Ulus-devlet için yeni vatandaşlık şart

Ulus devletin ve ona bağlı kimliklerin gelişimi ve bugüne ulaşması ''İnsanlar ihtiyaçları belirlemez; ihtiyaçlar insanları belirler'' sözünün kanıtı gibidir. Günümüzdeki ihtiyaçlar özellikle küreselleşme süreci yeni bir vatandaşlık ya da birey kurgusunu gerekli kılmaktadır

Orhan Ünal
Gündem

Devlet denilen siyasal aygıt zaman ve koşullara göre şekillenmiştir. Devletin evrimi ile ilgili değerlendirmeler, insanların toplu yaşama ihtiyacı ve özel mülkiyet sonucu oluşmuş ve günümüze kadar evrim geçirerek ulaşmış bir olgu olarak görürler. Devlet kavramı ile ilgili neredeyse tüm analizlerin ortak noktası belli bir ihtiyacı işaret etmesidir.

Kapitalist ekonominin kurumsallaşma çabası ile paralel gelişen ulus devlet olgusu ile birlikte düşünülen ya da şekillenen kavramlardan biri de ''ulus'' tur. Mahçupyan''a göre Avrupa''da aristokrasinin asaletlerini kanıtlamak için kendilerine saygın bir ced bulma çabaları yüzyıllar sonra milletlerin oluşumunda yeniden karşımıza çıkacaktır. Ulus bilinci için ise Fransız Devrimi ve onunla yayılan değerleri beklemek gerekmiştir. Burjuvazinin gelişim döneminde ülke içinde tek ve ortak bir pazarın güvenliğine ihtiyaç olduğu için sınırları belli ve kendi içinde standart kuralları olan siyasal birimler gerekli olmuştur.

ULUS-DEVLET SİSTEMİ

İhtiyaçlar artık daha kurumsal bir yapıyı ve daha standart bir ekonomik sistemi gerektiriyordu. Oysa ki feodal beylikler döneminde aşırı parçalanmış yapı nedeniyle, her derebeyine farklı bir vergi verilmesi durumu söz konusuydu. Tüketimin de etkinliği için standartlaşma gerekmiştir. Bu bağlamda ulus devlet ve ulusçuluk ideolojisi tarih sahnesindeki yerini almıştır. Bu yapı içinde bireylerin ulus devlete sadakatleri konusunda yeni bir olgu gerekiyordu. ULUS…

Ulus devlet kalıpları içinde eşitlik, özgürlük, vatandaş olmak, insan hakları gibi unsurlar yeni dönemin egemen unsurlarıydı. Ulus devletlerin egemenliği altında gösterilecek olan sadakat ile bu değerlere sahip olunabilirdi. Aidiyet ya da sen kimsin sorusunun cevabı belliydi. ULUS…

Bireylerin kendilerine bahşedilen yurttaşlık kalıbı içindeki özgürlükleri ise 200 yıldan biraz daha fazla sürdü. Batılı toplumlar için süreçten tabandan yayılırken, Türkiye gibi toplumlarda da devlete bir ulus inşa edilmeye çalışıldı.

1980''li yıllar ise koskoca bir ''ulus'' ideolojisini dönüştürmeye başladı. Artık ulus devletlerin kurguladığı sistem ve kimlik kalıpları ekonomik gelişmeler için yeterli değildi. İhtiyaçlar ise yeni bir sistemi gerekli kılıyordu. Çünkü artık küreselleşme denen bir süreç vardı. Küreselleşmeyi 1990''lı yıllarda tanımaya başladık, 1. Körfez Savaşı''nda Irak bombalanırken evlerimizden naklen izledik. Kısa bir süre sonra binlerce km uzaklıktaki biri ile görüntülü konuşur hale geldik. Sınırlar açılırken, birden devletin katı sınırları ihtiyaçlara fazla gelmeye başladı.

VATANDAŞLIĞI DÜŞÜNMEK

Çünkü sermaye küreselleşmiştir, sınırların kalkması gereklidir. Dünya Ticaret Örgütü''nün günümüzdeki temel amacının devletler arasındaki ticaret engellerinin kaldırılması olduğu düşünülürse ihtiyaçların mevcut düzeni nasıl belirlediği anlaşılabilir. Ancak günümüzde saniyeler içinde milyonlarca dolarlık para transferleri yapılıp internet sayesinde sermaye hareketleri yapılabiliyor.

Kısacası insanlığın ihtiyaçları artık daha farklıdır. Bu ihtiyaçlar ise yeni dünyanın sınırlarını ve şeklini belirlemektedir. Günümüz sisteminde ihtiyaçlar, ulusal kimliklerin yeni bir içerikle ele alınmasını kimi zaman ''farklılıkların tanınması'', kimi zaman ''çoğulcu demokrasi'' şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Günümüzdeki ihtiyaçlar özellikle küreselleşme süreci yeni bir vatandaşlık ya da birey kurgusunu gerekli kılmaktadır.