ABD ile İran arasındaki görüşmelerden şimdilik kalıcı barış çıkmadı. Pakistan'ın başkenti İslamabad'da doğrudan görüşen ABD ve İran heyetleri barış için uzlaşamadı. ABD heyeti Pakistan'dan ayrıldı. Pakistan'ın arabuluculuğunda yapılan müzakereler, 1979 İran İslam Devrimi'nden bu yana iki ülke arasındaki en üst düzey, yüz yüze temas olarak kayıtlara geçti. Ancak 21 saat süren müzakerelerde masadan barışa ilişkin bir çerçeve metin çıkmadı. Önce ABD Başkanı JD Vance daha sonra da ABD Başkanı Trump'ın damadı Jared Kushner ve özel temsilcisi Steve Witkoff İslamabad'dan ayrıldı. Masanın devrilmesinde iki tarafın temel konularda ödün vermeye yanaşmamasının yanında İsrail'in eli kanlı Başbakanı Netanyahu'nun gün boyu devam eden provokatif müdahalelerinin etkili olduğu belirtiliyor. Netanyahu’nun müzakereler sürecinde hem ABD Başkanı Donald Trump hem de Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile sürekli telefonla görüştüğü ve müdahalelerde bulunduğu kaydedildi. İsrail lideri, üç kritik adımla süreci sekteye uğrattı. ABD Başkanı Trump'ın eski terörle mücadele birimi direktörü Joe Kent, ateşkes sürecinde en önemli unsurun görüşmeleri sabote edecek İsrail'in dizginlenmesi olduğunu vurgulamıştı.
Vance'e gelen telefon
İran Dışişleri Bakanı Seyed Abbas Arakçi, müzakerelerin ardından ABD’nin tutumundan duydukları rahatsızlığı açıkça dile getirerek, "Netanyahu’nun ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile yaptığı görüşmenin müzakerelerin seyrini değiştirdiğini, sürecin ABD-İran görüşmesinden İsrail'in çıkarlarına odaklandığını" savundu. Arakçi, "Washington’ın savaşta elde edemediğini masada kazanmaya çalıştığını" belirterek, “İyi niyetle geldik ancak egemenliğimizi korumakta kararlıyız” vurgusunu yaptı.
Provokatif video ile İran'ı hedef aldı
Netanyahu’nun ikinci hamlesi, İslamabad'da müzakereler sürerken, yayınladığı yaklaşık 13 dakikalık provokatif video oldu. Videodaki konuşmasında İran’a yönelik saldırıların süreceğini belirten Netanyahu, “İran artık hayatta kalmak için mücadele ediyor” diyerek adeta masayı hedef aldı. Yayınladığı videoda, sadece İran'ı değil, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'i de hedefe koyan Netanyahu’nun “İran ateşkes için yalvarıyor” ve “İran’da korku eşiğini biz aştık” sözleri, müzakere sürecine doğrudan meydan okuma olarak değerlendirildi. İsrail Başbakanı'nin ayrıca İran’ın nükleer kapasitesinin büyük ölçüde yok edildiğini iddia ederek, gerekirse farklı yollarla bu sürecin tamamlanacağını söylemesi de İslamabad'da çıkacak olası bir anlaşmaya rest olarak, nitelendirildi.
Lübnan'a kanlı saldırı
Üçüncü ve en kritik adım ise sahadaki gelişmeler oldu. İran'ın öncelikli şartlarında biri olduğu bilinmesine rağmen, müzakerelerin kritik bir viraja girdiği anda işgalci güç Lübnan’ın güneyinde, özellikle Sidon bölgesine yönelik saldırılarını artırması, diplomasi trafiğiyle eş zamanlı ilerleyen askeri sabotaj girişimi olarak yorumlandı. Lübnan'ın güneyine gece saatlerinden bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 11 oldu.
ABD Başkanı Kafes Dövüşünde
ABD Başkanı Trump'ın müzakereler sürerken, masadan çıkacak sonucu önemsizleştiren açıklamalarının da taraflar arasında zaten pamuk ipliğine bağlı güven duygusunu zedelediği kaydediliyor. Trump, önceki gün Beyaz Saray'da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "Muhtemelen takip ettiğiniz üzere, saatlerdir görüşüyorlar. Ne olacağını göreceğiz. Her halükarda biz kazanıyoruz. Ne olursa olsun biz kazanıyoruz. Belki anlaşma yaparlar, belki yapmazlar. ABD açısından bakıldığında, biz kazanıyoruz" dedi. ABD Başkanı'nın sözleri, "Masadan çıkacak sonucu umursamıyor" değerlendirmesine neden oldu. ABD Başkanı'nın İslamabad'da kritik görüşmeler sürerken, Florida'da UFC organizasyonı altında düzenlenen kafes dövüşü müsabakasına katılması da tepki çekti.
