Reklam
Son Köşe Yazıları

Fon demeden fon demek
İstiğnâ ve iktifâ, bizim medeniyet tasavvurumuzun gönül verdiğimiz değerlerden süzerek rafine hale getirip kalplerimize emanet ettiği iki mühim kavramdır ve yalan dünyada Müslümanca yaşamak isteyen kişinin hayatında pek kıymetli bir yer tutar. İstiğnâyı, ihtiyacımız olmayan şeyi elde etme arzusunun terki diye tarif edebiliriz. Arzu ve ihtiyaç bu babta ekseriyetle birbirine karıştırılır. Karışmasın diye bir misal verelim. Su içmek bir ihtiyaçtır, altın işlemeli kristal bir bardaktan su içmek ise
26 Eylül 2026

Zamanın tohumları…
Jeopolitik gerçeklik her geçen gün kendini daha çok ve sert dayatmaya başlayacak; BM zirvesini gölgelen ABD Başkanı Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping buluşması aşamalardan sadece biri… Bölgemizin yeni peyzajı da buna göre yapılıyor. ABD veya bir başka gücün aklını görerek yapılan eskizlere bakma taraftarıyız ve kimseye ‘haksızsın’ diyemeyiz, tecrübelerimiz o yöndedir. Buna rağmen, ‘peyzaj’ı onun için seçtim, ‘doğal’, bölge bazında ‘yerli’ bir taraf var… ‘Mekke Savunma İttifakı’yla bedenlenen
26 Eylül 2026

Bu tuzağa düşmemeli
Muhakkak görmüşsünüzdür, meşhur Yahudi fizikçi Albert Einstein’ın “Filistin’deki Yahudi terör gruplarını” kınadığı meşhur bir mektubu vardır. 10 Nisan 1948 tarihli mektup, Amerikalı Siyonist liderlerden Shepard Rifkin, kendisinden Siyonizm’e açık bir destek istediğinde, cevap olarak kaleme alınmıştır. Metin şöyledir: “Filistin’de gerçek ve nihaî bir felâket başımıza gelecek olursa, bunun ilk sorumluları İngilizler, ikinci sorumluları ise kendi aramızdan çıkan terörist örgütler olacaktır. O yanıltılmış
26 Eylül 2026

Max Weber Bîrûnî’den intihal mi yaptı?
Semerkant’tan sosyal düşüncenin tarihine bakarken, İbn Haldun’un yanına Bîrûnî’yi de yerleştirmek gerektiğini söylemiştik. Bîrûnî’nin başka bir toplumu kendi anlam dünyası içinden kavramaya çalışan yöntemiyle Weber’in anlamacı sosyolojisi arasında dikkat çekici bir yakınlık bulunduğuna da işaret etmiştik. Ancak bu yakınlığı bir etkilenme ilişkisi olarak değil, iki düşünürün farklı yüzyıllarda ulaştığı yöntemsel bir akrabalık olarak değerlendirmiştik. Yazım yayınlandıktan sonra sohbet ettiğim Ankara
26 Eylül 2026

“İyiyim lan iyiyim”
Fon vurgunları, savaşlar, gösterişler, kibirler, ekonomik darboğazlar, iflaslar... Ve bütün bunların içinde kaybolup giden hayatlar. Pencerenin açık olduğu ama nefes alamadığımız hayatlar. Kalabalıkların içinde yalnızlaştığımız, söyleyemediklerimizi içimize attığımız, dışarıdan bakıldığında hiçbir şey yokmuş gibi devam ettiğimiz hayatlar... İki kent arasında; birinin bilmediği, diğerinin artık tanımadığı hayatlar. Putlar artık tahtadan ve taştan yapılmıyor İbrahim dediğimiz hayatlar. Dünyadaki en
26 Eylül 2026

Ekonomistlere hep sorulan soru: Dolar ne olacak?
Yıl sonu yaklaştıkça en çok sorulan soruların başında döviz kuru oluyor. İşletmeler bir yıl sonraki bütçelerini yapabilmek ve belirli girdi maliyetlerini öngörebilmek için bireyler de mevcut tasarruflarının durumunu kıyas edebilmek için yıl sonu döviz kuru seviyesini merak ediyorlar. Ayrıca yakın finansal tarihimizde çok kez tekrarlanan ve dönem dönem finansal istikrarı tehdit eden ani kur artışları da hafızalarımızdayken kurumların ve hiç döviz tasarrufu dahi olmayan bireylerin de döviz kuru seviyesini
26 Eylül 2026

Lisan-ı hâl…
İlk kez bu iki kavramı TV programında refikimiz Yusuf Alabarda’dan duymuştuk: Hâl ve Kal. Siyasette itibar; “Lisan-ı kal” (söz dili) ile “lisan-ı hâl”in (duruş ve eylem dili) uyumuyla kazanılır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonerliği, siyasi aklı ve iletişim becerisinin yanı sıra vaatlerini yerine getirip sözünü tutarak elde ettiği güven ortamı çok kıymetlidir. “Türkiye Hazır, Hedef:2023” vizyonu ile 2011 seçim vaatleri listesinde yer alan ve gerçekleştirilen projelerden ilk aklımıza gelenleri sıralayalım…
26 Eylül 2026

