AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, Berlin temaslarını sürdürüyor. Avrupalı Türk Demokratlar Birliği'nin (UETD) düzenlediği yemeğe katılan Bağış, türban sorununa ilişkin açıklamalarda bulundu.
Başta Türk-Alman İşverenler Birliği olmak üzere Türk sivil toplum temsilcilerinin katıldığı yemekte konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, temaslarına ilişkin bilgiler verdi.
Bağış, "Bu ülkede şu anda iktidarda olan CSU-CDU grubunun düşünce yapısını alt mutfağını oluşturan Konrad Adenauer Vakfı'nın (KAS) daveti üzerine geldim. Dün akşam orada verdiğim konferansı 500'e yakın kişi izlemeye geldi. Orada Türk-Alman ilişkileri ve Türkiye'nin AB sürecini anlatan bir konuşma yaptım. Bunun yanı sıra Berlin'de bulunduğum temaslarım arasında T.C. Büyükelçiliği de geliyor. Burada bana Almanya'da yaşayan Türklerle ilgili brifing verildi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Peter Hintze ve Savunma Devlet Bakanı Tomas Kossenday ile görüşmelerim oldu. Almanya'daki Financial Times gazetesine mülakat verdim. Almanya'nın Avrupa'dan sorumlu bakanı Glosar ile ve Alman Hıristiyan Demokrat Partisi (CDU) Yönetim Kurulu üyesi Ruprecht Polenz'in yanı sıra Almanya İçişleri Bakanı Wolfgang Schauble ile görüştüm. CDU'nun dış ilişkiler sorumluları ile görüştüm. Bu görüşmelerde Türk-Alman ilişkileri, Türkiye'nin AB süreci, Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın durumu, başbakan Erdoğan'ın Şubat ayında gerçekleştireceği Almanya gezisi konularında konuştuk. Başbakanımız Münih'teki Güvenlik Konseyi'nin açılış konuşmasını yapacak. Berlin'de Başbakan Angela Merkel ile görüşmesi olacak. Daha sonra Başbakan Merkel ile Erdoğan, Türklerin çoğunlukta olduğu birer okulu ziyaret edecek. Daha sonra Köln'e geçecek, buradan vatandaşlara seslenecek. Doğulusu-Batılısı, kadını-erkeği, Alevisi-Sünnisi, Türkiye Cumhuriyeti ile bağlantısı olan bu ülkedeki potansiyelimizi konuşacağız. Yurtdışındaki vatandaşlarımız Almanya ile Türkiye arasında bir köprüdür. Amacımız bunu daha güçlü hale getirmek. Başbakanımızın sürekli olarak yinelediği bir şey var, o da sizlerin çocuklarınızı en iyi okullarda okutmanız. Mal, mülk sahibi olmanız değil. Bizler sizlerin örgütlü olmanıza çok önem veriyoruz. Derneklere üye olun, bizlerde sizlere ulaşmakta böylece sorun yaşamayız. Bu ülkenin her kademesinde aktif olmanızı istiyoruz. Avrupalı Türk Demokratlar Birliği ile yakın istişarede bulunuyoruz. Biz millet olarak sevecen insanlarız. Entegre sorunumuz tek taraflı bir sorun değil. Karşı tarafta bunun imkanını sağlamadı. Sizlerin burada güçlü hale gelmeniz gerekir" dedi.
AK Parti'nin başarılarından bahseden Egemen Bağış, "Türkiye'de şimdi tam bir uyum içerisinde çalışan bir devlet mekanizması var. Zaten bana sorarsanız, son 5 yılda AK Parti'nin en büyük başarısı ne olmuştur diye; bence devletle milleti barıştırmak olmuştur. Artık millet devleti farklı bir yapı olarak görmüyor, kendi emrinde çalışan bir kurum olarak görüyor. Çünkü sonuçta millet olmadan devlet olmayacağını herkes kabul etmiş oldu" dedi.
Türkiye'de son günlerde tartışılan başörtüsü konusuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bağış, "Baş örtüsü ile ilgili olarak, Türkiye'de çok farklı tartışmalar, farklı yansımalar görüyoruz. Ben bir siyasetçi olarak Türkiye'de üniversitelere gidemeyen genç kızlarımızın, inançları nedeniyle başlarını örten genç kızlarımızın, kendi ülkesinde üniversiteye gidemezken, başka ülkelerdeki üniversitelere gitmelerini, kendi ülkemiz adına bir ayıp olarak niteliyorum. Ben insanların baş örtü takma özgürlüğünü, en az mini etek giyme özgürlüğü kadar önemsiyorum. Benim eşimin kapalı olmaması, siyaset hayatıma olumsuz etki yapmadı. TESEV'in 1999 yılında yaptığı anket sonucuna göre Türkiye'de bayanların yüzde 72.5'lik bir kesimi bir şekilde başını örtmüş. Aynı anket 2006 yılında da yapılmış ve bu oran ise yüzde 63'e düşmüş. AK Parti döneminde başörtüsü artmış değil. Böyle bir yanlış algılama var. Beni rahatsız eden, bizim çocuklarımızın eğitim haklarının ellerinden alınması. O çocukların adeta cehalete zorlanmaları. O çocukların bu topluma katkı veren, sisteme katkıda bulunan insanlar olmasını engellemek için onların eğitim hakkının ellerinden alınıyor olması. Ben herkesin her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının eğitim alabilme hakkını korumaktan yana olduğumuzu söylüyorum. Üniversite öğrencilerine uygulanan yasağın ortadan kalkmasını isteyenlerin oranları yüzde 80'lerde. Toplumsal mutabakat diye bir sorun yok. Kurumsal mutabakat sorunu olabilir. Bunu biz kendi başımıza yapmak istemiyoruz, muhalefet partileriyle beraber yapmak istiyoruz. Bu konuda CHP'de dahil olmak üzere MHP'de, diğer partilerin mensupları da kendi seçim bölgelerinde yaptıkları konuşmalarda hatta seçim beyannamelerinde bu yasağı kaldıracaklarını bu güne kadar defalarca ifade etmişlerdir. Türkiye'de başörtüsü kullanan herkes oyunu AK Parti'ye vermiyorki. CHP'ye oy veren vatandaşlarımız da var, MHP'ye oy veren vatandaşlarımız da var, AK Parti'ye oy veren vatandaşlarımız da var, DTP'ye veren vatandaşlarımız da var. Diğer adını unuttuğumuz eski partilere de veren insanlarımız var. Ama biz bütün herkesin sorunu haline gelen ve Türkiye'de insanların kutuplaşmasına sebep olan bu konuyu huzur içerisinde çözmek istiyoruz. Üniversite öğrencilerinin önündeki bu engellerin kalkmasını istiyoruz. Hiçbir şekilde bunun bir başkası üzerinde baskı olmasını da istemiyoruz. Türkiye'de isteyen mini etekle gezer, isteyen denize bikiniyle girer, isteyen başörtüsü kullanır. Bunlar ifade özgürlüğüdür. Bunu ben dini bir yaklaşım olarak da görmüyorum. İnsanların kıyafetleriyle kendilerini ifade etme özgürlükleri vardır. Bunu korumamız gerektiğine inanıyorum. Türkiye'de Türk milleti bu sorunları aşmıştır. Serbest pazar ekonomisine inanan biri olarak devletin küçülmesini savunuyorum" şeklinde görüşlerini dile getirdi.