Düşmana muhtaç olmayacağız

Hayreddin Karaman
Hayreddin KaramanYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 23/11/2017, Perşembe • Yeni Şafak Haber Merkezi
Düşmana muhtaç olmayacağız

Düşmana muhtaç olmak en tehlikeli zaaftır; hele de ihtiyaç savunma ile ilgili olur, maddi ve manevi varlığımızı koruyabilmemiz için düşmanın insafına kalmış bulunursak.

“Düşman” kavramını açmamız gerekiyor.

Düşman iki çeşittir; potansiyel (bi’l-kuvve) düşman, fiilen (bi’l-fiil) düşman.


Potansiyel düşman olma durumu vakıa ve mantık olarak, başka dine mensup olanlardan veya kendileri bir dine mensup olmasalar da genel olarak dinlere ve dindarlara veyahut özel olarak İslâm’a ve Müslümanlara düşman olanlardan beklenir. Bu çeşit düşmanlık, aynı dine mensup oldukları halde dünyalık menfaatleri ve kapıldığı ideolojiler dinlerinin önüne geçmiş bulunan gruplardan da beklenebilir. İslâm ülkeleri arasındaki kahredici bölünmeler ve çatışmalar bu ikinci çeşidin acı örnekleridir.

Fiilî düşman ise ya silah kullanarak veya başka araçlarla ülkeye ve millete saldırandır.

Bu tabloyu Türkiye’ye uyguladığımız zaman hem sözde İslâm ülkeleri arasında, hem de dinli-dinsiz ötekiler arasında düşmanın iki çeşidinin de bolca mevcut olduğunu görüyoruz.

Peki, niçin düşmanlar?

Sözde İslâm ülkelerinden bize düşman olanların zorba yöneticileri sırtlarını ötekilere (Müslüman olmayan düşman ülkelere) dayamış durumda olduklarından onları da Müslüman olmayan düşmanlar safında görmek gerekiyor. Suûdilerin başını çektiği yeni beşli oluşumda bunu açıkça görüyoruz: ABD söylüyor, telkin ediyor, emrediyor onlar yapıyorlar. Bu düşmanlığın sebebi aynı zamanda milletimizin geçmişine dayanıyor. Saltanat içinde olsa da hilâfet bizde olduğu zamanlarda biz, ümmeti olabildiğince bir arada tutuyor, öteki İslâm düşmanı ve sömürgeci ülkelere karşı koruyorduk. Osmanlı’nın halkı, memurları ve askerleri bir ırka değil, ümmete mensup idiler, taneleri bir arada tutan ip “
Allah’ın İpi
” yani İslâm idi. Yüzlerce proje ile asırlarca çabaladıktan sonra ne yazık ki, içeriden işbirlikçilerinin de yardımı ile Osmanlı’yı bitirdiler. Ama biten devlet idi, halk ise büyük maddi ve manevi kayıplar vermiş olsa da Osmanlı’nın çocukları ve torunları idi. Önce savaşlar, sonra işbirlikçi cebri değiştirme süreçleri halkı sersemletti, sonra dünyanın gidişi de müsait hale geldiği için demokrasi sayesinde iradelerini, halka rağmen halkı idare edenlere karşı koydular ve maziden devraldıkları değerlere saygı gösterenleri işbaşına getirmeye başladılar; derken önce hazırlayıcı siyasi ve kültürel çalışmalar oldu, bunların meyvesi olarak da siyaset alanında bir R. Tayyip Erdoğan ve kadrosu ortaya çıktı. Bu kadro:

Ümmeti unutan, bir başka medeniyeti taklit eden, milleti zorla değiştirmeye kalkışan siyasetçilere ve toplum mühendislerine “Dur” dedi:

“Ecdadım bu ümmete vaktiyle sahip çıkmış, Haremeyn’in hadimi olmuştu, ben de o ecdadın torunuyum” dedi;

“Dini donu ne olursa olsun kimseye zulmedilemez, biz zalimlere karşı mazlumların yanındayız” dedi;

“Kuvvetinize dayanarak asırlarca zayıfları sömürdünüz, servet ve refahınızı mazlumlardan çaldığınız ve gasp ettiğiniz servetlere borçlusunuz, çizdiğiniz yapay sınırlarla parçaladığınız ümmeti birleştireceğiz, artık yeter, dünya beşten ibaret değildir” dedi;

“Ortadoğu’yu kendi menfaatinize ve İsrail’in güvenliğine uygun hale getirmek için bölüyor, parçalıyor, savaştırıyor ve yönetiyorsunuz, buna dur demenin zamanı geldi” dedi.

Daha neler dediler ve neler yaptılar.

Ezeli düşmanların bu söylenen ve yapılanlara tahammül etmesi beklenemezdi; hepsi bir araya geldiler, gafil ve hain sözde Müslümanlarla da işbirliği yaptılar, bu kadroyu ve başında da R. Tayyip Erdoğan’ı yok etmek için plan üstüne plan yapıyorlar, her çeşit fitne, fesat ve tahribat araçlarını kullanarak üzerimize geliyorlar.

İçimizdeki gafiller, ağaçlara takılıp kalıyor, şurasından burasından tutuşturulan ormanımıza yönelik tehlikeyi göremiyorlar.

Bir de -sözde içimizde olan- çıkarcı/teslimiyetçi dış politika uzmanları var: Onlara sorarsanız bize düşen, iri devletlerin dümen suyuna tabi olmak, aldıklarına ses çıkarmamak, verdikleri kırıntılarla (horoz şekerleri ile) yetinmek; ümmetti, İslâm’dı, zulümdü… bu gibi apolitik sözlerden ve çıkışlardan uzak durmaktır. Bu zavallılar düşünemiyorlar ki, din ve ahlâk yerine koydukları çıkarlarını da bu yoldan elde edemeyecekler ve sonunda hüsrana uğrayacaklardır.

Ey millet! Hâlâ uyanmanın vakti gelmedi mi?!

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026