YazarlarKabile mentorları

Kabile mentorları...

Nedret Ersanel
NedretErsanelGazete Yazarı

Ortadoğu’daki olayları artık “önem” sırasına göre ele almıyoruz.. ‘Kıvılcım’ potansiyellerine bakıyoruz...

Son haftanın bölgesel/küresel olaylarına bakıldığında, bu manada hiç fark edilmeyen bir olayın ilk sırada bulunma ihtimali yüksek...

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Nedret Ersanel : Kabile mentorları...
Haber Merkezi01 Kasım 2017, ÇarşambaYeni Şafak
Kabile mentorları... yazısının sesli anlatımı ve tüm Nedret Ersanel yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Pakistan Genelkurmay Başkanı Kamer Cavid Bajva’nın iki günlük Tahran ziyareti (6-7 Kasım) ‘çok kritik’ damgasını taşımalı...

Bajva’yı, Cumhurbaşkanı Ruhani, İran ordusunun en üst düzey komutanları, Dışişleri Bakanı (Zarif) ve Savunma Bakanı (Hatemi) karşıladı...

Bölgenin en güçlü ordusunun komutanı ile İran Cumhuriyet Muhafızları komutanının ilk kez bir araya gelmesi ‘ne oluyor bakışları’nı hak ediyor. Komutan Bajva’nın, İran Devrim Muhafızları komutanı Muhammed Ali Caferi ile buluşması elbette istisnai bir durum yaratıyor.

Yaratıyor da, bölge dengeleri bu istisnaya müsait mi?

Caferi Şöyle diyor: “Düşmanların tehditlerine karşı 40 yıllık direniş deneyimiyle İran İslam Cumhuriyeti, savunma ve direniş birikimlerini Pakistan’a sunmaya hazırdır.” (‘IRGC Commander: Iran Ready to Transfer Defense Experiences to Pakistan’, 07/11, FNA.)

REKLAM

Akdeniz-Hindistan çizgisini oluşturan ülkelerin/hattın iki ucunu tutan Suriye ve Pakistan’da yaşananlar anımsandığında, ABD ve İsrail’in bu hattan korkusu iyi anlaşıldığında, Amerika’nın Afganistan’a yeniden abanması, yine Pakistan’da son haftalarda yaşananlar, Türkiye ve Rusya’nın bu cepheye verdiği sırt da eklendiğinde, S. Arabistan’dan zirve yapan yeni “denge bozucu hareketler”i anlamlandırmak kolaylaşır...

İran’ın yeni Amerikan yaptırımları ve İsrail kışkırtmalarına karşı, İslamabad’ın Washington’a güvensizliğini ‘ittifaka’ katma arzusu anlaşılır.

Çünkü karşıdaki durum da şöyle; “Arap Ortadoğusu hali hazırda emperyalist güçlerin nüfuz alanlarına bölünmüş durumda. Britanya ve Fransa’dan bahsetmiyoruz. Yeni emperyalistler İran ve Türkiye’dir. Egemenliklerini dayatmaya çalışma nedenleri tamamen aynı. Emperyalist geçmişleri olan iki Arap olmayan devlet”. (‘01/11, Haaretz.)

REKLAM

Zehirin kuvvetini görüyor musunuz?

Bu cümlelerin bölgede yaratmayı umduğu etki ile işte “küre koalisyonu” ve Riyad merkezli çalkantıların kurduğu plan aynıdır.

Yani, İran ve Pakistan arasında ‘artırılmış güvenlik-askeri işbirliği’ bunun için her iki başkent tarafından kuvvetle vurgulanıyor. (‘Iran welcomes expansion of military ties with Pakistan’, 06/11, IRNA.)

Pakistan Genelkurmay Başkanı da, “Pakistan’ın İran ile olan ilişkilerine herhangi bir üçüncü tarafın müdahalesine izin vermeyeceğini” söyledi. (‘Pakistan Silahlı Kuvvetleri resmi sitesi, 06-07/11, ISPR.)

