Orta Doğu’da artan krizler ve dış müdahaleler bölge ülkeleri arasında daha güçlü bir dayanışma ve entegrasyon ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı. Son olarak ABD ile İran arasında yaşanan kriz, bölge ülkelerinin daha sıkı dayanışma içerisinde olması gerektiğini gözler önüne serdi.
İSLAM KARDEŞLİĞİ
Suriye'de yaşananlara dikkat çeken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Türklerin, Kürtlerin ve Arapların tek yürek olarak bölgenin sorunlarını birlikte çözeceğini belirterek “Bizim tek ve ortak bir şemsiyemiz vardır: O da İslam kardeşliğidir” ifadelerini kullanmıştı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da verdiği bir mülakatta, bölgede AB'ye benzer bir “Orta Doğu Birliği” önermiş, “Ne Türk, ne Arap, ne Fars tahakkümü” sözleriyle “kapsayıcı bir güvenlik mimarisi” çağrısı yapmıştı.
TÜRKİYE'NİN ÖNCÜLÜĞÜNDE KURULMALI
Bölgede Türkiye'nin öncülüğünde Orta Doğu’nun kendi meselelerini kendi iradesiyle ele alabileceği, kapsayıcı bir bölgesel iş birliği modelinin gerekliliği gündeme geldi. Avrupa Birliği örneği gibi Orta Doğu'da da farklı tarih, kültür ve çıkar yapılarına sahip ülkelerin ortak bir siyasi irade ortaya koymaları, kalıcı iş birliği mekanizmalarının kurulabileceğine dayanak oluşturuyor. Kurulacak yapının AB'ye alternatif olmayacağı, bölgeyi güçlendirmek amaçlı bir yapı olacağı belirtiliyor. Edinilen bilgilere göre Türkiye, görüşme yaptığı diplomatik muhataplarına bu isteğini aktardı.
BÖLGESEL İŞ BİRLİĞİ MİMARİSİ
Bölgesel aktörlerin, etnik ya da mezhepsel üstünlük iddialarını dışlayan, tüm tarafları kapsayan bir güvenlik ve iş birliği mimarisi oluşturmasının, kalıcı istikrar açısından kritik olduğuna dikkat çekiliyor.
AB İRADESİNİ ORTAYA KOYALIM
Gazze krizinde Müslüman ülkeler arasında sergilenen ortak tutumun, bu anlamda önemli bir örnek oluşturduğunu vurgulayan diplomatik kaynaklar, “Avrupa Birliği'nin gösterdiği iradeyi koyup neden birbirimizle dayanışma sergilemiyoruz? İlk kez Gazze Temas Grubu sayesinde biz Müslüman ülkeler olarak ortak bir tavır ortaya koyabildik, sesimizi daha güçlü duyurabildik, dayanışma sergileyebildik. Gazze örneğinden hareketle Türkiye ve dünyada sözü geçen Müslüman ülkeler bir araya gelip kendi konularını hayata geçirebilir. Ortaya çıkacak şey doğrudan bir Avrupa Birliği'nin benzeri, paraleli olmaz ama bir çeşit dayanışma ve entegrasyon projesi olur. O entegrasyonun metodu ne olur? Nereye evrilir? Nasıl bir içeriğe sahip olur? Bunlar tartışılır” değerlendirmesinde bulundu.
STRATEJİK ZORUNLULUK
Orta Doğu’da bölgesel sahiplenmenin zayıf kalması durumunda dış aktörlerin devreye girdiğini ve bu müdahalelerin çoğu zaman sorunları çözmek yerine daha karmaşık hale getirdiğini belirten kaynaklar, bölge ülkelerinin siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında ortak şemsiye altında buluşmasının yalnızca bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk olduğuna vurgu yaptı.
BÖLGENİN YENİ GÜNDEMİ OLACAK
Bölgesel dayanışmayı önceleyen bu entegrasyon sürecinin, Orta Doğu’nun uzun süredir dış aktörler üzerinden tanımlanan kaderini değiştirme potansiyeli taşıdığı belirtiliyor. Yeni güç birliği tartışmalarının bölge ülkelerinin yeni gündem maddesi olması bekleniyor.