Adaların söz hakkı yok
Dünya
Adaların söz hakkı yok
Deniz hukukuna göre ‘anakara’ devletler arasındaki anlaşmalarda ‘adalar’ın söz hakkı bulunmuyor. Uluslararası Adalet Divanı’nın bu konuda 1977’den beri verdiği 8 ayrı karar, Yunanistan’ın Ege ve Akdeniz tezlerini boşa çıkarıyor.
Yeni Şafak
Rumlar Lahey'de hiçbir şey elde edemez: Dava başvurusu siyasi bir manevra!
Gündem
Rumlar Lahey'de hiçbir şey elde edemez: Dava başvurusu siyasi bir manevra!
Türkiye ile Libya arasında imzalanan 'deniz sınır yetki alanlarını sınırlandırma' anlaşması sonrası Doğu Akdeniz'de tansiyon yükseldi. Yunanistan'dan İsrail'e kadar birçok ülke anlaşma konusunda endişelerini dile getirirken, Güney Kıbrıs Doğu Akdeniz'in yeraltı zenginliklerini 'koruma altına almak' için Uluslararası Adalet Divanı'na başvuruda bulundu. Bu başvuruyla Güney Kıbrıs'ın hiçbir şey elde edemeyeceğinin altını çizen uluslararası hukuk uzmanları, "Birincisi Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni tanımıyor. İkincisi ise Lahey Adalet Divanı tek taraflı başvuru ile yetkilendirilemez. Dava görülmeyeceği için bu sadece siyasi bir manevradır. Rumların bu yaptıkları Türkiye'yi köşeye sıkıştırma planıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Yeni Şafak
Eşref Hamamcıoğlu: Başkanlığa aday değilim
Spor
Eşref Hamamcıoğlu: Başkanlığa aday değilim
Galatasaray Kulübü Divan Kurulu Başkanı Eşref Hamamcıoğlu, kulüp başkanlığına aday olmadığını söyledi.
AA
30 belediye üzerinden iş adamlarına sahte başkan oyunu
Ekonomi
30 belediye üzerinden iş adamlarına sahte başkan oyunu
Dolandırıcılar çıtayı yükselterek bu sefer de belediye başkanı kılığına girmeye başladı. Özellikle son yerel seçimleri de fırsat bilip harekete geçen dolandırıcıların Türkiye genelinde aralarında büyükşehir belediyelerinin de olduğu 30 belediye başkanı üzerinden iş adamlarından para toplamaya çalıştığı ortaya çıktı. Yaşanan durum üzerine çok sayıda belediye savcılığın yolunu tutarken, bölgelerinde bulunan firmalara da uyarıda bulunmaya başladı.
Yeni Şafak
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Takım tutmak bir gönül işidir"
Spor
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Takım tutmak bir gönül işidir"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu ekim ayı olağan toplantısına katılarak konuşma yaptı.
Yeni Şafak
Dil meydan muharebesinin yeni yılı
Dil meydan muharebesinin yeni yılı

“Dil Bayramı kutlanacak” başlıklı haberi görünce, içimden “Dil devriminin güçlenmesine, gelişmesine katkıda bulunmak ve...” şeklinde başlayan malum nakaratın tekrarlanma vaktinin geldiğine hükmettim.

Video: Dil meydan muharebesinin yeni yılı


Bu nakarat önemlidir, zira devlet baskısıyla bir gecede değiştirilen dilimiz, bu ifade tarzıyla doğrudan Sol-Kemalizmin kurtuluş retoriğine eklemlenir; İngiliz’i, Fransız’ı, Yunan’ı yurdumuzdan kovmanın gerekçesi, dili zorla değiştirmenin gerekçesiyle eşitlenerek, “dilimiz de işgal altındaydı, yurdu işgalden nasıl kurtardıysak, onu da işgalden kurtardık” demeye getirilir.

Yaklaşık yüz yıldır tekrarlanagelen bu resmi ideolojik telkini artık kimsenin yutmadığı aşikardır; kabile diline sıkıştırılarak felsefedeki (düşüncedeki), ilimdeki ve bilimdeki iddiasına son verilen Türkçenin, aynı yollarla Batı dillerinin işgaline maruz kılındığı malumdur; ayrıca dilin hem yaşayan bir varlık olduğu, hem de bir gecede zorla değiştirilmesini birlikte savunmanın aklen mümkün olmadığı bugün beş yaşındaki bebelerce bile bilindiği bir hakikattir.

