Ayasofya'nın restoratörleri Cevherağa için görevde

Ümraniye’deki Cevherağa Camii’nin restorasyonunu, Ayasofya ve Sultanahmet gibi dev eserlerde görev alan Özlem Köroğlu ile Gülşah Altun’un üstlendiği ortaya çıktı. Uzman isimler, statik ömrünü tamamlayan yapının tarihi parçalarını tek tek ayıklayıp korumaya alarak, aslına uygun yeniden inşa süreci için söküm işlemlerini tamamladı.

Muhammed Vefa Yürekli
Cevherağa Camii'nin tarihi parçaları.

CHP'li siyasetçiler ve sosyal medya trollerinin, "AKP Ümraniye'de tarihi cami yıktı" yalanıyla yürüttüğü dezenformasyon çalışması boşa çıktı. Tarihi eser niteliğindeki parçaları korumaya alınan Cevherağa Camii’nin restorasyonunun Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi, Sultanahmet Camii ve diğer büyük eserleri restore eden Özlem Köroğlu ve Gülşah Altun tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıktı.

ÖZGÜN EMANETLER KORUNUYOR

Yeni Şafak’a konuşan Restoratör Özlem Köroğlu, caminin söküm işlemi için ihalede belirtilen 40 günlük sürenin 30 gününü sadece sanat tarihi araştırmaları ve tarihi eser parçalarının belirlenmesi için kullandıklarını ifade etti. Çatıdan cepheye kadar pek çok noktada detaylı kazıma ve söküm çalışmaları yaptıklarını anlatan Köroğlu, “Restorasyon süreci bilimsel yöntemlerle yürütüldü. Özgün olup olmadığını anlamak için pencereleri, çinileri ve sıvaları tek tek söktük. Altlarında hep çimentolu müdahalelerle karşılaştık. Mihrap ve ön cepheden iki yuvarlak pencere, iki yuvarlak söve, dört sivri kemer, çiçekli motifler, iki mermer tuğra ve bir kitabe özgün olarak koruma altına alındı. Geride kalan yapı duvarlarında özgün dokuya rastlamadık” şeklinde konuştu.

YIKILMA TEHLİKESİ VARDI

Caminin statiğinin tamamen bozulduğuna vurgu yapan Köroğlu, “Cumhuriyet sonrası dönemde yapılan eklemeler yüzünden kıble 30 santim kaymış. En ufak sarsıntıda yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını tespit ettik. 1798 tarihli haritada görülen duvar yerleriyle bugünkü duvar yerleri aynı değil. Mihrap tarafını arkaya, ön cepheyi öne taşıyıp yapıya eklentiler yapılmış. Duvarlar özgün yerlerinde değil. 1797 yılında yapılmış bir yapıda horasan sıva bekleriz ama bu yapıda her yerde çimentolu sıva vardı” ifadelerini kullandı. Minarede yapılan incelemelerde de dikkat çekici sonuçlar ortaya çıktığını belirten Köroğlu, “Geleneksel minare külahlarının ahşap taşıyıcı sistem üzerine kurşun kaplama ile yapılıyor. Külahın bir seren direği olur, etrafına ahşap direkler konur ve üstü kurşun kaplanır. Ama burada seren direği de yoktu. Ahşapların içine demir koyup, beton dökmüşler. Şerefenin üst kısmı 16 ton çıktı. Alt kısmını kaldırmaya geldiğimizde vinç 44 ton ölçtü. Bir minarenin bu kadar ağır olması mümkün değil. Tarihi eser niteliğindeki minare daha önce yıkılmış bunu dikmişler” diye konuştu.