The Lancet Global Health dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki imha savaşının ilk 15 ayında 75 binden fazla Filistinlinin şehit edildiğini, o dönemde Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkililerinin o sırada açıkladığı istatistiklerden çok daha yüksek bir sayı olduğunu gösterdi. Çalışma, gerçek can kaybının resmi rakamların çok üzerinde olabileceğini ortaya koydu. Uzmanlara göre toplam ölü sayısı uzun vadede 200 bini aşabilir. Uluslararası araştırmacılardan oluşan bir ekip tarafından hazırlanan ve kamuoyunda “Gazze Ölüm Araştırması” olarak anılan çalışma, 30 Aralık 2024–5 Ocak 2025 tarihleri arasında 2 bin hanede (9 bin 729 kişi) gerçekleştirilen saha araştırmasına dayanıyor. Araştırma, 7 Ekim 2023’ten itibaren yaşanan kayıpları analiz etti.
Doğrudan şiddet kaynaklı ölüm
Araştırmaya göre söz konusu dönemde yaklaşık 75 bin 200 kişi İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybetti. Bu rakam, savaş öncesi nüfusun yaklaşık yüzde 3,4’üne karşılık geliyor. Buna ek olarak 16 bin 300 şiddet dışı ölüm tespit edildi. Bunların 8 bin 540’ının savaş koşulları nedeniyle ortaya çıkan “fazladan ölümler” olduğu belirtildi. Dolaylı ölümler, sağlık sisteminin çökmesi, ilaç ve tedaviye erişimin engellenmesi, açlık ve salgın hastalık riskleriyle ilişkilendiriliyor. Araştırmacılar, özellikle yaşlılar, kadınlar ve çocukların orantısız şekilde işgalci gücün saldırı ve abluka politikasından etkilendiğini vurguladı. Şiddet kaynaklı ölümlerin yüzde 56,2’sini kadınlar, çocuklar ve 64 yaş üstü kişiler oluşturuyor.
Resmi rakamların üzerinde
Çalışma, Gazze Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan eş zamanlı ölüm sayılarının önemli ölçüde altında kalmış olabileceğine işaret etti. Daha önce yapılan farklı bir analiz de resmi kayıtların savaşın ilk 9 ayında ölümleri yaklaşık yüzde 41 oranında eksik yansıtmış olabileceğini ortaya koymuştu. Uzmanlara göre savaş ortamında ölüm kaydı oluşturmak son derece zor. Enkaz altında kalan binlerce kişiye ulaşılamaması, kimlik tespiti yapılamaması, hastanelerin yıkılması, elektrik ve iletişim kesintileri ile kitlesel yerinden edilmeler veri toplamayı güçleştiriyor.
Ateşkes sonrası daha ağır tablo
Ocak 2025’te başlayan 6 haftalık geçici ateşkesin ardından çatışmaların yeniden şiddetlendiği ve özellikle Mart–Ekim 2025 döneminde insani durumun daha da ağırlaştığı belirtiliyor. Kuzey bölgelerde kıtlık ilanı, geniş çaplı zorunlu tahliyeler ve yardım noktalarında yaşanan ölümler, dolaylı can kayıplarının artmış olabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar, mevcut verilerin “taban tahmin” niteliğinde olduğunu ve özellikle açlık, salgın hastalıklar, kronik hastalıkların tedavisiz kalması ve sağlık altyapısının çökmesi nedeniyle ortaya çıkabilecek uzun vadeli ölümler hesaba katıldığında toplam can kaybının dramatik biçimde artabileceğini belirtiyor.
Korkunç ihtimal
Halk sağlığı uzmanları, doğrudan ve dolaylı ölümler ile uzun vadeli etkiler birlikte değerlendirildiğinde toplam kaybın ilerleyen yıllarda 200 binin üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle çocuk ve genç nüfustaki yüksek ölüm oranının demografik yapıyı kalıcı biçimde değiştirebileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre kesin tablo, kapsamlı saha çalışmaları, fazla ölüm (excess mortality) analizleri ve yaşam beklentisi hesaplamalarıyla netleşebilecek. Ancak mevcut bulgular, Gaza Strip’te yaşanan insani yıkımın resmi istatistiklerin çok ötesinde olabileceğini ortaya koyuyor.