Öte yandan, Cumhuriyet Türkiye’sinde dil meselesinin gerçekte bir din meselesi olduğu işin uzmanları tarafından bir değil bin defa ispat edilmiştir. Din dilini unutturmak kastıyla elifba’dan alfabe’ye geçildiği, tilcik üretimine ilkin dini terimlerden başlanmasından, Ezan’a tasalluttan da zaten bellidir.

Yine de, “Tarih, canımız istediğinde durdurup inebileceğimiz bir otobüs değildir” hükmünce, “Geçmiş geçmiştir, biz geleceğe bakalım, dilimize Yunus Emre – Şeyh Galib hattındaki gücünü yeniden kazandırmaya çalışalım” dememiz, bu meselede en doğru, en isabetli yönelim olsa gerektir diye düşünmekteyiz.

Diğer bir söyleyişle, kendi dilimizi bir meydan muharebesi içinde yaşamanın ve yaşatmanın saçmalığında boğulmamak için onu yaşayan varlık olarak kendi esasına ve şartlarına tabi kılmanın daha doğru olacağına inanıyoruz.

Fakat o da ne? Biz böyle düşünüyor ve inanıyorken birkaç dili-kırık, dil meselesini kendilerine maske edinerek, kabile dilinin kelimelerini zırh, mızrak ve gürz olarak kuşanıp, şiddetli bir muharebe aşk ve arzusuyla şehrin siyaset meydanına inivermişler.

Yukarıda başlığını zikrettiğim haberin detayından görüyoruz bunu:

Bir dernek ile başkanı CHP’li bir ilçe belediyesi, tencere kapak hikayesine uygun olarak, bir meydan muharebesine birlikte kutlayacaklarmış dili zorla değiştirme bayramını.

Yazımı, haber metnini yorumlayarak südürmek isterdim ama, bir CHP belediyesinin himayesindeki malum derneğin buram buram siyaset kokan yazılı açıklaması öyle tahrikkâr ki, okurlarım bunu oradan bizzat –çelişkileriyle birlikte– görsünler diye, bir kısmını nakletmeyi daha uygun buldum.

Kemalizm güzellemesiyle ve 12 Eylül kıyımına ağıtla (ki biz, çok iyi biliriz bu dili-kırıkların iflah olmaz bir darbe heveslisi olduklarını) başlayan açıklama şöyle sürüyor:

“Dil Devrimi engellenememiştir; bugün dilimize devrimle kazandırılan yüzlerce sözcük devrim karşıtlarınca da kullanılmaktadır. Demek ki dilde devrim başarılı olmuştur. Günümüzde Türkçenin eğitim ve öğretimini belirleyecek tüm kural ve kurumlarda, Türkçenin gücüne ve olanaklarına güvenmeyen; bilimsel verileri ve bilimcileri dışlayan uygulamalar sürmektedir. Ne yazık ki inancı baskın kılan anlayıştan en ağır biçimde etkilenen alan eğitimdir; öncelikle ortak iletişim aracımız Türkçemizdir. İşte böyle bir ortamda...” bayram edilip eğlenilecektir.

Durun, daha tam saçılmadı dernek açıklamasındaki siyasi inciler:

“Dil Bayramı töreninde Kurtuluş Savaşı kahramanı ve Lozan Barış Antlaşmasının öncüsü İsmet İnönü’ye saygımızla İnönü Vakfı’na; cumhuriyetçi gençlerin yolunu açan Türkân Saylan’ın ulusa armağanı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Merkezine, (...) ailesine, kendisine yöneltilen çirkin sataşmalara karşın barışçıl bir dil kullanan üyemiz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na onur ödülleri sunulacaktır...”

Bu ne yaman çelişkidir! Dün Gezi Eşkıya Kalkışmasında tavan yapan edepsizlikle, devletin Başbakanı’na ve muazzez ailesine küfretmek için birbirleriyle yarışanlar, devletin valisine “it” diyen Ekrem’e barışçı dil kullandığı yakıştırmasıyla ödül verebiliyor, hem de hiç utanmadan ve sıkılmadan!

Hal böyle olunca, birileri daha çıkıp, Ekrem büyük dilcidir; Divanü Lûgati’t-Türk’ü, “Türkçe Sözlük Kurunu” adıyla yeniden yazmıştır derlerse asla şaşırmam.

