Dosya raftan inince kaçtı
Gündem
Dosya raftan inince kaçtı
Necip Hablemitoğlu suikastının kilit ismi olarak Ukrayna’da yakalanan Nuri Gökhan Bozkır’ın, FETÖ tarafından sümen altı edilen soruşturma dosyasının raftan indirildiği 2015’te kaçtığı belirlendi. Bozkır’ın telefonunun, cinayet günü Hablemitoğlu’nun evinin yakınlarında sinyal verdiği ve yine olay yeri yakınlarındaki bir kişiyle görüştüğü tespit edildi.
Yeni Şafak
Hablemitoğlu suikastında çok önemli gelişme mi?
Hablemitoğlu suikastında çok önemli gelişme mi?

Necip Hablemitoğlu 17 yıl önce, 18 Aralık 2002 yılında soğuk bir Çarşamba gecesinde evinin önünde faili meçhul bir suikast sonucu öldürülmüştü. Uzmanlarca olay yerinde yapılan incelemeler cinayeti işleyen tetikçi veya tetikçilerin birçok açıdan profesyonelce ve soğukkanlı hareket ettiklerini ortaya koymuştu. Hablemitoğlu suikastı faillerinin aradan geçen bunca uzun bir zamana rağmen bulunamamış olması kamuoyunda cinayetin tamamen ortadan kaldırmaya, yok etmeye ve susturmaya yönelik devlet içinde kontrol dışı yapı veya birimlerce işlendiğine yönelik bir algı yaratmıştı. Zira yapılan tespitlere göre suikastçı çok yakın bir mesafeden (10-15 cm) ateş açarak Hablemitoğlu’nu sol gözünden vurarak öldürmüştü. Bu durum suikastın kesin öldürme refleksi ile gerçekleştirildiğinin açık bir işaretiydi. Aslında suikastın en önemli ipuçları Hablemitoğlu’nun öldürülmesi sonrasında piyasaya çıkan Köstebek isimli kitabının sayfalarında gizliydi. 1 numaralı failler CIA ve FETÖ terör örgütüydü. Hablemitoğlu kaleme aldığı Köstebek isimli kitabında küresel istihbarat örgütleriyle FETÖ arasındaki ilişkileri çok açık bir biçimde deşifre etmişti. Ayrıca kitapta Alman vakıfları ve Almanya Federal Devlet Haber Alma Teşkilatı BND’nin Türkiye faaliyetleri irdelenirken FETÖ’ün istihbarat birimleri ve Emniyet içindeki yapılanmasına yönelik önemli bilgi ve belgelere yer verilmişti. Anlaşılan Hablemitoğlu’na derin yapının arşivi sonuna kadar açılmıştı. Hablemitoğlu milli ve yerli zannettiği bu yapının kolonyalist ülkelerle işbirliği içinde olduğunu anladığında iş işten geçmişti. Bu derin yapı Hablemitoğlu’nu katlettikten sonra 2003 Nisan tarihli Aksiyon Dergisi suikastı sanki itiraf etmişti.

’’Belki de suikastin sırrı, Hablemitoğlu’nun sol gözüne sıkılan kurşunda gizlidir. Çalışma ve konuşmalarıyla, bakmaması gereken bir yere bakmışsa, yönelmemesi gereken bir tarafa yönelmişse, bu kurşun bir mesajdır. O zaman suikastçilerin onu ‘hain’ olarak değerlendirmedikleri anlaşılıyor. Eğer hain olduğunu düşünseler arkadan vururlardı. Ama önden, hem de gözüne vuruyorlar. Yaptığı ölümcül hata, yüzüne okunduktan sonra vurulmuştur.”

