Yeni Şafak’ın ilgiyle takip edilen programı Hafıza Büyük Resim, Suriye’de terör örgütü PKK iltisaklı SDG’nin 44 saat içinde darmadağın olduğu tarihi süreci 108. bölümünde mercek altına aldı. Yeni Şafak İnternet Yayın Yönetmeni Ersin Çelik ve AK Parti Ordu Milletvekili İbrahim Ufuk Kaynak, Suriye ordusu ve aşiret güçlerinin Rakka ile Deyrizor üzerinden ilerleyerek Haseke’nin güneyine ulaşmasını ve stratejik petrol sahalarında kontrolü sağlamasını değerlendirdi. On binlerce TIR’lık yardıma rağmen örgütün yaşadığı çöküşü ele alan Kaynak, "İki günde ne oldu? Petrol kaynakları ellerinden gitti. O bölgedeki su kaynakları ellerinden gitti. Ve bu o kadar çabuk oldu ki biz canlı yayında izledik." dedi.
Çelik ve Kaynak Hafıza Büyük Resim’in bu bölümünde şu başlıklara değindiler:
Ersin Çelik: İran’da çok sıcak olaylar vardı. Sokaklar çok hareketliydi ve karıştırmaya çalışılıyordu İran. Ama bir taraftan da Suriye’de bu hafta olaylar oldu. Bu coğrafyanın kaderi; hiç normal bir zaman, vakit yok. Geçtiğimiz hafta İran’ı, oradaki o bir anda karışan meseleleri konuştuk. Ama düne kadar Suriye’de yine bir kez daha tarihin akışını değiştirecek hamleler yapıldı. Yıllardır konuşulan mesele iki günde halloldu. Fırat’ın doğusu PKK’dan teslim alındı diyebiliriz. Daha birtakım yeni gelişmeler de olacak, bunları da biliyoruz ama ben şöyle bir yorumda bulundum. Buna siz katılır mısınız? Ama üzerine konuşmamız lazım. Geçtiğimiz yılın en önemli olayı, terör örgütü PKK’nın silah bırakması ve kendisini feshetmesiydi. Ama Suriye’de adı SDG, PYD, YPG artık neyse ama terör örgütü PKK’nın kolunun Suriye devleti tarafından geri püskürtülmesi ve kontrol altında, özellikle petrol sahalarının bulunduğu şehirleri Suriye devletinin ordusunun teslim alması bana göre, PKK’nın silah bırakmasından daha büyük bir adım. Çünkü zaten buradakilerin bir şeyi kalmamıştı ama biz terörün bataklığına girildi diyebilir miyiz?
İbrahim Ufuk Kaynak: Olayı iki yönden inceleyelim. O kadar Amerika Birleşik Devletleri’nin aniden geri çekilmesi. Nereden anlıyoruz? On binlerce TIR dolusu yardım getirirken birdenbire her şey Trump’la birlikte kesildi. Bu bir habercisiydi. Yani silah desteğini örgütler kaybettikleri zaman ellerinde silah almak için de zaten ellerindeki o işgal ettikleri bölgedeki petrolleri kullanıyorlardı. Şimdi onlar da gitti. Ekonomik olarak da gitti, siyasi olarak da gitti.
Ersin Çelik: Sosyolojik olarak da aslında hiç olmadıklarını sahada görmüş olduk. Yani Suriye ordusundan önce aşiretler ve halk girdi şehirlere.
İbrahim Ufuk Kaynak: Karşıdaki seni bedavaya desteklemez. Bir çıkarı vardır. Bu çıkarın sonucunda sen ona ne kadar hizmet edersen ama dayak yemeye başladığın anda seni terk eder. Bunların dayak yemesi de yememesi de imkânsız oldu. Niye? Türkiye’nin özellikle de bu FETÖ darbesinden sonra ordunun inanılmaz şekilde, güçlü bir şekilde ortaya çıkması ki hiç tahmin edilmiyordu. Türk ordusunun yani resmen sıkıntıya gireceği düşünülürken biz birdenbire bu pis darbeden bir ay sonra Suriye’nin kuzeyine girdik.