Güven vurgusu
Müzakerelerde İran heyetinin başkanlığını yapan Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'dan da manidar bir çıkış geldi. Müzakereler öncesinde iyi niyetlerini ve gerekli iradeye sahip olduklarını vurguladıklarını aktaran Kalibaf, "Daha önceki iki savaş nedeniyle karşı tarafa güvenimiz yok. ABD bizim mantığımızı ve ilkelerimizi anladı. Karşı taraf bu müzakere turunda İranlı heyetin güvenini kazanamadı. Güvenimizi kazanıp kazanamayacaklarına karar verme zamanıdır" sözlerini sarf etti. Kalibaf ayrıca, İran halkının çıkarlarını hem askeri hem de diplomatik yollarla korumaya devam edeceklerini belirterek, diplomasiyi askeri mücadelenin yanında bir yöntem olarak gördüklerini ifade etti.
Anahtar elimizde vurgusu
İran lideri Mücteba Hamaney'in Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti ise sosyal medya hesabından, Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamada bulundu. İran diplomasisinin tarih boyunca amacının ve temel ilkesinin İran'ı korumak olduğunu belirten Velayeti, “Hürmüz Boğazı'nın anahtarı bizim güçlü ellerimizdedir” ifadesini kullandı.
Saldırıya hazır ol emri
Haydut devlet İsrail de İran’a yönelik saldırıların yeniden başlayabileceğinin sinyalini verdi. Enerji Bakanı Eli Cohen, bir anlaşmaya varılamaması halinde Tahran’ın hedef alınabileceğini söyledi. Cohen, İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesine yaptığı açıklamada, “Nükleer mesele uluslararası bir konudur ve Donald Trump’ın bu konuda kırmızı çizgileri belirlemiş olması olumlu” dedi. “Eğer bir anlaşma olmazsa, İran vurulabilir” tehdidini savurdu. Lübnan hakkında da konuşan Cohen, İsrail’in yalnızca askeri güçleri değil, aynı zamanda Lübnan’ın tesislerini ve altyapısını da hedef alması gerektiğini söyledi. Öte yandan İsrail Genelkurmay Başkanlığı'nın orduya "İran'a saldırıya hazır ol" emri verdiği kaydedildi.
Görüşmeler bu başlıklarda tıkandı
- Pakistan'ın başkenti İslamabad'da üç konuda yaşanan tıkanma aşılamadı. The New York Times'ın haberine göre, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, yaklaşık 900 pound yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti ve İran’ın yurt dışında dondurulmuş yaklaşık 27 milyar dolarlık gelirlerinin serbest bırakılması talebi konusunda uzlaşı sağlanamadı. ABD, İran’dan boğazı tüm deniz trafiğine derhal yeniden açmasını istedi. Ancak İran, petrol tankerleri için kritik bir geçiş noktası olan bu bölge üzerindeki kozunu kaybetmek istemeyerek, bunu ancak nihai bir barış anlaşmasının ardından yapacağını bildirdi. Yetkililere göre İran ayrıca altı haftalık hava saldırılarının yol açtığı zararlar için tazminat talep etti dondurulmuş petrol gelirlerinin ülkenin yeniden inşası için serbest bırakılmasını istedi. Bir diğer anlaşmazlık noktası ise ABD Başkanı Trump’ın, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun tamamını devretmesi yönündeki talebiydi. İran bir karşı öneri sunsa da taraflar bu konuda uzlaşmaya varamadı.
Hürmüz'e Trump ablukası!
- ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’na giren veya çıkan tüm gemilere abluka uygulanacağını açıkladı. ABD Başkanı, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı açma sözü verdiğini ama bunu bilerek yerine getirmediklerini savundu. Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, ABD güçlerinin derhal “Hürmüz Boğazı’na girmeye ya da çıkmaya çalışan tüm gemileri ABLUKA altına alma sürecini başlatacağını” belirtti. “Bir noktada ‘herkesin girişine ve çıkışına izin verildiği’ bir düzene ulaşacağız, ancak İran buna izin vermedi” diye konuştu. Trump ayrıca, ABD Donanması’na uluslararası sularda İran’a geçiş ücreti ödeyen tüm gemileri tespit edip durdurma talimatı verdiğini söyledi. “Yasa dışı geçiş ücreti ödeyen hiç kimse açık denizlerde güvenli geçiş hakkına sahip olmayacak” dedi. Trump, İranlıların Hürmüz'e döşediği mayınların da imha edileceğini söyledi ve "Bize veya barışçıl gemilere ateş açan herhangi bir İranlı cehenneme gönderilecek" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı ayrıca ABD’nin “tetikte ve tamamen hazır” olduğu tehdidinde bulundu. Trump’ın açıklamalarına İran’dan cevap geldi. Devrim Muhafızları Ordusu’ndan yapılan açıklamada "Herhangi bir gerekçe veya bahane ile Hürmüz Boğazı'na yaklaşmayı amaçlayan herhangi bir askeri gemi, ateşkes ihlali kabul edilecek ve ağır şekilde cezalandırılacaktır" denildi.