Türkiye-Körfez ilişkilerinde restorasyon

Türkiye-Körfez arasındaki krize ve gerilime sebebiyet veren gelişmelerin ortadan kalkması ve yeni bir konjonktüre girilmesi, diplomatik adımların atılmasını sağladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BAE ve Suudi Arabistan’a yapacağı ziyaretler de Körfez-Türkiye ilişkilerinde diplomatik ilişkilerin restore edileceğini gösteriyor. Sürecin stratejik bir ittifaka dönüşmesi uzak bir ihtimal olsa da, konu bazlı menfaat ortaklıkları kurulabilir.

İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

Mehmet Rakipoğlu

Araştırma Görevlisi – Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü

Türk dış politikası açısından 2021 yılı birçok bölgesel aktörle ilişkilerin yeniden gözden geçirildiği bir dönemi ifade etti. Mısır, İsrail, Ermenistan gibi dış politikada Ankara ile sorunlar yaşayan ülkelerle istihbarat düzeyinde başlatılan istikşafi görüşmeler bölgedeki diğer aktörlerle ilişkilere de yansıdı. Bu anlamda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn ile yaşanan gerginliğin dozunun düşürülmesi adına karşılıklı birçok adım atıldı. Abu Dabi Veliahtı Muhammed bin Zayid’in 2021’in sonlarındaki beklenmedik Ankara ziyareti ve sonrasında Çavuşoğlu’nun Körfez turu, Türkiye-Körfez hattında diplomatik restorasyon yönünde tarafların istekli olduğunu kanıtlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da BAE ve Suudi Arabistan’a yapacağı ziyaretler Körfez-Türkiye ilişkilerinde diplomatik ilişkilerin restore edileceğini gösteriyor.

DİPLOMASİ YOLUNU AÇAN GELİŞMELER

Türkiye-Körfez arasındaki krize ve gerilime sebebiyet veren gelişmelerin ortadan kalkması ve yeni bir konjonktüre girilmesi diplomatik adımların atılmasını sağladı. Bu anlamda birkaç gelişmeden bahsedilebilir. Bunlardan ilki ve en önemlisi ABD’deki başkan değişimidir. Türkiye-Körfez geriliminde ve güç mücadelesinin krize dönüşmesinde kritik rol oynayan Trump’ın, başkanlığı kaybetmesi ile Körfez’deki şahin kanat geri adım attı. Bu anlamda Katar’a yönelik ambargo sonlandı ve Türkiye karşıtı politikalardaki yoğunluk azaltıldı.

https://image.piri.net/resim/imagecrop/2022/02/10/10/35/resized_9c12d-9ad635ebdusunce_gunlugu_10_subat_2022.jpg

İkinci olarak ilişkileri olumsuz etkileyen bölgesel demokratikleşme ve devrim dalgasının yavaşlaması da ilişkilere olumlu yansıdı. Körfez-Türkiye ilişkilerini olumsuz etkileyen Arap devrimleri dalgasının güncelliğini yitirmesi diplomatik restorasyonu hızlandırdı.

Üçüncü olarak, Suud-BAE ikilisi açısından ontolojik tehdit olarak kodlanan İslami hareketlerin de ulus aşırı etkilerinin zayıflaması Körfez-Türkiye hattını yakınlaştırdı. Nitekim Körfez’deki statükocu aktörler açısından Türkiye’nin İslamcı devrim dalgası ile yakın ilişkilere sahip olması problem oluşturuyordu. Arap devrimlerinin veya baharının bir anlamda Mısır darbesi ile kışa döndürülmesi, İslami hareketleri yerel dinamiklerle mücadeleye itti. Türkiye’nin, güç kaybeden İslamcı hareketlerle olan yakınlığında vites düşürülmesi Türkiye-Körfez yakınlaşmasını makul kıldı.

EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ ARTABİLİR

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Körfez-Türkiye hattını yakınlaştıracak iki alandan bahsedilebilir. Bunlardan ilki ekonomik iş birliği zeminidir. Tedarik zincirinde yapısal kırılmalara neden olan Covid-19 pandemisinin bölgesel ekonomik iş birliğini teşvik ettiği şartlar altında, Körfez-Türkiye ekonomik yakınlaşması hızlanabilir. Ayrıca Suudi Arabistan’ın yaklaşık 3-4 yıldır Türk ürünlerine yönelik uyguladığı gayri resmi ambargoya son vermesi de Riyad’ın devlet aklı ile hareket ederek Türkiye ile normalleşme trenine katılmak istediğini gösteriyor.

Bugün Körfez halkları açısından Türkiye, ekonomik açıdan son derece önemli bir ülke olarak görülüyor. Türk ürünlerinin kalitesi, İslami hassasiyetlere uygun bir yaşam modeli öneren turizm şehirleri ve yatırım açısından muazzam fırsatlar sunması, Türkiye’yi Körfez için cazip kılıyor. Özellikle petrol dışı ekonomik getirileri artırıp ekonomiyi çeşitlendirmek isteyen Körfez ülkeleri için Türkiye ile yakınlaşma büyük stratejinin bir parçası olarak okunabilir. Nitekim ABD ile yaşanan krizler Körfez’in ekonomik gücünün korunması adına yatırımları çeşitlendirmeyi gerektirmiştir. Bu kapsamda Suudi yetkililer defalarca, Washington ile yaşanan krizlerde, ABD’deki 752 milyar dolarlık yatırımlarını çekme tehdidinde bulundular. Dolayısıyla Erdoğan’ın Körfez ziyareti sonrası öne çıkacak ilk iş birliği alanı ekonomi. Ziyaret sonrası ekonomik iş birliklerinin artırılması noktasında kurumsallaşma adımları atılabilir ve çeşitli alanlarda anlaşmalar imzalanabilir.

KÖRFEZ’İN GÖZÜ BAYRAKTAR TB2’LERDE

Ziyaretin Körfez-Türkiye ilişkileri açısından ortaya çıkaracağı muhtemel sonuçlardan birisi de güvenlik alanındaki iş birlikleridir. Bu anlamda Körfez güvenliğindeki yapısal dönüşümde Türkiye’nin aktif yer alacağı tahmini yapılabilir. Nitekim özellikle İran destekli Husilerin 2019’dan beri Körfez’e yönelik saldırıları arttı. ABD’nin Körfez’e yeterince güvenlik tedarik etmemesi, Körfez ülkelerinin Çin ve Rusya’ya yönelmelerinin yanında bölgesel güvenlik kompleksinde Türkiye’ye de ayrı bir önem atfetmelerine neden oldu.

Türkiye gerek Suudi Arabistan’a gerekse BAE’ye yönelik yapılan Husi saldırılarını kınadı ve güvenlik kaygılarını anladığını; bu anlamda ortak çalışılabileceğine dair mesajlar verdi. Körfez’in, Türkiye’den Bayraktar TB2 başta olmak üzere birçok teçhizat satın alma yönünde istekli olduğuna dair haberler Körfez medyasına yansıyor. Dolayısıyla Erdoğan’ın Körfez turu sonrası, güvenlik alanındaki iş birlikleri genişletilebilir.

Fakat Türkiye’nin, Suudi Arabistan ve BAE ile yakınlaşmasının, ilişkileri kısa vadede stratejik ittifaka dönüştürmesi uzak bir ihtimal. Nitekim uzun dönem süren gerilim, güç mücadelesi ve krizlerin giderilmesi zaman alacaktır. Dolayısıyla diplomatik restorasyon adımları ile konu bazlı menfaat ortaklıkları kurulabilir. Öte yandan iç siyasal atmosferlerin geleceği de normalleşme süreçlerinin akıbetini etkileyebilir. Özellikle Körfez’de veliaht ikilisinin krallık yolları ve Türkiye’de 2023 seçimleri ile belirlenecek olan yeni cumhurbaşkanı ile Körfez-Türkiye ilişkileri yeni bir rotaya doğru evirilebilir.

DÜŞÜNCE GÜNLÜĞÜ
Türkiye-Katar iş birliğinin küresel etkileri

EKONOMİ
Körfez ülkeleri Türkiye için hazırlık yapıyor: 50 milyar dolarlık yatırım yapacaklar