FETÖ’nün Türkiye’de işlediği veya azmettirdiği suikast veya kaza süsü verilmiş faili meçhul cinayetlerde çok önemli deliller olmasına rağmen nedense bu cinayetler bir türlü aydınlatılamıyor. Bu durum FETÖ çatı iddianamesinde de yer almıştı. Hablemitoğlu Suikastı soruşturmasının FETÖ’cü polisler tarafından bilinçli bir şekilde karartıldığı anlaşılmıştı. Ankara Başsavcılığı tarafından kurulan özel bir ekip yaptığı soruşturmalarda Hablemitoğlu’nun ölümünden 6 ay öncesine giderek suikastten önce gittiği her adresteki baz istasyonlarından alınan kayıtlar numaralar ve sahipleri ile ‘’Olay anında ve yerinde baz kayıtları olan telefonların kim ya da kimlerin oldukları tespit edilmişti. İşte bu mükemmel teknik takip çalışmasında TSK'dan ihraç edilmiş eski asker N.G.B´nin ismi belirlendi.’’ 5 ay önce Ukrayna'nın başkenti Kiev'in merkezinde yakalanan Nuri Gökhan Bozkır’ı kamuoyunda sauna çetesi davasından (Küre Operasyonu) hatırlıyoruz. Üst düzey rütbeli asker ve polislerin de aralarında bulunduğu bir grubun mafyavari faaliyetlerinin yanısıra cuntadan darbe hazırlıklarına ve casusluk faaliyetlerine kadar uzanan bir dizi karmaşık ilişkiler ağı ortaya çıkarılmıştı. Çetenin reisi Kasım Zengin isimli bir medyumdu. ÖKK içinde görevli Yüzbaşı N.G.B yapı içinde yer alan kişilere İstihbarat, gayri nizami harp ve bombalama konularında ders verdiği ortaya çıkarken; infaz listelerinden bakan ve milletvekillerinin fişlendiği dosyalara, psikolojik harekat çalışmalarından gerilla faaliyetlerine sabotajdan taarruza kadar bir dizi eylem planının yer aldığı 68 adet CD’ye el konuldu. Güvenlik güçlerince çete üyelerinin ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda 4 adet ruhsatsız tabanca bir adet Keleş, TNT kalıpları ve A-4 plastik patlayıcılar elde edildi.

Medyada çeşitli gazetelerde Yüzbaşı N.G.B için Hablimetoğlu’nun tetikçisi yakalandı gibi bazı başlıklar atılsa da bu doğru değil. Şengül Hablemitoğlu Yüzbaşı N.G.B ile ilgili yaptığı açıklamada ‘’Henüz net bir şey yok. Sadece çok güçlü şüphe demişti. Hablemitoğlu’nun avukatı Barkın Necip Hablemitoğlu hayattayken, FETÖ’nün bazı kişileri özellikle 1990’larda adı çok geçen bazı siyasi isimleri araya sokarak ‘Köstebek’ adlı kitabın basılmasını engellemeye çalıştıklarını belirterek, bu kişilerin ifadeleri cumhuriyet savcılığı tarafından alındı. İade süreci gerçekleşirse dosyadaki mevcut ifadeler, alınmayan ifadeler ile ilgili kişinin vereceği ifade dosyada yıllar sonra çok önemli gelişmeler yeni bir umut ışığı yaratabilir” demişti. Yüzbaşı N.G.B nin Türkiye’ye tesliminden sonra başta Hablemitoğlu suikastı olmak üzere kamu vicdanını yaralayan tüm FETÖ suikastlarının aydınlatılması şüphesiz FETÖ ile mücadelede başarının olmazsa olmaz en önemli şartıdır.

Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastının katil zanlısı 17 yıl sonra Ukrayna'da yakalandı
Dünya
Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastının katil zanlısı 17 yıl sonra Ukrayna'da yakalandı
Terör örgütü FETÖ elebaşı Fethullah Gülen ve Alman Vakıfları davalarının raporlarını hazırlayan Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastının 17'nci yıl dönümünde, katil zanlılarından olduğu değerlendirilen kilit şüpheli N.G.B. Ukrayna'da yakalandı. Ukrayna'da daimi oturum izni bulunduğu ve çevresinde 'komutan' lakabıyla tanındığı öğrenildi.
DHA
Kültürünüz ve sembolleriniz varsa toplumdasınızkle/0
Kültürünüz ve sembolleriniz varsa toplumdasınızkle/0

Bir topluma kendi rengini verebilmek, orada inancından ve hayat tarzından kaynaklanan kendi kültürünü oluşturabilmeye bağlıdır. Kültürden bizim anladığımız şudur: Edindiğiniz bilgilerin hayat tarzına ve inanca dönüşmüş görüntüleri, davranış biçimleri kültürdür. Bu hayat anlayışınız bir süre sonra evinizi ve çevrenizi düzenlemenize, mimarinize, estetik anlayışınıza ve sanatınıza yansır, ardından geniş bir coğrafyaya yayılır sizin gibi inanmayan insanlar için bile özenilir, hayat tarzı haline gelir, onlar da bu yaşama biçimini benimserler. Derken davranışında başkalarından farklı bir insan tipi ortaya çıkar ve böyle bir toplum, yeterli toprağı ve kendini savunma gücü de varsa kurumlaşır ve medeniyet haline gelir. Yani medeniyet olduğunuzda sizin gibi inanmayanlar da sizinle beraber, sizin gibi yaşamayı içselleştirir, benimser ve kimliklerini sizin medeniyetinizle tanımlarlar. Onların farklılığı sizin medeniyetinizin gıdası ve zenginliği olur.

