Reklam
Son Köşe Yazıları

Uzakları yakın ederek birlikte kitap okumak...
Haftalardır salı günleri Tolstoy’un Anna Karenina romanı üzerinden yazılar yazıyorum. Okumayanlar için uzun görünüyor, ama okuyanlar zihin açıcı olduğunu söylüyor. Ben de onlara inanarak yazdıkça yazıyorum. Geçen hafta İstanbul’a dönen, İstanbul’a döndüğü için sevindiğim üstadım Mustafa Kutlu ile konuştuk. “Ne kadar uzun yazıyorsun, kim okusun o yazıları?” dedi. Yazdığımız yazıları kimin okuduğu mühimdir elbet. Mustafa Abi “Artık kimse bir şey okumuyor” dedi ve Erzincan kitapçıları üzerinden “sahadan”
29 Eylül 2026

Batı sanatına uğrama nedenimiz
“Zorunlu modernler” olarak Müslümanların gözü de artık sadece tarz-ı kadim İslam sanatının kurduğu görme dünyasında yaşamıyor; fotoğrafın, perspektifin, sinemanın, ekranın, reklamın, müzenin ve dijital imgenin oluşturduğu modern görsel rejim in içinden bakıyor. Dolayısıyla bu durum, bunların icra sahalarından en etkilisi olan Batı sanatına uğramamızı gerektiriyor. Fakat Batı’yı ölçü almak için değil; bugünkü gözümüzün nasıl kurulduğu nu doğru anlayabilmek için... Daha öz bir söyleyişle bu uğrayışımız
29 Eylül 2026

Krizden fırsat doğabilir…
İstanbul Erkek Lisesi’nden kardeşim, Prof. Dr. Acar Baltaş bana bir soru sordu: “CHP’li belediye başkanlarının AK Parti’ye geçmeleri iktidar çevrelerinde nasıl karşılanıyor? Adalete güveni etkilemiyor mu?” Sevgili Baltaş hayli yerinde bir soru yöneltmiş. Nitekim, Türkiye’de adalet sistemine duyulan güven, yerlerde sürünürken son dönemde yürütülen başarılı çalışmalar sayesinde ciddi boyutta yükselişe geçti. Yerel siyasette dikkat çeken diğer kritik nokta da 100’e yakın (06.07.2026, Cumhuriyet: 84)
29 Eylül 2026

Fonun içinden para, dışından güven götürüldü
Fonun içinden para, dışından güven götürüldü Yaşadığımız fon krizinde gerçek mağdur kim, sorusuna cevap aramaya çalışacağım bu yazıda. Ama son gelişmeler keskin bir aklın operasyonuna maruz kaldığımızı gösteriyor. Bu nedenle cevabı bulmak kolay değil. Çünkü fonun içinden de götürmüşler, dışından da götürmüşler. Fona kalabalıkları toplamışlar, tabiri caizse, kılçığını sıyırıp atmışlar. Bir ekip fonun dışında çalışmış. Bir ekip fonun içinde çalışmış. Hacimden yakayı ele vermeseler kalabalığa iyi karışmışlar
29 Eylül 2026

AK Parti, siyaseti ve iki kesimin mukayesesi
Siyasette AK Parti öncesi dönemlerin siyaseti gündem olur ve koalisyonlar dönemi Türkiye'siyle alakalı değerlendirmeler yapılır. Üzerinden zaman geçtikten sonra bu değerlendirmeler anlamsız gibi gözükebilir. Ancak bir yönüyle AK Parti'nin gerçekleştirdiği siyasi dönüşümlerin ne anlama geldiğini açıklamak için önemlidir. 1960 İhtilali ile beraber devlet aygıtı her şeyin merkezindeydi. Siyaset kurumu ön cephede tiyatro gibi sahnelenen bir kavga ve dövüşten ibaretti. Devlet kurumlarına siyaset nüfuz
29 Eylül 2026