Zira dil mevzusunun çivisi, Sol-Kemalistler tarafından siyasi muharebe kastıyla, yeniden çakılamayacak şekilde yerinden çıkartılmıştır.

Paraşütçüler ağaçlık alana düştü
Gündem
Paraşütçüler ağaçlık alana düştü
Sakarya’nın Serdivan ilçesinde yamaç paraşütü yaparken ağaçlık alana düşen 2 kişi hafif şekilde yaralandı. 2 paraşütçü havalandıktan bir süre sonra henüz bilinmeyen bir sebepten dolayı kontrollerini kaybederek Sosyal Havacılık Merkezi yakınlarında bulunan ağaçlık alana düştü. Çevredekilerin haber vermesi üzerine, olay yerine gelen ekipler düşen paraşütçüleri hafif yaralı olarak kurtardı.
IHA
İnce saz
İnce saz

Yağmur iyice incelmiş, iğne ucuna dönmüş dökülüyor.

İşportacı bu yağmura eski bir şemsiye açmış, tezgâhı düzmüş. Elmalar al beni diyor, portakallar ye beni. Kara parlak saçlı, kara yağız delikanlı müşterilerine gülümsüyor üstelik. Parçalarının arasında bir yarım teneke, tenekede alevi gitmiş, közü kalmış bir ateş. Yaşlı kadın ateşe, portakalın sarısına, elmanın alına doğru ısınarak yaklaşıyor. Bir kilo elma, iki kilo portakal istiyor. Delikanlı nasılsa araya karışmış iki çürük elmayı kesekağıdına değil de ıskarta kasasına fırlatıyor. Üstüne üstlük “Bu da bizden” diyerek bir portakal daha atıyor teraziye. Bir güvercin dolaşıyor oracıkta.

Video: İnce saz


Simitçi gevelediği simitten bir parça koparıp güvercine doğru fırlatıyor. Güvercin “eyvallah hemşehrim” diyor ona.

Çırak oğlan nezleden kızarmış burnunu temiz bir mendile silerek sahlep güğümüne doğru gidiyor. Sahlepçinin beyaz önlüğü güğümün dumanları arasında parıldıyor. Şakırdatarak yıkıyor bardaklarını, doktorasını Divan Pastanesi’nde yapmış gibi bir çalımla dolduruyor bardakları. Okkalıca tarçın döşüyor üzerine; ameleler, işsizler, kalfalar, emekliler birer birer uzanıyor. Sahlepin sıcaklığına gömülüyor otobüs durağı.

Az önce elma ve portakal alan yaşlı kadın meğerse Akbil’ini unutmuş. Otobüsün beş koltuğundan, aynı anda beş kişi kalkıp “buyur teyze” diyerek hem Akbil uzatıyor, hem yer gösteriyor yaşlı kadına. Halk otobüsünün şoförü mütebessim, müşterilerinin nezaketine şapka çıkarıyor.

Sekreter kız bekleme odasında bekleyenleri tek tek dinliyor. Doktor bir cigara yakıp cep telefonunu kulağına dayayarak yüzünü pencereden yana dönmüyor. O kıytırık telefonla mıymıntı bir konuda saatlerce konuşmuyor. Tersine her hastayı uzun uzun muayene ediyor, güleryüzle muamele bir yana “Geçer kardeşim, önemli değil” diyerek gönderiyor. Zabıta bakkalın önünden geçerken kıravatını düzeltiyor, taksi şoförü yayaların üzerine sıçramasın diye su birikintisini dikkatlice solluyor.

Haber spikerleri bültende ne bir trafik kazası, ne bir cinayet vakası bulamıyor; bazıları “Bu işte bir bit yeniği var ama neyse” diye pireleniyor. Başörtülü kızlarla, başı açık kızlar üniversite kapısından rahatça geçiyor; kürsüdeki vaiz kaç zamandır şefkatten ve merhametten başka bir konu işlemediğini fark ediyor, patron işçi temsilcilerinin isteklerini kabul ediyor, canı kebap isteyenlere et, mutsuzlara mut yağıyor.

Gördüğünüz gibi olmayacak duaya “Âmin” diyorum, bu gece acaba üstü açık mı uyumuşum.

Hayırdır inşallah...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.