Aksine siz Müslüman olduğunuz halde başka bir kültürle yaşar, kimliğinizi onların medeniyetiyle tanımlarsanız bu defa da siz onların manevi değerlerini benimser ve mümin olduğunuz, ya da öyle olduğunuzu sandığınız halde o medeniyet içinde erir ve bir süre sonra onunla aynileşirsiniz. Tıpkı midyenin içine aldığı, sıkıp kendisi için bir varoluş sebebi, gıda ve enerji haline getirdiği böcek gibi olursunuz.

Bu sebeple İslam’ı topluma çıkarmak, topluma mal etmek kendi bilgi ve inancınızdan kaynaklanan kültürünüzü oluşturmanıza bağlıdır. Bunun için inandığınız değerlerin gerçekten değer olduklarını bilecek düzeyde bir bilinçle yeniden mümin ve müslim olmanız ön şarttır. Sonra kimseye zarar oluşturmayan durumlarda inancınızın gereklerini yerine getirmekten istihya ve eziklik duymayacak seviyede bir özgüvene sahip olmalısınız. Mesela bir hastanede beklerken, mescid bulamıyorsanız, başka mani de yoksa temiz bir köşede kıbleye dönüp namazınızı rahatlıkla kılabilmelisiniz. Bunun için seccadeye de ayakkabılarınızı çıkarmaya da ihtiyacınız yoktur. Tam da Necip Fazıl’ın dediği gibi: ‘İşte iz, geliniz, toprak post, Allah dost’. Resulüllah (sa) ‘siz pabuçlarınızla da namaz kılın, Yahudilerden farklı olun, çünkü onlar pabuçlarıyla ibadet etmezler’ buyurması bu noktada anlamlıdır. Eğer böyle bir durumda etrafınızdakiler sizi istiskal ediyorlarsa, en azından o mekânda sizin inanç, kütür ve medeniyetinizden hiçbir eser kalmamıştır. O halde alacağınız daha çok yolunuz var demektir. Böyle bir istiskal yok da siz eziklik ve çekimserlik duyuyorsanız o takdirde de sizin imanınızda ve İslamınızda problem var demektir. Her halükarda bu çift yönlü problemi halletme yolunda olmalısınız.

Bu noktada sembolleri ve her bir kültür ögenizi küçümsemeden toplumda görünür kılmak, temsilini de güzel yaparak sevilmesini, ona alışılmasını ve kabul görmesini sağlamanız gerekir. Bunu inancınız adına yapmış olmanız, sizin için yıllarca nafile ibadet etmekten, kıyaslanmayacak kadar daha büyük bir ibadet olduğunda işi bilenlerin hiç şüphesi olmaz. Buna da yine Resulüllah’ın şu tavsiyesine uyarak başlayacaksınız: ‘Kardeşinin yüzüne tebessümle bakman sadakadır’.

Allah’ın sevdiği bir kul olmanın belirtilerinden biri toplumda hüsnü kabul görmektir. Bu da yine bir hadisi şerifin mealidir. Bizim en çok kaybettiğimiz noktalardan birisi burasıdır. Bir asırdır ezik ve ikinci sınıf insan görülmemizin etkisiyle, bunu yaptıklarını varsaydığımız kesime karşı pasif bir misilleme olarak abus, haşin, antipatik ve nefret ettirici duruşumuzdur. Oysa nazik ve kibar olmaya en layık ve en muhtaç insan Müslüman insandır.

Kısaca İslam’ın sembollerini toplumda görünür kılmayız. Tebessümle ambalajlanmış bir selamı kinci sıraya koyabiliriz. Yine Efendimiz’in beyanlarıyla, ‘selamı yayın, tanıdığınız tanımadığınız herkese selam verin’. Ben bunu deniyorum ve selama hazır gördüğüm herkese selam veriyorum. Sonuç şu: Her on kişiden altısı selamı normal olarak alıyor, üçü memnuniyetle ve sayıldığına sevincini izhar ederek alıyor, en çok biri de hiç oralı olmuyor.

Kısaca selam en önemli sembollerimizden biridir. Sonra nefret edilmeyecek şekilde giyeceğimiz alametifarika olan kılık kıyafetlerimiz gelir. En azından bize tam karşıt olduğu bilinen kültürel sembolleri asla kullanmamak. Kaybolan her sünnet, yabancı bir kültür ögesine yer açar, böylece de zeminimizi kaybetmiş oluruz.Cinsiyet eşitliği için çabalayanların ilk hedefi önce cinslerin sembollerini ortadan kaldırmaktır.