Netanyahu ve Zayed’in masasında neler vardı? İsrail-BAE “Türkiye Cephesi” mi açacak? “Mekke İttifakı”nı Mekke’de vurmak mı! Tam bu sırada fon yolsuzlukları: Mali vurgunun ötesini düşünmek…
Türkiye fon krizi ile boğuşurken pazar günü bütün bölgeyi hareketlendiren ciddi bir gelişme oldu. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, gizlice Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) gitti . Abu Dabi’de BAE Başkanı Muhammed bin Zayed ile görüştü. Bütün günü bu ülkede geçirdi, akşam İsrail’e döndü. Netanyahu’nun özel bir uçakla gittiği, seyahatin gizli tutulduğu belirtilirken, iki ülke de görüşme ile ilgili hiçbir açıklama yapmadı, bilgi vermedi. NETAYHANU-ZAYED BİRARAYA GELMİŞSE BİR YERDE BİR BOMBA PATLAYACAKTIR.
29 Eylül 2026

Cumhuriyetçilerin İsrail manevrası!
ABD’nin İsrail’e koşulsuz desteğinin yol açtığı sorunların kasımda yapılacak ara seçimlerde Cumhuriyetçileri fena halde zorlayacağı anlaşılıyor. Zira İsrail’e destek sıradan Amerikalıların gündelik hayatları üzerine ağır yükler bindiriyor. Amerikalılar soykırımcı Netanyahu ’nun ve İsrail’in Ortadoğu’da dizginlenemeyen hırsları için daha fazla bedel ödemek istemiyorlar. Hürmüz Boğazı ’nın kapalı olması, yanı sıra Yemen’deki Husi güçlerle Suudi Arabistan arasındaki çatışmanın Kızıldeniz’e yansıması
29 Eylül 2026

Şi, cin gibi biri
Tramp, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i havaalanında uçağın kapısında karşıladı. Şi, cin gibi adam. Adından belli. Böyle pohpohlamalara kanacak biri değil. Tramp da bunu bilir ama kimseye göstermediği saygıyı ona gösteriyor. “Bak Şi, kırmızı halı da serdik. Buna saygı derler, gördün mü?” * ABD ve Çin “Dünyanın iki süper gücü” diye tanımlanıyor. Yakın zamana kadar Rusya ile buluşmalarda bu ifade kullanılıyordu. Çin sol kulvardan hızla gelip yetişen ve sağ kulvara yerleşerek ikinciliği yakalayan bir
29 Eylül 2026

İlkelere dönüş yahut memleketi sokakta bulmadık ki borsada kaybedelim
İlke neydi? Şuydu: “Kızım Fatıma bile yapmış olsa…” İlke neydi? Şuydu: “Sorarlar Ömer, sorarlar. Buradan Medine’ye kadar bir karınca ölse hesabını sana sorarlar.” İlke neydi? Şuydu: “Yarın Hakk’ın divanına varınca, Süleyman’dan hakkın alır karınca.” İlke neydi? Şuydu: “Seni kılıçlarımızla düzeltiriz.” Recep Tayyip Erdoğan bu ilkelerin tam tamına farkında bir siyasi performansla geldi bu yaşına. Recep Tayyip Erdoğan’ın son derece adi, son derece yüz kızartıcı, son derece aşağılık bir hırsızlıklar
29 Eylül 2026

Benden murad ne?
Birçok kimse başlıktaki türden soruları hiç kafasına takmadan yaşayıp gidebiliyor; hayata ilişkin azıcık da olsa merakı olanlarsa dünyanın kendisine ne anlattığını düşünüyor daha çok. Bir de madalyonun diğer yüzü var ki, buna pek dikkat etmiyoruz. Nedir o? Biz hayata ne anlatıyoruz? Varlığımızla, hikayemizle, karakterimizle, inandıklarımızla, inanmadıklarımızla, düşünüp hissettiklerimizle, içimize doğanlardan dış dünyaya sunduklarımızla biz hayata ne anlatıyoruz? Başkaları için neyin içini dolduruyoruz?
28 Eylül 2026