Ersin Çelik: Ağustos ayında.
İbrahim Ufuk Kaynak: Herkes şunu takip ediyor: Giren ordu savaşabilir mi yoksa rezil mi olur diye. İnanılmaz bir şey oldu. Türkiye, bir sivilin burnu kanamadan bölgeye de gitti.
“IŞİD ARKASINA BAKMADAN KAÇTI”
Ersin Çelik: O gözlerinde büyüttükleri, dünyaya dehşet saçan, o YouTube videoları üzerinden vahşetiyle birlikte pazarlanan IŞİD arkasına bakmadan kaçtı. Amerika’nın güya hem kendisi hem de aparatı olarak PKK’yla mücadele etti, yani PKK’yı sahaya sürerek mücadele etti. IŞİD Türk ordusunu görünce bir anda ortadan kayboldu.
İbrahim Ufuk Kaynak: İlk önce bir deneme yaptılar. Geldiler, çok tokat yediler. Zaten IŞİD’le Türkiye haricinde savaşan hiçbir ülke olmadı. Amerikalılar havadan tek tek adam öldürüyorlar. O da niye? "Bana hizmet etmemeye çalışıyorsun" diye veya "Önceden hizmet ediyordun, şimdi istediğim performansta değilsin” diye yok ediyor.
Ersin Çelik: Rakka’yı ne hâle getirdi Amerika?
İbrahim Ufuk Kaynak: Bunun haricinde bir toplu olarak o işi durdurabilen bizdik. Şimdi IŞİD olayı geldi de IŞİD’in peşinde dediler ki: “Bunlar bizim askerimiz." dediler kısaca. Siyasi destek gitti. Trump’la beraber siyasi destek gitti. Niye? Trump büyük düşünüyor. Grönland’la uğraşıyor, Kanada’yı istiyor. Panama’nın bütün haklarını aldı eline. Başka şeylerin peşinde. Polar Yolu, o bir ticaret yoluydu kuzeyde, bütün Buz Denizi’nin. O bölgede; yüzde 82’si Sovyetler Rusya’nın elinde, Rusya’nın elindeki, Danimarka’nın elindeki payı da çıkarttığın zaman Amerika’nın elinde yüzde 6 veya 8’lik bir oran kalıyordu orada. Şimdi Grönland’ı alarak bu oranı yüzde 18’e çıkartacak o bölgede Amerika Birleşik Devletleri. Bizimki bunların hiçbirisini görmüyor. O kadar basit ki bizim içimizde de var. Biliyor, bakıyor musun? Koca koca adamlar; bunu o zaman akademisyenler, eski komutanlar falan çıkarttılar aralarında. Bunları ya bilmemezlikten yaptılar ya bir şeylerin aparatıydılar.
Ersin Çelik: Nasıl bilmeyecekler?
İbrahim Ufuk Kaynak: İçimizde bir şeyi kabul edelim artık. Paraya karşı koyamayan, eğlenceye vesaire bilmem nereye karşı koyamayan, hata yapabilecek çok insanlar var. Bunların mevkisinin, makamının da bir önemi yok. Her yerde de var. Ve bu adamlar çok kolaylıkla bu örgütlerin, devletlerin, seni yıkmak isteyenlerin aparatı olabilirler. Bunların bir kısmı zaten olayı ideolojik çerçeveye koymuş. Bir kısmı ise dünyevi zevk, hedonizm içerisinde. Yani bunlardan kendilerine de bir fayda yok. Hepsi çöktü. Esas mesele o. Cumhurbaşkanımız da çok güzel bir açıklama yaptı. Bu olaylar başladı, bugüne kadar geldi. İlk geldiği günden itibaren Türkiye’nin içerisinde neler söylenmedi? Siyasetin ana muhalefet liderleri işte "Girmeyelim bilmem neyin bataklığına." falan demedi mi? Dedi. Koca koca akademisyenler çıkıp televizyonlara bunları anlatmadı mı? Amerikalılara sürekli raporlar göndermedi mi? Gönderdi. Avrupa devletlerinin bütün örgütleri, yani sivil toplum örgütleri adı altında Türkiye içerisinde halkı iyice galeyana getirecek her şeyi yapmadılar mı? Yaptı. Bunun için ekonomiyi de kullandılar. Bunun için başka bir şeyi de kullandılar. Ve bunların hepsine hazır olan bir grup da vardı. Bunu aldı. Yetmedi; Türk ordusunun içerisinden emekli olmuş adamlar çıktılar, bu bölgenin aslında bizim düşündüğümüz gibi kolay bir şey olmayacağını, karşıdakilerin 100 bin kişiden fazla ordusu olduğunu daha 3 gün önce bile söylüyorlardı. 3 gün önce! Bunlar hiç özür dilemeyecekler biliyor musun?