Kısaca; iki ülke, ABD ve İsrail’in bölgeye yönelik hazırlıklarına karşı politikalarını uyumlulaştırmaya çalışıyor.

BU YAKINLAŞMA TÜRKİYE-RUSYA-ÇİN’İN HOŞUNA GİDER Mİ?

Bunu gerektiren stratejik tehditler de gerçektir. S. Arabistan-İsrail-ABD çizgisinin Hindistan’la ilişkileri, Pakistan’ı daha huzursuz ediyor ve güvenlik ihtiyacı doğuruyor. İran da aynı hücum karşısında doğu sınırını pekiştirmiş oluyor. Artı, iki ülke de Afganistan’da olanı/olacakları görüyorlar...

REKLAM

Trump’ın Çin ziyareti iki süper güç arasında “hesaplaşma”nın kontrollü boyutunun inşa edildiğini gösteriyor. Ama Xi Jinping-Trump buluşmasının var olan ekonomik bağlar ve enerji ekleri dışında-ki bunlar da önemlidir-siyasi açından ne ürettiği henüz muamma. Kısa zamanda anlarız.

Ama İran-Pakistan yakınlaşması Çin ve Rusya tarafından hoş karşılanacaktır. Hepsi İpek Yolu’nu destekliyorlar. Kaldı ki, Moskova ve Pekin’in İran üzerinden gelişen enerji alternatifleri noktasında yeni angajmanları mevcut.

Ankara da elbette bu durumu görüyor ve adı geçen her ülke ile özel ilişkileri var. İran’la da Erbil noktasından serpilen yeni bir ilişkisi var. İpek Yolu hakkında endişesi yok, dahli var. Hem Çin hem Rusya ile çalışıyor. Pakistan’la ilişkilerimiz üzerine bir şey yazmaya herhalde gerek yok.

REKLAM

RUSYA-TÜRKİYE-SURİYE-İRAN-AZERBAYCAN-IRAK-PAKİSTAN-ÇİN! GERÇEK Mİ HAYAL Mİ?

S. Arabistan’ın Lübnan’daki vatandaşlarının bölgeyi acilen terk etmesi için uyarması, olası bir savaşa BAE ve İsrail’in dahil olma ihtimali, finalde İran’la hesaplaşmaya gidileceği beklentisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önce Soçi’de Putin’le yapacağı görüşme ve ardından Kuveyt, Katar ziyaretleri...

Bu sırada Asya-Pasifik zirvesi, ABD-Çin ilişkileri hangi noktaya geldiyse, Putin’e bizzat Trump tarafından burada “hissettirilecek” olması puslu bir hava yaratıyor.

İki satır arası gelişme de, Ankara’nın sadece bölgeye değil, dünyaya bakışında dış politikasını besleyici damarlar açtığını gösteriyor...

Bir tanesi Başbakan Yıldırım’ın, ABD Başkan Yardımcısı Pence ile görüşmesi üzerine konuşurken zikrettiği, “Biz, ABD’nin Suriye’den hemen çekilmeyeceğini biliyoruz. Çekilmesini de istemiyoruz” ifadesi!

REKLAM

İkincisi, Rusya’dan S-400 alan Türkiye’nin hava savunmasını güçlendirecek bir adım daha atarak, İtalya ve Fransa ile bir anlaşma imzalaması. NATO’ya ve sahibine mesaj göndermesi.

Nihayet... Bölge çok ısınmış durumda. “Savaş” lafının duyulmadığı gün yok.

Devletler kabileler gibi mentorlara, akıl hocalarına ihtiyaç duymazlar. Barzani vakası iyi bir örnektir; Ortadoğu’nun mentorları savaş istiyorlarsa, kabileler kazanmaları mı kaybetmeleri mi akıl hocalarının işine geliyor, görmeli.