Nedenini düşündünüz mü?

hem gerçek şair hem de gerçek yazar
hem gerçek şair hem de gerçek yazar

kısakürek’ten bahsediyorum.. şiirin zübdesini, hâlisini yakalamıştır.. ‘kaldırımlar’, ‘çile’, ‘sakarya destanı’ .. bu şiirler fikir ve duygu dolu birer şaheserdir.. üstadın bütün şiirleri sevimli, anlamlı, düzgün söz parçalarından ibarettir.. fakat önemli bir kısmı da çok düzgündür, çok keskindir, çok etkilidir .. onları okudukça ruhunuzda rüzgârlar eser,

fikirler ateş olur, hisleriniz coşkun birer ırmak olur..

hemen ilave edelim ki necip fazıl kısakürek sadece şair değildir.. aynı zamanda gelmiş geçmiş nesiller arasında zirvede mekan tutmuş çok güçlü bir nasirdir.. çok orijinal bir mensur yazı ustasıdır..

edebiyatımızda hem nesirde hem şiirde söz sahibi olmuş yüksek seviyede ediplerimiz vardır.. fakat sayılıdır.. mehmed akif, yahya kemal beyatlı, ahmet hâşim, abdülhak hâmid, arif nihad asya, nâmık kemâl, cenap şahabettin hemen dilimizin ucuna geliverenlerdendir..

sevgili okuyucularım üstadın eserlerini size takdim ediyorum:

şiir

örümcek ağı (1925), kaldırımlar (1928), ben ve ötesi (1932), sonsuzluk kervanı (1955), çile (1962), şiirlerim (1969)

öykü ve roman

ruh burkuntularından hikâyeler (1965), aynadaki yalan (1980), kafa kâğıdı (1984)

tiyatro

tohum (1935), bir adam yaratmak (1938, künye (1940), para (1942), namı diğer parmaksız salih (1949), reis bey (1964), abdülhamit han (1969)

monografi-makale- fıkra-hatıra

birkaç hikâye birkaç tahlil (1933), namık kemal (1940), çerçeve (1940), son devrin din mazlumları (1969), hitabe (1975), ihtilâl (1975), yılanlı kuyudan (1970), hac (1973), babıâlî (1975)iman ve islâm atlası (1981)

ve diğerleri

öfke ve hiciv, sabır taşı, doğru yolun sapık kolları, siyah pelerinli adam, ahşap konak, püf noktası, yeniçeri, o ve ben, çöle inen nur.

aziz okuyucularım ; necip fazıl beyin zaman zaman sade ve akıcı, daha ziyade de mücerred (soyut), mecazlı, teşbih ve istiareli üslubundan dimağınıza ve kalbinize bereketli akışlar intikal etmesi temennisiyle yazımızı noktalıyoruz.. sevgili üstadımıza yüce allah’tan rahmetler, cenneti âlâdan mekanlar niyaz ediyoruz..

Ağaçlarla büyüyeceğiz
Hayat
Ağaçlarla büyüyeceğiz
Bir ağacı yetiştirmek için kaç litre suya ihtiyacımız olur? Yerli sistem Ekobox, sadece 16 litre suyla çölleşmiş arazide bile ağaç yetiştirebiliyor. Şimdi bu sistemi tüm dünyaya duyuracağız. Konyalı üç girişimcinin çabasıyla yapılan ‘Ekobox’ Türkiye’nin 25 ilinde ve Katar’dan Filistin’e dünyanın farklı bölgelerinde test edildi. Yüzde 95 oranında başarı yakaladı. Sistem, Mart 2020’de Japonya’da gerçekleşecek Su, Çölleşme ve İklim Değişikliği Kongresi’nde Türkiye tarafından dünyaya sunulacak. Sistemin su kaynaklarını koruduğunu, açlık ve kuraklık gibi sorunların çözümünde önemli bir aşama sağlayacağını söyleyen Ekobox’un üreticilerinden Fazıl Mermer, “Sadece 16 litreyle ömür boyu bir ağacın ihtiyacını karşılayabiliyorsunuz. Ülkemizi bu ağaçlar kalkındırabilir” diyor.
Yeni Şafak
Necip Fazıl Ödülleri açıklandı: Şiir ödülü İbrahim Tenekeci'ye roman ödülü Cemal Şakar'a verilecek
Hayat
Necip Fazıl Ödülleri açıklandı: Şiir ödülü İbrahim Tenekeci'ye roman ödülü Cemal Şakar'a verilecek
Star gazetesi tarafından verilen Necip Fazıl Ödülleri'nde, "Necip Fazıl Şiir Ödülü" İbrahim Tenekeci'ye, "Necip Fazıl Hikaye-Roman Ödülü" Cemal Şakar'a, "Necip Fazıl Fikir-Araştırma Ödülü" Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın ve Dr. Coşkun Yılmaz'a verilecek.
AA
Pakdil’in ardından
Pakdil’in ardından