Bu semadan bir yıldız daha kaydı ve Kemal Kelleci öldü
Eşkıya filminde Keje, gökyüzünde bir yıldızın kaydığını görünce, hiçbir haber almadan “Eşkıya öldü” der. “Eşkıya” Keje’nin masum dünyasında ve filmi izleyenler açısından belli aslında. Mücrim iktidarların kravatlı, papyonlu, şık giyimli, fötr şapkalı halleriyle dünyaları ele geçirdiği yerde asıl eşkıyanın kim olduğuna dair bir soru kalmamıştır. Ölen eşkıya aslında bu düzenin dışında kalmış, bu dünyanın eşkıya diye yaftaladığı biridir. Yıldız kaymış ve eşkıya ölmüştür veya tersi. Onun ölümü yalnızca
28 Eylül 2026

Netanyahu niçin ‘Kolonyalizm bir suçtur’ dedi?
Netanyahu, BM kürsüsünden kolonyalizm suçlamasına karşı İsrail’i ve Siyonizm’i savundu. Bu konuşma başladığında protesto amacıyla BM Genel Kurul Salonunun boşaltılması elbette çok önemliydi. Fakat en az bunun kadar önemli olan onun, kürsüde İsrail’i ve Siyonizm’i savunmak için sarf ettiği sözlerdir. Netanyahu, Siyonizm ideolojisini savundu ama kolonyalizmin suç olduğunu da söyledi. Onun konuşmasında geçen bu bölüm bizim basınımızda yankı uyandırmadı. Hâlbuki Netanyahu’nun Siyonizm’i ve kolonyalizmi
28 Eylül 2026

İsrail seçimleri: Ne değişecek?
Soykırımcı canavar Netanyahu’nun ipini çektiler. BM zirvesindeki yalnızlığı darağacındaki mahkûmu andırıyordu. Yanlış anlaşılmasın: Netanyahu’yu, insanlık tarihinin en acımasız soykırımını gerçekleştirdiği için infaz etmiyorlar. Gazze ve oradaki soykırım maalesef kimsenin umurunda değil. Netanyahu’yu, ABD’yi İran’la savaşa soktuğu ve bataklıktan çıkmasına da mani olduğu için saf dışı bırakıyorlar. Trump’a yapılan suikast girişimleri ve Epstein şantajı da ABD için affedilir suçlar değil. 27 Ekim’de
28 Eylül 2026

Mekke Anlaşması; kâğıttan kaplan mı?
New York’ta yapılan bir panelde, Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ABD’nin sâbık Büyükelçisi James Jeffrey arasında dikkat çeken bir “atışma” vukû buldu. Jeffrey, Yemen ile Suudî Arabistan arasındaki çatışmalara atıf yaparak, bunun bir sağlama olacağını; neticede, Türkiye, Pâkistan ve Suudların vereceği karârın, Mekke Anlaşması’nın “kâğıttan bir kaplan” olup olmadığını anlamayı sağlayacağını ifâde etti. Buna mukâbil, Hakan Fidan soğukkanlılıkla bir cevâp verdi. NATO’yu odağına alarak, seksen
28 Eylül 2026

İsrail ve diplomatik baskı
Pew Research Center’ın periyodik olarak yaptığı araştırmalara bakıldığında, İsrail’in uluslararası algısında epeyce bir kötüleşme olduğu görülmektedir. Netanyahu ve İsrail’e yönelik güven ve algının en kötü olduğu ülkelerin başında ise Türkiye gelmektedir. Türkiye’nin 7 Ekim sonrasında inşa etmeye çalıştığı Gazze diplomasisindeki öncü konumu ile paralel olan bu veri, sorunları mutlak biçimde çözmese de İsrail’e yönelik baskının artmasına vesile olmaktadır. Nitekim son dönemde İngiltere ve birçok
28 Eylül 2026

