Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Bırakın derdi olan derdini sevsin
Bırakın derdi olan derdini sevsin

Yusuf’la çorbaları söyledik. Arabada yol boyunca parça parça konuştuğumuz meseleleri konuşmaya devam ettik masada da: Fıkıh ilminin kendini bugün yeniden üretmesinin yol açabileceği imkânlar, K-Pop gruplarının modern kültlere benzer organizasyonu ve gençlerin uğradığı derin hayal kırıklıklarının yol açtığı sorunlar.

Video: Bırakın derdi olan derdini sevsin


Öyledir. Derdini seven adamlarız biz. Gündemimize aldığımız meselelerin tamamı derdimizle doğrudan ilgili meseleler. Bir çeşit akılda tutma, bir çeşit düşünme biçimi bizim açımızdan “parça parça dertlerimizi konuşma” işi.

Çorba içmek için oturduğumuz masanın tam çaprazında sekiz kişilik kadınlı erkekli bir başka masa vardı. Masadaki kadınlar bizi tanımış olacaklar ki neredeyse vitrine bakar gibi ikimizi süzdüler ve bundan rahatsız olabileceğimiz bir an olsun akıllarına gelmedi.

Biz derdimizi konuşmaya devam ettik elbette ama bambaşka ve yepyeni bir derdimiz daha oldu. Yan masayı kasten uzun uzun süzüp dedim ki Yusuf’a. “Yusuf bak, masadaki hanımların tamamının yüzünde en az ikişer estetik var. Her biri sağ ve sol ellerinin parmaklarında yüzer bin lira taşıyorlar. Üstelik tamamı başörtülerini bu yılın modası olan şu iğrenç spor ayakkabıları ile tamamlamışlar. Birini vitrin izler gibi izlemenin en azından “yakışıksız” bir şey olduğunu bilebilecek temel görgüden de yoksunlar.”

Masadaki adamlardan biri, sadece bizim değil, ortamdaki herkesin duyabileceği şekilde anlatmaya başladı: “Ben onu sayın vekilimize izah ettim. O noktada imar izinlerinin verilmemiş olması çok yanlış. Hallederiz bir şekilde yani…”

Sanki hayat böyle ilerliyor bir süredir memlekette. “Hallederiz bir şekilde…” diyen adamlarla umutsuzca “bu meseleyi nasıl halledeceğiz?” sorusunun peşine düşen adamlar arasındaki gerginlikle ilerliyor her şey.

Hayır, lütfen yanlış anlaşılmasın. Ne kendimi “bu meseleyi nasıl halledeceğiz?” diyen adamların safına yazıyorum ne de “hallederiz bir şekilde” diyerek yola devam eden insanları yargılıyorum. Benimkisi daha çok bir anlama, anlamlandırma çabası.

Belki de şu: Türkiye’nin ve dünyanın hayat pratikleri, yönelimleri, hayata bakışı hızla değişip dönüşürken hepimiz oradaydık. Bazılarımız bu değişip dönüşen Türkiye’ye ve dünyaya uyum sağlamak konusunda hiç çekingenlik göstermediler. Bazılarımız o trene binmemeyi tercih etti.

Hayır, gündelik politikadan bahsetmiyorum. 2000 sonrası dünyanın aldığı halden bahsediyorum. Yüzeysellikle dolu, sanallaştırılmış, sulandırılmış bir yeni dünya burası. Sadece pratik sonuçlara odaklı bir “ne şekilde?” dünyası burası… Nasıl ve niçin sorularıyla uğraşan insanların tabiri caizse “arkaik dönemlerden kalma dinozor” muamelesi gördüğü bir dünya. Üstelik “ne şekilde?” sorusuna verilen cevap da çok değişmiyor: “Bana faydası dokunabilecek her şekilde…”

Şunu konuşalım. 1990’larda herhangi bir başörtülü kadının güzel görünmek için estetik ameliyat yaptırmasını değil anlamak ve anlamlandırmak, aklımıza bile getiremezdik. “Havsalamıza sığmazdı” anlamında söylüyorum bunu. Oysa bugün, diyelim değişimdeki örneği başörtülü kadınlardan verdim diye beni yargılayabilecek ve linç edebilecek bir vasata eriştik. Oysa ben cinsiyet bağımsız bir örnek veriyorum sadece. Pekâlâ, buna benzer örnekleri erkekler üzerinden de verebilirim yani.

Bakın şu: “Sana ne, insanlar nasıl rahat ediyorlarsa öyle yaşasınlar” cümlesinin gizli emri “sus” komutudur. İçinde yaşadığımız dünyayı anlamanın yollarından biri ve bence en önemlisi değişen insan davranış ve tutumlarını anlamaya çalışmaktır. Dikkat isterim: “Başörtülü kadınların estetik ameliyat yaptırmasına karşıyım” demedim. Ama bunu böyle anlamaya hazır binlerce insanın varlığından da haberdarım. Ben sadece değişip dönüşeni anlamaya çabalıyorum. Derdimi seviyorum yani.

