Avrupa Birliği (AB), Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası enerji rotasını hızla batıya çevirerek tarihi bir dönüşüme imza attı. Daha önce AB'nin toplam ithalatının yaklaşık yüzde 45'ini karşılayan Rus doğal gazının payı, boru hattı akışlarının kesilmesi ve ambargolarla yüzde 12-15 bandına kadar geriledi. Oluşan enerji boşluğu ise ABD’den gelen sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ile kapatıldı. Güncel veriler, Avrupa’nın gaz ithalatının yüzde 25'inin halihazırda ABD menşeli olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre; planlanan yeni enerji anlaşmaları ABD'ye olan bağımlılığın boyutlarını kritik bir seviyeye taşıyabilir. Mevcut projeksiyonlara göre, 2030 yılına gelindiğinde AB’nin toplam LNG ithalatının yüzde 80’inin tek bir kaynaktan, yani ABD’den karşılanması bekleniyor. Ortaya çıkan tablo; Avrupa’nın sanayisini, ısınma ihtiyacını ve elektrik üretimini doğrudan Washington’ın dış politika kararlarına bağlı hale getiriyor.
MANEVRA ALANI DARALDI
Transatlantik ilişkilerde son dönemde patlak veren krizler, enerji bağımlılığının barındırdığı riski kanıtlıyor. Özellikle ABD yönetiminin Avrupalı müttefiklerine yönelik yeni ek gümrük vergileri kararı ve Grönland’ın statüsü üzerinden Danimarka ile yaşadığı gerilim, diplomatik bir krize evrildi. Grönland meselesinde ABD'nin jeopolitik baskısıyla karşı karşıya kalan Avrupa, LNG üzerinden de köşeye sıkıştı. Washington'a yüksek bağımlılık kıtada alarma sebep oldu. Amerikan yönetiminin ticari anlaşmaları ve toprak talebini siyasi koz olarak değerlendirme eğilimi Brüksel koridorlarında "enerjinin bir silah olarak kullanılması" endişesini artırıyor. Avrupa, ekonomik misilleme yapmayı planlasa da enerji arzındaki devasa açık, birliğin manevra alanını daraltıyor.
ALTERNATİFLER SINIRLI
Kıta için enerjide alternatifler de oldukça sınırlı. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden gelecek yeni arzların ancak 2030’dan sonra devreye girmesi öngörülüyor. Geçiş sürecinde Avrupa, bir yandan yeşil kaynaklarla gaz talebini düşürmeye çalışırken, diğer yandan "stratejik müttefik" olarak gördüğü Washington ile yaşanacak olası bir enerji kesintisi senaryosuna karşı savunmasız kalıyor. Mevcut manzara, AB'nin Rusya'ya bağımlılığını bitirirken, yerine bir başkasını koyarak stratejik özerkliğini riske attığını gözler önüne seriyor.