Pakdil’in cenazesi geçtiğimiz cumartesi günü görkemli bir topluluğun iştirakiyle kaldırıldı. Ankara’da Tacettin Dergâhı’nda toprağa verildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yoğun mesaisi dolayısıyla cenazeye bizzat iştirak etme fırsatı bulamadı. Ancak cenazenin defin süreciyle yakından ilgilendi. Kabir yerinin seçiminde belirleyici oldu. Edebiyat camiası olarak yakın ilgisine müteşekkiriz.

Altındağ Belediye Başkanı Sayın Asım Balcı, emri hakkın vukuundan itibaren cenazenin bütün safhalarıyla, özellikle kabrin seçimindeki mekân tahsisindeki hassas tutumuyla örnek bir davranış sergiledi. Belediyedeki değerli ekibi adeta bir hizmet yarışındaydı. Ekipte hizmeti geçen bütün arkadaşlarımızı ve değerli Başkanımızı kutluyor, şükran duygularımızı iletmek istiyorum.

Cenazede hazır bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’a, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na, TBMM İdare Amiri İstanbul Milletvekili Hasan Turan’a, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal’a, keza eski ve yeni siyaset adamlarımıza da teşekkür borçluyuz…

Cenaze ile yakından ilgilenen Memursen ilgilileri ve Genel Başkan Ali Yalçın’ın ilgisi de teşekkürü hak ediyor.

Mekânlarını taziye evi olarak tahsis eden Mehmet Akif İnan Vakfı ilgilileri ve keza Kabakçı Konağı personeli kusursuz hizmetleriyle gönlümüzü fethetti. Hepsi sağ olsun, hepsine teşekkürler…

Ve asıl büyük teşekkür şair ve fotoğraf sanatçısı NECİP EVLİCE’ye… Nuri Pakdil’in seslenişiyle: İdris Hamza…

Necip Evlice 40 yıl boyunca Nuri Pakdil’e bir oğul sadakatiyle hizmet etti. Gerçekte bir oğuldan daha fazlasını yaptı.

Pakdil’in kitaplarının basımını hiçbir karşılık beklemeden, Pakdil gibi estetiğe son kerte özen gösteren birine sıfır hata payıyla beğendiren bir çalışmayı her türlü özveriyi göğüsleyerek gerçekleştirdi.

Özellikle son 10 yıl boyunca Pakdil’in her türlü hizmetini, kendi öz evine gösteremediği bir gayretle yerine getirdi. Pakdil’in hastalık ve sağlık hizmetleri, mutfağını çekip çevirmesi, her türlü ihtiyacının karşılanması ondan sorulur oldu. Onun giyim kuşamından, saç sakal tıraşına, programlarının düzenlenmesine, kitap imza programlarının tertiplenmesine, ziyaretçilerin ağırlanmasına kadar, kendi işlerini ihmal etme pahasına koşuşturdu… Yıllar boyu Pakdil’in her hastalığında hastane hizmetlerinde refakatçi olan oydu. Hastane sonrası bakımlarını günlerce gecelerce gözünü kırpmadan o üstlendi. Hastane hizmetlerinde ve başka konularda Fatih Yurdakul da canla başla Evlice’nin yanında yer aldı.

Pakdil’in asistan olarak adlandırdığı yardımcılarının temini, onların iaşesi, maaşı; gerektiğinde yardımcıya yardımcı olan elemanların temini hep Necip Evlice’nin üstündeydi.

Onun, Pakdil’in kitaplarının yeni baskılarını aynı titizlikle devam ettireceğine olan inancımız tamdır…

Pakdil’in ihtiyaç halinde müracaat ettiği para kasalarından biri de sevgili Ali Karaçalı olmuştur. Bu arkadaşlarımız Pakdil’e hizmet hususunda sınır tanımamışlardır…

Hepsi teşekkürden çok daha fazlasını hak ediyor. Onlara teşekkür edilmez, helallik dilenir…

Pakdil’i rahmetinden esirgemeyeceğini umduğumuz Rabbim, burada adı geçen ve geçmeyen her türlü hizmet erbabını da lütfuyla keremlendirsin dileğindeyim…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.