Birey açısından bütün “niçin yaptın?” sorularının cevabı “çünkü canım öyle istedi” şeklinde olabilir. Bunda bir sorun var bence ama beis yok. Fakat bırakın bazıları da canı öyle isteyen bireylerin oluşturduğu dünyanın nasıl bir yere benzediğini tespit etmeye çabalasın. Bırakın onun canı da öyle istesin.

Toplamda galiba şunu söylemeye çabalıyorum: Her anlama çabasını “yaşanılan hayata ve tercihlere müdahale” olarak değerlendirme yatkın bir yere geldik sonunda. Burası oldukça soğuk ve tehlikeli bir yer. Düşünmeyi, söz almayı durduracak bir yer.

Merak edenler için söyleyeyim. Çorbadan sonra Yusuf beni taksitle ve bin zorlukla alabildiği arabasıyla eve bıraktı. Yol boyunca yine meselemizi konuştuk. Bu kez bir başka sorumuz vardı: “Bu zenginlik başka türlü organize edilebilseydi verimleri ne olurdu?”

Ölümü unutan insan, kendini bile hatırlayamaz
Ölümü unutan insan, kendini bile hatırlayamaz
Hayatımızı ölüme borçluyuz. Ölüm olmasaydı hem hayat olmazdı hem de hayatın bir anlamı olmazdı; dolayısıyla, hayatın anlamını idrak edebilmek imkânsızlaşırdı.

Ölüm, hayattan da gerçektir, bu anlamda: Hayatı vareden, görünür kılan, anlaşılır hâle getiren, değerini idrak etmemizi sağlayan muazzez bir gerçek.

Yeni Şafak
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü
Geçtiğimiz hafta iki kalp krizi geçirdim.

Üç gece, ölümle burun buruna geldim. Deyim yerindeyse, ölümü gördüm ama korkmadım.

Yeni Şafak
Umman: İsrail'i bir Orta Doğu ülkesi olarak kabul ediyoruz
Dünya
Umman: İsrail'i bir Orta Doğu ülkesi olarak kabul ediyoruz
İsrail ile diplomatik ilişki başlatmak için birbiriyle yarışan Körfez ülkeleri 'ilişkileri resmiyete dökmeye başladı. Polonya'daki İran karşıtı zirvede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşen Bahreyn Dışişleri Bakanı Yusuf Alevi, "İsrail'i bir Orta Doğu ülkesi" olarak kabul ettiklerinin altını çizdi.
AA
Yusuf Erdoğan sahayı terk etmek istedi
Spor
Yusuf Erdoğan sahayı terk etmek istedi
Bursaspor forması giyen Yusuf Erdoğan, Rizespor'la oynanan maçta tribünlerden gelen tepkiler üzerine sahayı terk etmek istedi. Takım arkadaşları tarafından güçlükle sakinleştirilen 26 yaşındaki futbolcu Samet Aybaba tarafından 35. dakikada oyundan alındı.
Yeni Şafak
Rehine krizinde 1 polis şehit
Gündem
Rehine krizinde 1 polis şehit
Uşak Banaz’da balkonundan girdiği evdeki 2 kadını rehin alan Çetin Kaplan olay yerine gelen polislere ateş açtı. Polis Mehmet Aksoy şehit olurken, Kaplan da çatışmada öldürüldü. Kaplan’ın daha önce de silahla evi bastığı ve bu nedenle hakkında uzaklaştırma kararı alındığı öğrenildi.
Yeni Şafak
Sabri Çelik MHK başkanı oldu eski defterler açıldı
Spor
Sabri Çelik MHK başkanı oldu eski defterler açıldı
Yusuf Namoğlu'nun Merkez Hakem Kurulu başkanlığından istifa etmesi sonrasında yeni yönetim belirlendi. Başkanlığa Sabri Çelik'i getiren TFF'nin MHK üyeleri de belli oldu. Sosyal medyada Sabri Çelik'in MHK başkanlığına getirilişi ise bazı takım taraftarları tarafından tepkiyle karşılandı. Bunun sebebi ise Çelik'in görev yaptığı mücadelelerde verdiği hatalı ya da tartışmalı kararlar.
Yeni Şafak
Üç Turgut Cansever: Düşünür, Mimar, Bilge
Üç Turgut Cansever: Düşünür, Mimar, Bilge
Geçtiğimiz ay 100 kitaplık okuma listesi'nin 4. aşama kitaplarını yayınladım. Listede Cansever'in de en önemli kitabı yer alıyordu. Ancak liste yayınlanınca, okuyucular sadece İslâm'da Şehir ve Mimari başlıklı bu kitabı değil, hiç bir kitabının baskısı olmadığı bilgisini verince beynimden vurulmuşa döndüm.


Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.