29 yıl geçse de silinmeyen utanç

Türkiye siyasetine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat darbesinin üzerinden 29 yıl geçti. Kur'an kurslarının, başörtüsünün yasaklı olduğu karanlık yılların izi silinse de yaşanan acılar hiç unutulmadı. Başörtülü olduğu için sürekli yıldırma politikalarına maruz kalan Safiyya Ufuk İnce, “Bizi rencide ediyorlardı. ‘Çok çirkinsiniz, kafanızdakini çıkarın, rezalet görünüyorsunuz’ gibi ifadelerle aşağılamaya çalıştılar. Yaptıklarımdan her zaman gurur duydum. Bu dünya için inancımızdan taviz vermedik, hamdolsun” ifadelerini kullandı.

Muhammed Vefa Yürekli
28 Şubat.

Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat süreci, sadece siyaseti değil, binlerce insanın hayatını da altüst etti. En büyük bedeli ise inancı nedeniyle eğitim hakkı elinden alınan başörtülü üniversite öğrencileri ödedi. Yeni Şafak, 29 yıl önce yaşanan utanç tablosunun susturulmak istenen tanıklarıyla konuşarak karanlıkta bırakılmak istenen gerçekleri bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

ÇOK ÇİRKİNSİNİZ DİYEREK AŞAĞILADILAR

1997'de Malatya İnönü Üniversitesi Kimya Öğretmenliği Bölümü’nü kazanan Safiyya Ufuk İnce, başörtülü ve dindar bir öğrenci olduğu için üniversite hayatı boyunca ciddi baskılarla karşılaştığını ve bu nedenle okulunu bırakmak zorunda kaldığını anlattı. İlk yıl derslerden çıkarılmaların başladığını belirten İnce, “Okulun her köşesinde jandarma ve kolluk kuvvetleri vardı. İkinci yıl ise cezalar devreye girdi. İkna odaları uygulamaları da o dönemde başladı” dedi. İkna odalarında aşağılayıcı sözlere maruz kaldıklarını ifade eden İnce, “Bizi rencide ediyorlardı. ‘Çok çirkinsiniz, kafanızdakini çıkarın, rezalet görünüyorsunuz’ gibi ifadelerle aşağılamaya çalıştılar. Okulu bitiremeyeceğimizi söyleyip tehdit ettiler” diye konuştu. Şu anda 112 Çağrı Merkezi’nde görev yaptığını belirten İnce, “Yaptıklarımdan her zaman gurur duydum. Bu dünya için inancımızdan taviz vermedik, hamdolsun” ifadelerini kullandı.

AĞLAMAMAK İÇİN ÜNİVERSİTELERE BAKAMADIM

28 Şubat’a gelen süreci dün gibi hatırladığını ifade eden Fahriye Karaaslan, “Kampüs kapısından içeri tek tek alındık, velilerimiz dışarıda bırakıldı. Daha ilk andan itibaren yalnızlaştırılmak istendik” şeklinde konuştu. Karaaslan, “Önce telkin ettiler, ‘Aile baskısı var mı?’ diye sordular. Kararlı olduğumuzu anlayınca tehdit diline geçtiler” dedi. Yıllarca fakülte kapısına bakamadığını söyleyen Karaaslan, sözlerini şöyle tamamladı: “Tramvayda özellikle arkamı üniversiteye dönerdim. Görürsem ağlamamak için kendimi zor tutardım.”

BELGRAD ORMANI’NA BIRAKILDIM

28 Şubat'ta henüz 15 yaşında olduğunu belirten İlknur Daşdemir, başörtüsü nedeniyle eğitim hayatının kesintiye uğradığını anlattı. Başını açmadığı için sınıfa alınmadığını ve tasdikname verilerek okuldan uzaklaştırıldığını söyleyen Daşdemir, okul önünde yapılan eylemlere katıldığı gerekçesiyle gözaltına alındığını ifade etti. Daşdemir, “Sorguda ‘hangi örgüttensin’ diye baskı yaptılar” diye konuştu. En ağır travmayı 16 yaşında yaşadığını dile getiren Daşdemir, “Polis bir gün bizi gözaltına aldı. Polis otosuna bindirildik, karakola gidiyoruz sandık ama Belgrad Ormanı’na götürüldük. Arkadaşlarımla birlikte araçtan tek tek indirildik. Saatlerce tek başıma yürüdüm" ifadelerini kullandı. Üniversite yıllarında da benzer engellerle karşılaştığını belirten Daşdemir, "Başörtülü fotoğrafı nedeniyle başvurum kabul edilmedi. 9. kez sınavdan çıkarıldım. Halbuki biz sadece okumak istiyorduk" dedi.

O PERUĞU ATMADIM

28 Şubat sürecinde Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni kazanan Fatma Aydın Ataş ise başörtüsü yasağı nedeniyle eğitim hayatının ilk gününden itibaren baskıyla karşılaştığını ifade etti. Başta şapka ile okula girebildiklerini belirten Ataş, iki yıl sonra kapıya asılan “ideolojik peruk ve şapka yasaktır” yazısıyla yeni bir yasakla yüzleştiklerini söyledi. Okulunu bitirebilmek için peruk takmak zorunda kaldığını vurgulayan Ataş, “O iğrenç peruğu takıp sadece sınavlara girdim. Peruğu atmadım, o günleri unutmamakve çocuklarıma göstermek için saklıyorum” şeklinde konuştu.