ABD'nin İran planı ne? İşte Trump'ın 'Yardım yolda' sözünün arkasındaki senaryolar

Trump’ın "Yardım yolda" mesajıyla fitilini ateşlediği gerilimde gözler İran’a çevrildi. Ancak analizler, ABD’nin geniş çaplı bir askeri harekat için gerekli uçak gemisi ve üs desteğinden yoksun olduğunu gösteriyor. Rejim değişikliği, siber savaş ve suikast ihtimallerinin gölgesinde, İran sokaklarında tansiyon yükseliyor. Peki, ABD’nin olası İran operasyonu ne olacak? Hangi seçenekler masada? İşte detaylar.

ABD Başkanı Donald Trump'ın İranlılara hükümet binalarını işgal etme çağrısı yaparak Yardım yolda mesajı vermesi, İran'a ABD müdahalesinin yaklaştığı şeklinde yorumlandı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran halkına yönelik hükümet binalarını işgal etme çağrısında bulunarak "Yardım yolda" mesajını vermesi, Washington’un Tahran’a yönelik olası bir müdahalesinin habercisi olarak yorumlandı. Ancak Beyaz Saray’daki şahin söylemlerle sahadaki askeri gerçeklikler birbiriyle örtüşmüyor. Uzmanlar; hava bombardımanı, siber saldırı, askeri darbe ve hatta Hamaney’e suikast gibi kanlı senaryoların masada olduğunu belirtiyor…

Donald Trump’ın, İran’daki protestoculara yönelik kışkırtıcı destek mesajları ve askeri müdahale imaları, Orta Doğu’da tansiyonu yeniden yükseltti. Trump, Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun kaçırıldığı operasyondan aldığı cesaretle İran rejimine gözdağı verse de, analizler mevcut koşulların ABD aleyhine olduğunu ortaya koyuyor. Bölgedeki askeri varlığın azalması, hedef saptamadaki zorluklar ve dış müdahalenin rejimi konsolide etme riski, Washington’un elini zayıflatan faktörler olarak öne çıkıyor. Beyaz Saray kaynakları her ne kadar Trump’ın güç kullanmaktan çekinmeyeceğini vurgulasa da, somut seçeneklerin oldukça kısıtlı olduğu ifade ediliyor.

ABD İRAN'I BOMBALAYABİLİR Mİ?

ABD’nin, İsrail'in Gazze'de soykırımı sürdürdüğü 2 yıl boyunca Orta Doğu'da neredeyse kesintisiz bir uçak gemisi varlığı bulundurmasına rağmen, ekim ayından bu yana bölgede konuşlu hiçbir uçak gemisinin kalmamış olması dikkat çekici bir zafiyet olarak görülüyor. USS Gerald R Ford’un yaz aylarında Karayipler'e, USS Nimitz’in ise sonbaharda ABD'nin batı kıyısındaki bir limana çekilmesi, Pentagon’un müdahale kapasitesini sınırlandırıyor. Mevcut tabloda olası bir hava ya da füze saldırısının, ancak bölgedeki ABD ve müttefik hava üslerinden ya da uzun menzilli bombardıman uçaklarıyla gerçekleştirilmesi gerekiyor.

"The Guardian" Analizi: Tahran Misillemeye Hazır

İngiliz The Guardian gazetesinin analizine göre, bölgede düzenlenecek herhangi bir askeri harekatın önünde devasa lojistik engeller bulunuyor. ABD'nin operasyon yapabilmesi için Katar, Bahreyn, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Umman ve Suudi Arabistan'daki üsleri kullanmak üzere izin alması şart. Ancak bu durum, söz konusu ülkeleri İran’ın hedefi haline getiriyor. İran liderleri, ülkelerine yönelik bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerine ve gemilerine misilleme yapacaklarını net bir dille bildirdi. İran'ın askeri kabiliyetleri, İsrail ile yaşanan 12 Günlük Savaş'ta zayıflamış olsa da, Tahran'ın balistik füze stoğunun büyük kısmını koruduğu tahmin ediliyor.

Buradaki temel soru ise ABD’nin nereyi vuracağı. Protestoların ve rejim baskısının ülke geneline yayıldığı bir ortamda, askeri ve sivil alanları ayrıştırmak zorlaşıyor. Hedefleme hataları ve kentsel alanlarda sivillerin hayatını kaybetme riski, operasyonun önündeki en belirgin endişe kaynağı.

SUİKAST SENARYOLARI

ABD’nin masadaki en tehlikeli seçeneklerinden biri, İran'ın dini lideri Hamaney'e yönelik doğrudan bir suikast girişimi. Venezuela tarzı bir yakalama operasyonundan askeri açıdan daha uygulanabilir görünse de, bir devlet başkanını öldürmek uluslararası hukukta büyük krizlere ve öngörülemeyen uzun vadeli çatışmalara kapı aralayabilir. Üstelik Hamaney’in haziran ayındaki İsrail saldırılarından sağ kurtulduğu ve ölümü halinde yerine geçecek haleflerini belirlediği biliniyor; yani bu hamlenin ABD’nin amaçladığı değişikliği getireceğinin garantisi yok.

