Bakırı sanata dönüştüren kalaycı

Dört nesildir bakırcılık yapan Kalaycı ailesinin son ferdi Karekin Kaya Kalaycı, babasından öğrendiği bu mesleği ayakta tutabilmek için bakırdan modern aydınlatmalar ve aksesuarlar üretiyor. Yurtiçi ve yurt dışındaki camilerde tasarımları olan Kalaycı, şimdilerde silikon türevi bir maddeyle balmumuna benzer portreler yapıyor.

Yeni Şafak Fatma Çelik

Kalaycılık, her zanaat gibi gün geçtikçe azalan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bir meslek. İstanbul'da dört nesil boyunca bakırcılık yapan Kalaycı ailesinin son ferdi Karekin Kaya Kalaycı babasından öğrendiği bu mesleği hala sürdürüyor. Mesleği ayakta tutmak için kalay yapmak yerine bakırdan modern aydınlatmalar, aksesuarlar, perdeler ve paravanlar üretiyor. Kalaycı, yalnız Türkiye'yle sınırlı kalmayıp Dubai, Katar, Bahreyn gibi ülkelerde de camii yapımında yer alıyor. Cumhurbaşkanlığı ve Çankaya Köşkü'ne, Cumhurbaşkanı'nın İstanbul'daki ofisine yaptığı işlerle Kalaycı, bakırcılığın yanı sıra bakır işçiliğiyle farklı çalışmalar yapıyor. Silikon türevi bir maddeyle balmumuna benzer portrelerle uğraşan Kalaycı'yı biz de dükkanında ziyaret ederek yaptığı çalışmaları gördük.

BABA MESLEĞİ DEVAM EDİYOR

Kalaycı ailesinin meslek ile olan serüveni en büyük dede Artin Usta zamanında başlamış. Yalova'da kalay ve tamir işi yapan Artin Usta, bakıra çekiçle söz geçirirken 1. Dünya Savaşı sırasında Yalova'dan İstanbul'a göç edip Kapalıçarşı'da bakır atölyesini kuruyor. Uzun yıllar bakırdan kap kacak yapımıyla uğraşan Artin Usta'nın ileri yaşından dolayı yerine oğlu Haçik Usta geçiyor. Haçik Usta'da Atatürk için bakır kaplar imal ediyor. Ailenin soyismi olan Kalaycı'yı da Atatürk, “Haçan Usta” dediği Haçik Usta'ya, 1934 yılında vermiş. Haçik Usta'dan sonra yerine üçüncü kuşak Artin Kalaycı geçer. Artin Usta'nın vefatıyla da bayrağı oğlu Karekin Kaya Kalaycı devralmış. Kaya ustadan sonra da kızı Rubina işi devrelacak gibi gözüküyor.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/11/19/11/31/resized_b21d8-be4eb265img_3129copy.jpg

BABAM OKUMAMI İSTEDİ

Her ne kadar Artin Usta oğlunun bu işi yapmasını istemese de Kaya Usta'da kaçınılmaz bir şekilde kendisini bu işin içinde bulmuş. Alman Lisesi'nde eğitim görürken yazları dilini geliştirmek için gittiği atölyede babasının eline bakarak işi öğrenmeye çalışan Kalaycı, “Kapalıçarşı erbabının ya da herhangi bir ustanın çırağına 'Gel bakalım. Şöyle yap' diyerek iş öğrettiğini görmedim. Babamda göstermedi. Eğer öğrenmek isterseniz zaten kendinizi yetiştiriyorsunuz. Yapabileceğinize inandığınızda ustadan iş istiyorsunuz. Ben de babamdan iş istedim” diyor. Kalayın yanı sıra sanat öğrenmesi için kalemkar bir ustanın yanında çırak olarak gönderilen Kalaycı, “Orada babamdan öğrendiklerimin dışında işler yaptım. Ustam tepsiye motif çizerdi bende o çizilenin üzerinde çelik kalemlerle geçerdim” şeklinde anlatıyor.

GERÇEĞİNDEN AYIRT EDİLEMİYOR

Bakır işlerinden sonra silikon türevi bir maddeyle balmumuna benzer portreler yapmaya başlayan Kalaycı, “İlk olarak Mimar Sinan'ın heykelini yapmayı denedim. Henüz tamamlamasak da büyük ölçüde bitirdik. Bir diğeri de Kazaz Artin Amira'ydı. Şu anda Surp Pırgiç Hastanesi'ndeki Bedros Şirinoğlu Müzesi'nde sergileniyor. Üçüncü olarak Sultan Reşat'da tamamlandı” diyor. Aynı zamanda heykellerinin gerçeğinden ayırt edilmediğini belirten Kalaycı, “Kendimi ispatladığım en önemli portre Patrik Mutafyan'a ait. Yaşayan birinin heykelini yapmak bir buçuk senemi aldı” şeklinde konuşuyor.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/11/19/11/32/resized_f86b0-c864f576img_3080copy.jpg

Dünya bu tasarımları tanıyor

Büyüklerinin tamircilikle sınırlı tuttuğu bakırcılık zanaatını çağdaş tasarımlara dönüştüren Karekin Kaya Kalaycı'nın çalışmaları, İstanbul'un en lüks otellerinin kapılarında, camlarında, aydınlatma objelerinde Kalaycı'nın imzasını görmek mümkün. Londra, Paris ve Katar'da birçok konut, bina ve sarayda tasarımları yer alıyor. Çiğdem Simavi ile yıllarca Osmanlı kültürünü yaymak için Topkapı Sarayı müzesinden çıkarılan divit, legen, tas, şamdan, kahvelik gibi objeleri 'tıpkıyapım' damgasıyla ürettiklerinden bahseden Kalaycı, “Bu objeler Davos'taki Avrupa Birliği ülkelerine tanıtım amaçlı olarak gösterildi ve yabancı devlet liderlerine hediye edildi. Simavi sayesinde Cumhurbaşkanlığına işler yapmaya başladım. Dekorasyon işinden sonra tombak yaptım. Mesleğin bana öğrettiği ilk işleri günümüzde tekrar yapmak beni heyecanlandırıyor” diyor.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/11/19/11/32/resized_ae24d-b074f66eimg_3111copy.jpg

Osmanlı motiflerini modernize ettik

Ünlü iç mimar Zeynep Fadıllıoğlu ile tanışmasının bakırcılık işinde kendisine yeni bir soluk kazandırdığını vurgulayan Kalaycı, “Fadıllıoğlu sayesinde Osmanlı ve Selçuklu motiflerini modern hayatın içine yerleştirdik. Yurt dışında yaptığımız cami ve restoranlara bunları uyguladık. Üsküdar'daki Şakirin Camii'nin kubbe cepheleri, kadınlar mahfili, korkuluk ve revaklardaki şebekeler Selçuki dökme tekniğiyle hazırladım. Sonra Katar'da, Katar Kralı için iki camiye de katkıda bulundum. 2 sene önce de Şekerpınar'da hizmete açılan Deva Ulu Camii'nin yapımında yer aldım” diyor.