Kanser tanı ve tedavisinde klasik doku biyopsisine alternatif olarak geliştirilen likit biyopsi, son yıllarda tıbbın en dikkat çekici yeniliklerinden biri haline geldi. Cerrahi girişim gerektirmeden yapılan bu yöntem, yalnızca kan ya da diğer vücut sıvılarından alınan örneklerle tümörün genetik özelliklerine ulaşılmasını sağlıyor. Böylece hem tanı süreci hızlanıyor hem de tedavi kişiselleştirilebiliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Sakin, likit biyopsinin kanser yönetiminde yeni bir dönemin kapısını araladığını belirterek, yöntemin yalnızca tanıda değil, tedavinin her aşamasında hekimlere önemli veriler sunduğunu söyledi.
TÜMÖR PARÇALARI İNCELENİYOR
Likit biyopsinin adından da anlaşılacağı üzere sıvı örnekleriyle gerçekleştirildiğini ifade eden Prof. Sakin, çoğunlukla kan örneği kullanıldığını, ancak bazı durumlarda idrar, beyin omurilik sıvısı, akciğer ya da karın sıvılarından da analiz yapılabildiğini kaydetti. Vücuttan alınan örneklerde dolaşan tümör hücreleri, tümöre ait DNA ya da tümörden kopmuş parçacıkları inceleyebildiklerini ifade eden Prof. Sakin, “Likit biyopsinin en büyük avantajı, cerrahi bir müdahaleye gerek kalmadan bilgi sağlamasıdır. Bazı hastalarda doku biyopsisi almak zor ya da riskli olabiliyor. Oysa basit bir kan örneğiyle bile tümörün genetik haritasını çıkarabiliyoruz. Bu sayede tümörün akıllı ilaçlara ya da hedefe yönelik tedavilere uygun olup olmadığını değerlendirebiliyoruz” şeklinde konuştu.
HASTALIĞIN SEYRİ TAKİP EDİLİYOR
Likit biyopsinin yalnızca tanıda değil, tedavi sürecinde de kritik rol oynadığını vurgulayan Prof. Sakin, zamanla gelişebilen ilaç direncinin bu yöntemle tespit edilebildiğini belirtti. Uygulanan tedaviye karşı tümörün zaman içinde direnç geliştirebildiğini hatırlatan Prof. Sakin sözlerini şöyle sürdürdü: “Likit biyopsi sayesinde bu dirence yol açan moleküler mutasyonları saptayabiliyoruz. Ayrıca tümörün gidişatı, nasıl davranabileceği ve ilerleme potansiyeli hakkında da önemli bilgiler elde ediyoruz. Bu yöntem yöntem özellikle hastalığın takibinde büyük avantaj sağlıyor.”
NÜKS KONTROLÜ YAPILIYOR
Ameliyat olmuş hastalarda kanda dolaşan tümör hücrelerinin analiz edilmesiyle tamamlayıcı tedavi ihtiyacının daha net görülebildiğini ifade eden Prof. Sakin, tedavisi tamamlanan hastalarda ise erken dönemde nüks gelişip gelişmediğinin yine kan testleriyle belirlenebildiğini kaydetti.Yakın gelecekte bazı kanser türlerinin erken teşhisinde likit biyopsinin daha sık kullanacağını vurgulayan Prof. Sakin, bu yöntemin şu an genetik analiz, tedavi direnci ve erken nüks tespitinde aktif olarak kullanıldığını ifade etti.