Kavganız neyse onunla hiç ilgilenmiyorum
Ve bunun için hiç üzgün değilim. Zira kendime verilmiş bir sözün, çizdiğim bir ilkenin, belirlediğim kırmızı çizgilerin bir sonucu bu. Ben, Türkiye’de birinin kimin adamı olduğunu pek bilmem. Hangi politik yapılanmanın kimlerle iş tuttuğunu bilmem. Bürokraside kim kimin adamıdır, ilgilenmem. Şaka yaptığımı zannedeceksiniz ama isimlerini sayabildiğim bakan sayısı 5-6 falandır. Bu dönem Meclis’te şahsen tanıdığım vekil sayısı da 10 falandır maksimum. Niye böyledir bu? Bunun birinci ve en önemli nedeni
26 Eylül 2026

Mustafa Tahralı Hoca’ya vefa
Behçet Necatigil, Ziya Osman Saba hakkındaki bir yazısını şu cümlelerle bitirir: “Ne zaman bir şiir yazmaya kalksam önümde hep Ziya Osman Saba. İnsanın bir kaderi gibi, bir ya da ancak birkaç şairi olmalı.” Bazılarını bu köşede okurlarımla paylaştığım İslâm sanat nazariyesi esaslı yazılarımı yazarken, benim önümden hiç ayrılmayan isim ise Mustafa Tahralı Hoca’ydı. Şair değilim; Tahralı Hoca’nın şiir yazıp yazmadığını da bilmiyorum. Ama Necatigil’in şiir vurgusuna dikkat kesilmem normaldi. Çünkü
26 Eylül 2026

Dünya 5’ten büyüktür
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ilk ne zaman “Dünya 5’ten büyüktür” dedi? 2013’te New York’ta yapılan 74. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda söyledi. Alkışlandı, takdir gördü. Sonraki toplantılarda da başka programlarda da defalarca tekrar etti. “Dünya 5’ten büyüktür.” “Dünya 5’ten büyüktür.” “Dünya 5’ten büyüktür.” * Üç defa, beş defa değil, katıldığı BM’nin her toplantısında ve her fırsatta dile getirdi. Bıkmadan, usanmadan, yılmadan… Bir sonuç alınamıyor, durumda bir değişiklik sağlanamıyor
25 Eylül 2026

İbn Arabî ve İbn Teymiye’yi birlikte hazmedebilmek (2)
İbn Arabî’den büyük oranda etkilenmekle birlikte İbn Teymiye’ye de saygı duyan ve ondan kısmen etkilenen âlimlerden biri meşhur Hindistanlı âlim ve sûfî Şah Veliyyullah ed-Dihlevî’dir (ö. 1176/1762). Dihlevî, hiç kuşkusuz 18. yüzyılın en önemli İslam âlimlerindendir. Tıpkı Gazzâlî, Suyûtî ve İmam Rabbânî gibi kendisinin, asrının müceddidi olduğuna inanmış, başta Hindistan ve çevresi olmak üzere tüm İslam dünyasını etkileyecek bir dinî tecdîd ve ihyâ (yenilenme ve diriliş) projesi ortaya koymuştur.
25 Eylül 2026

Teknoloji karşısında insan zihnini korumak
Geçtiğimiz hafta PISA 2025 sonuçları üzerinde bir Türkiye yazısı yazdım. Diğer yandan PISA sonuçları ile birlikte karşımıza oldukça ilginç bir dünya tablosu da çıktı. OECD ortalamasında fen, matematik ve okumada şimdiye kadar ölçülen en düşük performans seviyelerini gösterdi. 2018-2025 arasında OECD ülkelerinde okuma performansı ortalama 25 puan geriledi. 74 eğitim sisteminin 56’sında okuma becerisinde ciddi bir düşüş görüldü. Matematikte ise özellikle 2018 sonrasında sert bir gerileme yaşandı.
25 Eylül 2026

Yemen Şiası
Son günlerde iç karışıklıklarla gündeme gelen Yemen’de gerçekte neler olup bittiğine dair yeterince siyasî analiz yapıldığını söyleyebiliriz. Konunun dinî/itikãdî boyutuna gelince, orada bir miktar boşluk bulunduğu görülüyor. Bu yazıda söz konusu boşluğun kısmen de olsa doldurulması istikametinde bir özetleme yapmaya çalışacağım. 1. “Yemen” deyince akla gelen “Hûsîler”le Yemen Şiası›nı aynîleştirmek doğru değil. Bütün Hûsîler şiidir, ama bütün şiiler Hûsî değildir. Hûsîlik, adını Hüseyn Bedruddîn
25 Eylül 2026

