Saatlerin içinde zaman yolculuğu

“Zamanda Bir Gezinti: Her Şeyin Bir Saati Var” isimli sergi Cezeri’den, günümüz mekanik saatlerine kadar çeşitli aletler üzerinden saat ve zaman ilişkisini gözler önüne seriyor. Fatih Belediyesi’nin hazırladığı zaman üzerine düşünmenizi sağlayacak sergi, zaman ölçümünün yıllar içerisinde nasıl değiştiğini, saatin dünya ve kültürümüzdeki yerini anlatıyor. Edebiyatımızdan da çeşitli referansları bulunan sergi, ziyaretçilere saatler arasında zamana yolculuk imkânı sunuyor.

Halime Kirazlı Yeni Şafak
Saatlerin içinde zaman yolculuğu.

Kültürümüzde önemli bir yere sahip olan saat, zamanı kontrol etmenin teknik olduğu kadar sanatsal da bir yönü. Geçmişte devlet büyüklerinin hediye tercihlerinin de başında yer alan saatler, sanat yapısı olarak şehir meydanlarında karşımıza çıkan kuleler, zamanın halka açık alandaki tezahürlerinden biriydi. Fatih Belediyesi de kültürün önemli bir bölümünde yer alan saati, farklı örneklerle “Her Şeyin Bir Saati Var” sergisinde zaman başlığında ele alıyor. Mustafa Albayrak, İskender Giray, İsmet Doğan, Bünyamin Kara, Kerem Kurtuluş’un zaman ve saat temalı eserlerinin bulunduğu sergide, Naim Arnas, Hayrettin Akpınar, Ömer Seyfi Aktülün, Bekir Cantemir, Alper Kanca, Hilmi Şenalp ve Cezeri Müzesi koleksiyonlarından 11. yüzyıldan günümüze değişik saat örnekleri yer alıyor.

Serginin küratörü Osman Özsoy, ressam Mustafa Albayrak’ın saat çalışmalarını görünce zamanla saatin birleştiği bir sergi fikrinin ortaya çıktığını söyledi. Özsoy “Albayrak’ın geçen sene gördüğüm eserlerinde, zamana hapsolmuş insanlar vardı. Hem sanatı hem tarihi birleştirelim, zaman üzerine çalışanlar diğer isimlerden eserlerle bir karma yapalım istedim. Eserleri, koleksiyonerlerden topladığımız antika saatlerle birleştirdik. Amacımız, Cezeri’den bu yana zamanı ölçmek için nasıl gayret edildiğini, saatlerin nasıl oluşturulduğunu ve sanatçıların bu duruma nasıl yaklaştığını göstermek. Zaman üzerine bir düşünce oluşturarak, nasıl ölçüldüğüne ilişkin çeşitli aletleri sergiledik” diye konuştu.

ELEKTRİK SAATİ DE VAR TANSİYON ALETİ DE

Resimlerinde hızlı yaşamı ve insanın koşturmacasını ele alan sanatçı Mustafa Albayrak, ilk kez 2012’de üç boyutlu görünüm veren asetat fotoğraflarla saatleri buluşturmuş. Ressam saatin, zamanın içerisinde hapsolmuşluğunu, insanların birbirini tanımamasını, kimlik sorgulamasını, geçmiş, bugün ve gelecek arayışını anlattığını belirtiyor: “Resimlerimdeki hareketten yola çıkarak, düşük enstantaneyle çekilen fotoğrafları zamanın sembolü olan saatlerle birleştirdim. Bizi geçmişe götürsün diye saatler, eski çerçeve ve fotoğrafları, tansiyon aleti, elektrik saati, su saati gibi eserleri kullandım. Tüm bu aletler, sokaktaki insanın zamana ve kent yaşamına yetişme çabasını ele alıyor.”

“Zamanın Yüzü” ve “İz Bırakanlar” eserlerindeki fotoğrafların bir kısmını kendisinin çektiğini söyleyen Albayrak, eserlerini, “İnternetten 1800’lü yıllara ait beni etkileyen zamana dair bir hikâye ya da çevresel bir konuya ilişkin çeşitli fotoğraflar topladım. Stüdyoda çektiklerimde de hareket etkisi yakalamaya çalışıyorum. Asetat kullanma amacım, üst üste birkaç kat fotoğrafla hem derinlik hem de titreşim etkisi yakalamak. Yaptığım iş fotoğraf değil, biraz enstalasyon biraz rölyefimsi bir sunum” diye anlatıyor.

“Zamanın Yüzü Arılar” eseriyle çevresel koşullara vurgu yapan sanatçı, Einstein’ın “Arılar ölürse, yaşam da ölür” sözünden yola çıkarak arı popülasyonunun azalması ve tehlikeye giren doğal ortamlara bir gönderme yapıyor. Sergi, 31 Aralık’a kadar Fatih Belediyesi Merkez Kütüphanesi içinde yer alan Nusret Çolpan Sanat Galerisi’nde görülebilecek.

HAYAT
Kırık taşlarla arazi sanatı

GÜNDEM
Sanat Akademisi kayıtları başladı