İsrail'de muhalefet çıldırdı: Böylesi bir siyasi fiyaskoyu hiç yaşamamıştık

İşgalci İsrail'in ana muhalefet lideri Yair Lapid, Gazze Kasabı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin İran-ABD/İsrail Savaşı'ndaki son süreçte izlediği politikaları sert sözlerle eleştirdi. Lapid, yaptığı açıklamada İsrail’in ulusal güvenliğini doğrudan ilgilendiren kritik kararlarda ABD ve İran'ın masaya yalnız oturduğuna dikkat çekerek kendilerinin süreç dışı bırakıldığını belirtti.

Mahmud Hüdayi Uysal
İsrail muhalefet lideri ABD ve İran'ın İsrail olmaksızın barış masasına oturmasını 'siyasi fiyasko' olarak yorumladı

İsrail'de ana muhalefet partisi Yeş Atid'in (Gelecek Var) lideri Yair Lapid, İsrail’in tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasi fiyaskoyla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Tarihimizde böyle bir siyasi felaket yaşanmamıştı. İsrail, ulusal güvenliğimizin kalbine dair kararlar alınırken masaya bile oturtulmadı” ifadelerini kullandı.

Bu sözler, ABD ve İran'ın müzakere masasına İsrail bulunmaksızın oturmasının ardından geldi.

İran tarafından ateşlenen bir balistik füzenin Tel Aviv'de meydana getirdiği yıkım

'İsrail'i çöküşe götürebilir'

Lapid, açıklamasının devamında, "İsrail ordusunun ve halkının üzerine düşeni yaptığını" savundu. Buna karşın Netanyahu’nun siyasi ve stratejik açıdan başarısız olduğunu ifade etti. “Ordu kendisinden istenen her şeyi yaptı, halk inanılmaz bir direnç sergiledi, ama Netanyahu siyasi ve stratejik anlamda başarısız oldu, kendi koyduğu hiçbir hedefe ulaşamadı” diyerek hükümeti yerden yere vurdu.

Ana muhalefet lideri, mevcut yönetimin hatalarının uzun vadeli etkilerine de dikkat çekerek, Netanyahu’nun “kibir, sorumsuzluk ve stratejik planlama eksikliği” nedeniyle İsrail'e ciddi zarar verdiğini söyledi; bu sürecin sonuçlarının kısa sürede telafi edilemeyeceğini vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu

ABD'nin İsrail'i dışlaması ne anlama geliyor?

Lapid’in sözleri, yalnızca iç siyasete yönelik bir eleştiri değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerine dair önemli bir işaret olarak okunuyor. Özellikle ABD ile İran arasında İsrail’in dahil edilmediği bir diplomatik temas, Tel Aviv açısından ciddi bir stratejik kırılma anlamına geliyor.

Bu diplomatik temasın ortaya çıkardığı yeni durumda, İsrail’in yıllardır güvenlik mimarisinin merkezine yerleştirdiği “ABD için vazgeçilmez aktör” rolü zayıflamış oluyor. Vaşington ile Tahran’ın doğrudan ya da dolaylı bir barış zemininde buluşması, Siyonist İsrail’in bölgedeki manevra alanını daraltırken, aynı zamanda kendi içlerindeki siyasi hesaplaşmaları da derinleştiriyor.

Bu çerçevede Lapid’in çıkışı, yalnızca Netanyahu yönetimine yönelik bir muhalefet söylemi değil; İsrail’in bölgesel denklemde dışlanma ihtimaline karşı verilen erken bir siyasi alarm olarak da değerlendiriliyor.