O açıklamanın görünmeyen yüzünde İran yazıyor
BM Genel Kurulu marjında yaşanan gelişmelerle ilgili yazacak çok şey var. Ama bence Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren özellikle üç gelişme öne çıktı. Bir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump’ın katılımcı olduğu on iki ülke toplantısı. Bu toplantının gündemini geçtiğimiz günlerde yazmıştım (Bknz. Washington’da bölgeyle ilgili ‘yeni’ bir plan pişiyor, 18 Eylül.) Devamını yazmak için bilgilerimi olgunlaştırmam gerekiyor. İki. Yemen krizi gündemdeki yerini korurken New York’ta yapılan Bölgesel
25 Eylül 2026

Ne kadar götürdünüz?
Son genel seçimde Recep Tayyip Erdoğan 26.690.529 oy aldı; yani Türkiye’deki her iki seçmenden biri, hatta fazlası Erdoğan’a oy verdi. AK Parti’nin üye sayısı 11.709.913 kişiye ulaştı, yani Türkiye’deki her 8 kişiden biri AK Parti’nin üyesi. Bunlar çok büyük rakamlar. Bu büyük rakamların işaret ettiği büyük kitle hiç şüphesiz aynı tornadan çıkmış, birbirine tıpa tıp benzeyen insanlardan oluşmuyor. Beklentiler, maksatlar, arzular, hassasiyetler farklı olabilir. Bu kadar büyük bir kitlenin içine kötüler,
25 Eylül 2026

Maraş’tan Merakeş’e… (2)
Fas-İspanya seyahatimiz bütün hızıyla sürüyor… Gözümüz kulağımız Gazze’de. İspanya, Gazze’ye hepimizden daha çok sahip çıktı. Biraz bunun sebeplerini de araştırıyorum ben kendi adıma İspanya’da terra incognita’ları (keşfedilmemiş kıtaları) keşfe çıktığımız bu görece uzun soluklu seyahatimizin İspanya ayağında. Aslında biz İspanya’ya değil Endülüs’e geldik. Başka Endülüsler yaşanmasın için Endülüs’ü bütün yönleriyle iyi tanımamız lazım. Beytullah Yıldız kardeşimin Aşk-ı Turquaz’ı ile çıktığımız Fas-İspanya
25 Eylül 2026

10 yılda bir darbeden 20 yılda bir soyguna…
Türkiye’nin finans tarihine geriden baktığınızda ilginç bir ritim görülüyor. 1960’ların başında bankalar, 1980’lerin başında bankerler, 2000’lerin başında yeniden bankalar ve bugün yatırım fonları… Bir zamanlar Türkiye için “on yılda bir darbe” denirdi. Finans dünyamızda ise sanki yaklaşık yirmi yılda bir tasarruf sahibinin parasına ulaşmanın yeni bir yöntemi bulunuyor. 1960’larda yaşanan banka tasfiyelerini yalnızca “kötü yönetim” diye açıklamak eksik kalır. Tasfiye edilen bazı bankalarda banka
25 Eylül 2026

Tam olarak ne istiyorlar?
Açıkçası önceki gün yayımlanan, fon krizine dair yazımın cımbızlanacağını tahmin etmiştim. Meramım ortada . Birazdan açacağım. X hesabım yok. Hakkımda yazılanları okumuyorum ama arkadaşlarım beni hedef gösteren paylaşımları gönderiyorlar. Eleştirmek kadar eleştirilmek de işimizin doğasında var. Yazım üzerinden “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a parmak sallıyor” denilerek, eş zamanlı ve benzer cümlelerle aleyhimde paylaşımlar yapıldı. X’te yokum ama “ruhunu” biliyorum. Birçoğu anonim olan o hesapların “bagajları”
25 Eylül 2026

1940’ların Etyemez semtinde bir romanın satırlarında gezintiye çıkmadan evvel...
Suat Derviş’in 1947 yılında tefrika edilen Kendine Tapan Kadın romanı üzerinden ilerleyeceğiz cuma günleri inşallah. Böylece görüntüsüyle fenomen olan kızların büyükannelerinden biri kabul edebileceğimiz Etyemezli Sârâ karakteri üzerinden değişen ve değişmeyen bahsinde yeni sahneler inşa etmiş olacağız. 1947’de tefrika edilen bir romanı okumak o dönemin zamanını ve mekanlarını da okumaktır aynı zamanda. Suat Derviş ana karakterini anarken daima Etyemezli Sârâ tabirini kullanıyor. Âdeta okuyucunun
25 Eylül 2026

Anlam ırmağı
Tanıdığımız, az tanıdığımız, pek de tanımadığımız ve hatta hiç tanımadığımız insanlar hakkında kanaat sahibi olurken bu işe pek de mesai sarfetmiyoruz, alelacele hükümlere varıyoruz. Dilimizde bunlara peşin hükümler deniyor. Alışverişte peşin olan en temiz ticarettir ama hüküm vermede taksitli düşünmeyi esas almak icap eder. İnsanları tanımak hiç de sandığımız kadar kolay bir şey değil! Hem tanıdığımızı sandığımız insanlardan hem de kendimizden kaynaklanan pek çok yanıltıcı bariyer ve hesaplanamaz
24 Eylül 2026




























































































































































