu paraları alanlar
harcayacaklarına, kredi olarak vereceklerine üzerlerine oturdular
.
Kriz sonrası süreçte merkez bankalarının uyguladığı
geleneksel para politikalarının dışına çıkıldığı
(faiz oranlarının sıfır seviyelere indirilmesi, sözle yönlendirme gibi) ve bu politikalara son olarak
negatif faizin
eklendiğini görmekteyiz.
*
Negatif faiz
ticari bankaların merkez bankalarına park edeceği paralara
faiz alması bir yana
faiz ödemesi
anlamına geliyor.
Örneğin şu an T.C. Merkez Bankası'nda parasını serbest mevduat olarak tutan ticari bankalara yüzde 7.25 oranında faiz ödenmektedir. Negatif faiz bu ödemenin olmaması, aksine Merkez Bankası'nın bedel almasıdır.
Negatif faizi bir anlamda
vergi ya da saklama parası
olarak da nitelendirebiliriz.
Başka bir ifade ile negatif faiz 'yatırımcıların
parasının güvenliği için ödediği bedeldir'
de denebilir.
*
Merkez bankalarının negatif faiz uygulama amacı nedir?
Amaç
dolaşımdaki para miktarını artırıp
enflasyon
yaratmak,
ekonomik büyüme
sağlamak ve
işsizliği
azaltmaktır.
Bankalar ellerindeki fonları merkez bankalarında
atıl tutmasın
, yatırımcılara ve tüketicilere kredi olarak versin,
iç talep canlansın, tüketim ve yatırımlar artsın
.
Çin odaklı olumsuz gelişmeler, Avrupa'nın genişletici para politikalarına rağmen bir türlü toparlanamaması, düşük talep, zayıf küresel büyüme hızları, enflasyon olmayışı (varlığı bir dert yokluğu yara!), büyüme hızları beklentilerindeki umutsuzluk negatif faiz uygulamalarının en önemli gerekçeleri.
*
Negatif faiz tercihinin bir başka nedeni de
kur ayarlamaları
.
Negatif faiz uygulayan ülkelerin teorik olarak
ulusal paralarının değerinin düşeceği
, dış ticarette fiyat avantajı ve dolayısıyla rekabet şansı yakalayarak
dış ticaret dengesini iyileştireceği beklentisi
de negatif faiz uygulamasını teşvik etmektedir.
*
İç talebin yerlerde süründüğü, düşük enflasyon (deflasyon-durgunluk) sorunu yaşayan Danimarka, İsviçre, İsveç ve AB ülkeleri Merkez Bankası negatif faiz uygulamasına geçmiştir.
2016 Ocak ayından itibaren Japonya negatif faiz uygulayan ülkeler kervanına katılmıştır.
Negatif faiz uygulaması öylesine yaygınlaşmış ki, bugün
dünya ekonomisinin ¾'ü negatif faiz bölgesinde
yer almaktadır.
*
Negatif faiz
sadece merkez bankasında tutulan banka mevduatları için değil,
bono ve tahvillerde
de kullanılıyor.
İkinci el finans piyasalarındaki negatif faizli tahvillerin miktarı
11.7 trilyon dolara
ulaştığı söyleniyor.
Finans piyasalarında negatif faizli tahvillerin bu derece yüksek boyutlara ulaşması
yeni bir küresel kriz riski
olarak değerlendiriliyor.
*
FED'in de Türkiye'deki piyasalar dahil bütün piyasaları etkileyen faiz artırımı beklentilerini artık rafa kaldırması ve negatif faize yelken açması bekleniyor.
Bu durumda
dolarda değer artışı beklentisi
bir hayalden öte bir şey değil.
*
Politika yapıcılar ve piyasa aktörleri negatif faiz politikasının etkilerini merakla bekliyorlar. İşe yararsa yeni bir dönemin başlangıcı olacağı açık.
Negatif faiz
uygulaması da
sonuç vermezse
para politikası (bu konuda epey kanıtta var aslında) uygulayıcısı olan
merkez bankalarının
ekonomiyi harekete geçirme
gücü (etkinliği) sonlanmış
(elinde cephane kalmamış)
olacaktır
.
Yani iş yine başa (
maliye politikasına
) düşmüş olacak.
Negatif faizin zekatla buluştuğu noktaya ise
gelecek yazıda
değinelim.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.