Neymiş, aslında 15 Temmuz gecesinde yaşanan darbe girişimi bir 'kontrollü darbe' imiş. Pabucumun genel müdürü diyor bunu. Yani demek istiyor ki aslında o esnada memlekete vaziyet eden hükümetin önceden bu darbeden haberi vardı ama 'bekleyelim, görelim, darbeyi kontrollü şekilde atlatalım' dediler.

Sert yazacağım kızacaksınız. Sert yazmazsam olmayacak.

'Darbe olursa tankların önünde ilk ben dururum' diyen sen değil miydin? 15 Temmuz gecesi havalimanından af buyur 'tavşan gibi' kaçışın kameralarda be müdür. Ne iş?' diye sorsam ihtimaldir ki bana 'Karadeniz'in incisi Ankara'ya gitmem gerekiyordu' falan diye cevap vererek saçmalama alanındaki rekorlarına bir yenisini ekleyecek.

Kontrollü darbeymiş. Pabucumun genel müdürü. Bak ben sana kontrollü darbe nasıl olur anlatayım. Önce Pensilvanya ile anlaşırsın. Emir ve görüşlerine hazır hale gelirsin. Ardından Pensilvanya bir kaset patlatır. Sen hemen 'mümkün değil, bu şartlar altında bu partiye başkan olmak için adaylığımı koymama imkan yok' dersin. Aradan 3 gün geçince adaylığını açıklarsın, bir ay sonra falan da 'kasetçi genel müdür' olduğun tescillenir kongrede.

Sen şimdi bu satırları okuyunca zannedersin ki 'bu yazar işte yandaş falan ya, işte hükümeti destekliyor falan ya, o yüzden yazıyor bunları.' Her şeyleri yanlış anlamakta birinci olduğun için bu durumu doğru anlamana da imkân yok. 'O geceyi, o kara geceyi saniye saniye, an an yaşamış birinin senin yaptığın bu terbiyesizce ithama cevabıdır bu' diyeceğim, sen bunun da ne demek olduğunu anlamayacaksın.

İzmir'i Akdeniz'de, Mersin'i Güneydoğu'da zanneden birisin altı üstü. Hazreti Ali'yi düşünür zanneden birisin. 7 ile 4 rakamlarının toplamını 12 olarak bulan birisin. Coğrafya sıfır, tarih sıfır, matematik sıfır… Tamam, bütün bunlar sıfır da, siyasetçi olduğunu iddia eden biri olarak empati derslerin de mi hep boş geçti? Onlara da mı hep bedenci girdi?

Külliyenin, meclisin bombalandığı, insanların üzerine gerçek mermili gerçek silahlarla ateş açıldığı, 250 insanın hayatını kaybettiği, binlercesinin yaralandığı o gece için 'kontrollü darbe' dediğinde bunun işte tam da bu tepkiye neden olacağını bilmiyor musun?

Biliyorsun müdür, biliyorsun. Hem de buz gibi biliyorsun. Zaten bu tepkilerle sorunun yok. Sandıkla işbaşına geleceğine dair bir beklentin, bir umudun, bir hesabın olmadığı için bu muazzez halkla, bu darbe savar insanlarla empati yapmak gibi bir derdin yok.

Ben sana derdini söyleyeyim müdür. Ne oluyor bir zamandır? Senin o pek sevdiğin batı gazetelerinin köşelerinde, bucaklarında bir ihtimal dillendiriliyor. Şimdilik manşetlerde değil ama bilirsin bu işleri. Önce dipte köşede 'yorum morum' gibi yazılır, sonra kamuoyu bu yorumları satın almaya başlayınca iş ciddiye biner.

Senin o çok önemsediğin batı gazetelerinde bir süredir Recep Tayyip Erdoğan ismiyle Lahey kelimesi yan yana geçiyor müdür. Sen durumu anlayacak, meseleyi sezecek çapta değilsin ama danışmanların falan işe uyanmıştır. MİT TIR'ları konusunun yeteri kadar önemli bir delil teşkil etmeyeceği aşikârdır. Ne yapmak lazım gelir peki? Adamlara lazım gelen argümanı üretmek lazım gelir. Öyle mi müdür?

İşte bu noktada sen girersin devreye ve 'kontrollü darbe' diyerek üretiverirsin o argümanı. 'Memleketin Cumhurbaşkanından Lahey'le kurtulacağını, sıranın böylelikle sana geleceğini düşünecek kadar hizadan çıkmanın ne gereği vardı?' diye soramayız sana. Hizadan çıktığına çoktan eminiz çünkü müdür.

Batılı emperyalistlerin görmek istediği ittifakın, memleketi teslim etmek istedikleri hattın ne olduğunu ikimiz de iyi biliyoruz müdür. Ellerini ovuşturarak beklediğinin ne olduğunu görüyoruz. Pazar gün sandıktan o evetin çıkacağını sen de ben de çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla beklediğin şeyin, tam da temsil ettiğin siyasi geleneğe uygun olarak 'sandık dışı - hukuk dışı' bir şey olduğunu da biliyoruz.

Ah be müdür. Halil'i, Cambaz'ı, Erol abiyi ve daha nicelerini o gece şehit vermiş bu kontrolsüz(!) millet sana daha kaç tane tam kontrollü darbe yapacak bilmem. Bildiğim şudur: Batılı müstevlilerden umduğun bu son medet de elinde patlayacak.

Biraz şu toprakları, şu insanları, şu muazzez halkı sev be müdür. Gelmek istediğin iktidarın tek yolu varsa odur. Anlıyorsun değil mi? Elbette anlamıyorsun.

Ne diyordu Jean Duondare: 'Çok uğraşıyoruz vallah yeğenim. Hatta çok el dahi öpüyoruz da bir türlü beceremiyoruz istediğimizi yapmayı. Sanırım üzerimizde nazar var. Bir kurşun mu döktürsek müdürle ikimize?'

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.