Bazı uzmanların öne sürdüğü "Devrim Muhafızları liderliğinde darbe" ihtimali ise zayıf görünüyor. İsrail’in haziran ayında onlarca üst düzey İranlı komutanı öldürmesine rağmen rejim yapısının ayakta kalması, olası bir ABD saldırısının sistemi kökten değiştiremeyeceğini gözler önüne seriyor.

KÖRFEZ ÜLKELERİ TRUMP'I İKNA ETMEYE ÇALIŞIYOR

Öte yandan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ismini paylaşmak istemeyen kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Körfez ülkeleri Trump yönetimini İran'a yönelik olası bir saldırıdan vazgeçirmeye çalışıyor.

Suudi Arabistan, Washington'u İran'a müdahale etmemesi için ikna etme çabalarına öncülük ediyor. Körfez ülkelerinden yetkililere göre, Suudi Arabistan, Umman ve Katar, İran'a yönelik olası bir saldırının, petrol piyasalarını sarsacağı ve nihayetinde ABD ekonomisine de zarar vereceği konusunda Trump yönetimini uyarıyor.

Körfez ülkeleri, olası saldırıların, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankerlerinin seyrini aksatmasından ve oluşabilecek bölgesel istikrarsızlıklardan endişe ediyor. Suudi yetkililere göre, Riyad yönetimi, İran'a olası bir çatışmaya karışmayacakları ve ABD'nin hava sahalarını saldırılar için kullanmasına izin vermeyeceklerini garanti etti.

Beyaz Saray'dan yetkililere göre Trump, İran'a karşı atılacak adımlara ilişkin henüz nihai bir karar vermedi. Trump'ın, izleyeceği yolu belirlemek üzere danışmanlarıyla görüşmeler yaptığı ve olası seçenekleri değerlendirdiği belirtildi. Yetkililere göre, masadaki seçenekler arasında İran'a ait tesislere saldırılması, siber saldırılar, yeni yaptırımlar ve rejim karşıtı sosyal medya hesaplarını desteklemek yer alıyor.

SİBER SAVAŞ VE "YARDIM" SÖZÜNÜN BOŞLUĞU

Askeri müdahalenin zorlukları, ABD’yi siber operasyonlar gibi alternatiflere itiyor. Trump, Venezuela’da Maduro’nun yakalanmasını kolaylaştırmak için elektriği kestiklerini iddia etmişti. Ancak Birleşik Krallık Ulusal Siber Güvenlik Merkezi'nin eski başkanı Ciaran Martin, bu yöntemin İran’da işe yarayacağından şüpheli: "İşe yarayabilecek bir şey görmek zor. Elektrik gibi devlet hizmetlerini aksatmak muhtemelen sivilleri daha çok etkileyecek."

Analistler ayrıca Trump'ın "yardım yolda" vaadinin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini vurguluyor.

BİLANÇO AĞIRLAŞIYOR

İran'da 28 Aralık’ta hayat pahalılığına tepki olarak başlayıp rejim karşıtı bir hal alan gösterilerde bilanço ağırlaşıyor. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri (HRA) örgütü, ölü sayısının 2 bin 571’e yükseldiğini öne sürdü. Rapora göre ölenlerin 2,403’ü protestocu, 12’si çocuk ve 9’u tarafsız sivil. Ayrıca 5 hükümet destekçisi sivil ile 142 güvenlik gücü personelinin de öldüğü, 18 bin 434 kişinin ise tutuklandığı bildirildi.

Buna karşılık İran resmi makamları ölü sayısını yaklaşık 650 olarak açıklarken, olaylardan MOSSAD ve yabancı istihbarat servislerine çalışan silahlı provokatörleri sorumlu tuttuyor.

TAHRAN'DAN BM'YE "PERVASIZLIK" ŞİKAYETİ

İran yönetimi, olayları kışkırtmakla suçladığı ABD’yi Birleşmiş Milletler’e (BM) şikayet etti. İran'ın BM Daimi Temsilcisi Emir Said İravani, Güvenlik Konseyi’ne sunduğu mektupta Trump’ın "İranlı vatanseverler protestolara devam edin. Kurumları ele geçirin. Yardım yolda" sözlerini hatırlatarak sert tepki gösterdi:

"Bu pervasız açıklama, siyasi istikrarsızlığı açıkça teşvik etmekte, şiddeti kışkırtmakta ve davet etmekte; İran İslam Cumhuriyeti’nin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve ulusal güvenliğini tehdit etmektedir. Açıklama, BM Şartı’nda yer alan uluslararası hukukun temel ilkelerinin ihlalidir."