ACZ’yi Atlas Okyanusu’nda gördüm (2)
Fas-İspanya seyahatimiz tamamlandı. Verimli, bereketli, güzel bir seyahat oldu. Bütün fedakarlığıyla ekiple yakından ilgilenen Aşk-ı Turkuaz’ın sahibi Beytullah Yıldız kardeşime bu güzel seyahati düzenlediği için yürekten teşekkür ediyorum. Seyahatimizi yine MTO Kahramanmaraş’tan Mehmet Kahraman kardeşimin kaleminden aktaracağım. Çok işlek bir zihni ve su gibi akan bir kalemi var Mehmet kardeşin. Fas’ta Kazablanka, Rabat, Fes şehirlerinde yaptığımız keşifleri Cahif Zarifoğlu üzerinden anlamaya ve
28 Eylül 2026

Kamu yönetiminde “Davud Tövbesi”ne çok büyük ihtiyaç var
Kamu yönetiminde en büyük problemlerden biri yöneticilerin hata yapması değildir. Asıl problem, makam büyüdükçe hatayı kabul etmenin küçülüp küçülmemesidir. Çünkü insanın olduğu yerde hata kaçınılmazdır. Yazımızda bu konuyu Hz. Davut’un (A.S.) tövbesi çerçevesinde açıklamaya çalışacağız. HZ. DAVUD KISSASININ YÖNETİCİLERE HATIRLATMASI GEREKENLER Sıradan bir vatandaş yanlış yaptığında özür dilemesi beklenir. Bir memur hata yaptığında işlem geri alınabilir. Bir yönetici yanlış karar verdiğinde ise
28 Eylül 2026

Ekonomik güvenlik ve dayanıklılık
Yeni dönemde ekonomilerin güvenliği ve dayanıklılığı öne çıkan önemli kavramlardır. Eskiden ekonomik güvenlik denilince sınırların askeri güçle korunması olarak anlaşılırken, şimdi ise jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm, enerji arz güvenliği ve finansal bağımsızlık olarak öne çıkmaktadır. Diğer yandan, ekonominin dış şoklara karşı gösterdiği dayanıklılık da ekonomik güvenliğin hem tamamlayıcısı hem de önemli bir parçası olarak öne çıkmaktadır. EKONOMİK GÜVENLİK
28 Eylül 2026

“Çağdaş İslam düşüncesi” terkibi (6)
Türkiye’de son kırk yılda, ama bilhassa bu kırk yılın ikinci yarısında klasik İslam düşüncesinin kaynaklarıyla irtibat hatırı sayılır derecede güçlendi. Bunda ilahiyat fakültelerinin yoğun mesaisinin, TDV İslam Ansiklopedisi çalışmasının, klasik kaynakların tercüme edilip yaygın bir şekilde okunmaya başlamasının ciddi etkisi olduğu söylenebilir. Bu gelişme pek çok açıdan tahlil edilebilir. Fakat genelde çağdaş İslam düşüncesinin, özelde Türkiye’de İslam düşüncesi kapsamında değerlendirebileceğimiz
28 Eylül 2026

O zat, Hasan Âli Yücel idi
Bu günlerde Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı Hocamızın “Göçüp Giderken” adıyla neşredilen hâtıratını okuyorum. Bu hâtırat da emsâli bazı kitaplar gibi soru-cevap şeklinde hazırlanmış olduğu için okuyucunun ilgisini daha fazla çekiyor. Ben de iki defa gözden geçirdim ve birçok bölümün altını kırmızı kalemle çizdim. Bu işlemi uyguladığım bölümlerden biri de İbnülemin Mahmud Kemal Bey’le ilgili olduğu için aşağıdaki satırları kaleme alma ihtiyacını duydum. Eserin editörü Dr. Müjdat Uluçam Bey’in sorusu
27 Eylül 2026



























































































































































