Türk usulü başkanlık bu mu?

Ali Bayramoğlu
Ali BayramoğluYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 02/04/2016, Cumartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Türk usulü başkanlık bu mu?

Soru şu: Gitgide belirginleşen Beştepe merkezli hükümet etme tarzı yeni anayasada nasıl karşılık bulacak?



Bugün itibariyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan gerek AK Parti'nin gerek Türk siyasetinin asli belirleyici unsuru. AK Parti'nin başkanlık sistemi önerisi getirmesi önemli ölçüde bu durumla ilgili. Ancak bununla sınırlı değil. Önerilecek başkanlık modelinin içeriği de bu unsura bağlı.



Nitekim, referans arandığında, AK Parti'nin önünde ABD'deki zayıf başkanlık modelinden, Afrika ve Latin Amerika tipi başkanlığa kadar uzanan pek çok seçenek var.



Ancak malum, pratik olarak altı çizilen, Türk tipi başkanlık...



Bu, nasıl bir sistem olacaktır? Türk tipi nedir? Henüz bilmiyoruz.



Bu konuda AK Parti içinde farklı eğilimler ve bakışların olduğu muhakkak.



Erdoğan çevresinde

“liderlik”

esasına oturan bir model arayışının öne çıktığı görülüyor. Liderin halkın mütemmim cüzü olduğunu varsayan, liderin meşruiyetini halkla aynılığından, halkın onun şahsında özneleşmesinden aldığını varsayan, bir bakıma yeni bir

şeflik

tanımını akla getiren,

“organik lider”

fikri(!) bu arayışın bir sonucu.



Başkanlık rejiminin Erdoğan'ın konumuna değil, ülkenin yapısal ihtiyaçlarına bağlanmasını isteyen, muhalefeti böyle hareket etmemekle eleştiren bu çevrelerin, bugün söylediklerinin tam tersini yapıyor olmaları ironik bir durum, Ne var ki, Erdoğan'dan dolayı, Erdoğan'a göre ve Erdoğan için dolayısıyla, organik lider tabirinden de anlaşılacağı gibi “esasen buraya has, dolayısıyla, yeni” (şeflik söz konusu olunca o da şüpheli) bir başkanlık modeli arayışında olmaları aynı zamanda gerçek bir durum.



Ancak bu noktada şu uyarıyı yapmak gerek.



Evrensel değer, norm ve doktrinleri veri almayan, dahası yeterli bulmayan, kendisine has hukuk ve siyaset düzeni üretme iddiasını taşıyan tüm tarihi adımlar, tam kişiselleşmiş iktidarlar üretmiş ve tam otoriter nitelik taşımıştır. Keyfi güç kullanımı ve güç temerküzüyle iç içe giren,

“toplumsal meşruiyetin yeganeliği”*

iddiası, bu durumun taşıyıcısı olmuştur. Bunun istisnası neredeyse yoktur.



İşin diğer bir yönü daha var.



Türk siyaseti şu anda fiili bir başkanlık uygulaması içinde seyrediyor. Bu fiili uygulama anayasa metnine nasıl yansıyacak sorusu da Erdoğan'ın siyasi ağırlığı dikkate alınırsa kendi başına bir önem içerir.



Fiili başkanlık uygulamasından kastettiğimiz, cumhurbaşkanın “perspektif verme ve yönlendirme” işlevinin çok ötesinde, “yöneten ve direktif veren icracı bir çerçeve”de hareket etmesidir.



Peki bunu nasıl yapıyor?



Görünür üç yöntemi var.



Bunu bir ölçüde, bildik araçlarla, kurumsal düzeyde hükümet, kişisel düzeyde bakanlar ve milletvekilleri üzerinden gerçekleştiriyor.



Kullandığı diğer ve daha yeni bir yöntem

“kürsü ve söylev siyaseti”

dir. Televizyonlarca naklen verilen, basın tarafından ana haber haline getirilen, çeşitli vesilelerle yaptığı düzenli ve şeffaf toplantılarda cumhurbaşkanı, hemen tüm siyasi konularla ilgili karar çerçevelerini açıklıyor. Alınması gereken ve alınacak tavırları, kararları bir bakıma ilan ederek, bunları hükümetin önüne kamuoyunun üzerinden ve kamuoyu gözetiminde koyuyor. Hükümete kimi sürtüşmeli atama konuları gibi mevzular dışında bunları uygulamak kalıyor.



Erdoğan'ın kullandığı üçüncü kritik yöntem ise bürokrasiyle doğrudan temaslardan oluşuyor. Bu temasların da kamuoyuna açık olmasına özen gösteriliyor. Cumhurbaşkanının büyükelçilerle, daha önemlisi kaymakamlarla yaptığı, icrai talimatlar içeren toplantılar “kurumlaştırıcı” bir işlev görmüştür.



Bu yeni usulün devamı olarak, en nihayet Erdoğan'ın AK Partili TBMM komisyon üyeleriyle yaptığı toplantı ve bu toplantıda AK Partiye yönelik siyasi telkinleri ilginç bir noktaya işaret etmektedir. Zira bir bütün olarak ele alındığında bu ilişkiler ağı partili cumhurbaşkanı tablosunun ötesinde bir duruma, devlet-parti arasında bağ kuran bir siyasi aktöre işaret etmektedir. Bu bağ, çok tartışmalıdır ve çok tartışılacaktır.



Yukarıdaki diğer hususlar gibi...



*Meşruiyet kaynakları arasında toplumsal olanın tek kaynak kabul edilmesi, evrensel değerler süzgecinden geçmemiş bir toplumsal meşruiyete, bu ise bildik milli iradeciliğe, çoğunlukçuluğa işaret eder.


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026