Ersin Çelik: Niye özür dilesinler? O anki vazifelerini yaptılar.
SURİYE’DE AKIL SABIR VİZYON VE LİDERLİK KAZANDI
İbrahim Ufuk Kaynak: O zaman bir şeye hakkımız var. Bunu dinleyip onların fikirlerini kabul edenler şunu desinler: "Siz ne kadar kötü niyetli veyahut bu işi bilerek yaptınız, bizi de yanlış yönlendirdiniz." Türkiye içerisinde inanılmaz bir korku havasını pompaladılar. Tarihi boyunca hiç ırkçı olmamış bir milleti, Türk milletini suçlamaya kalktılar. Tarihin hiçbir döneminde ırkçı olmamış. İki günde ne oldu? Petrol kaynakları ellerinden gitti. O bölgedeki su kaynakları ellerinden gitti. Ve bu o kadar çabuk ki biz canlı yayında izledik yine. Hâlbuki hiç Suriye ordusundan böyle bir şey beklemiyorlardı. Bilakis Amerika’nın on binlerce TIR’la beraber yardım ettiği adamlardan birileri performans bekliyordu. Ama karşısında Türk aklının, Türk devlet aklının da sabırla ördüğü bu olaylar, Suriye başladığından bu zamana sabırla ördüğü her şey tek tek meyvelerini vermeye başladı. Bu bir akıl.
Ersin Çelik: Burada kilit kavram sabır mı?
İbrahim Ufuk Kaynak: Evet, kesinlikle. Zaten yorum yapanlar genelde anlık yorum yaparlar. Bir olaya bakar; "Eyvah yandık, bittik."
Ersin Çelik: Sosyal medyadaki akış gibi.
İbrahim Ufuk Kaynak: Evet. Ama akıllı insanlar bu işi biraz daha zamana yayar, bekler. Bir hamle yapıldıktan sonra karşıdan hangi hamle geliyor? Ben buna hangi şekilde cevap verebilirim? A, B, C, D, E, F, G. Kaç tane şık varsa hepsini çıkartır önüne seren akıl, devlet aklıdır. Budur. Ama dışarıdaki yorumcu, bak adamlar yapmış işte, bir ara da çıkarttılar. İbrahim Anlaşması yapıldı işte. Beni şaşırtan inanılmayacak yorumlara girdiler. Karşıdaki adam bir istekte bulunuyor, sen bunun aparatı haline gelip bu haberi kalkıyorsun: "Her şey olmuş bitmiş, ben de etkisiz elemanım. Zaten onlar karar verecek, biz de dinleyeceğiz." Böyle bir Türkiye yok. Anlayamadılar, kafaları basmadı biliyor musun?
Ersin Çelik: Muharrem İnce kabul etti, bunlar kabul etmedi. "Adam kazandı." demişti.
İbrahim Ufuk Kaynak: Adam kazandı. Adam bir kere daha kazandı.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN 2015’TEKİ KONUŞMASI YENİDEN GÜNDEMDE
Ersin Çelik: Ne demişti 2015 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan? "Bedeli ne olursa olsun Suriye’nin kuzeyi, Türkiye’nin güneyi, Suriye’nin kuzeyinde asla bir devlet kurulmasına izin vermeyeceğiz."
İbrahim Ufuk Kaynak: Ne zaman? 26 Haziran 2015’te.
Ersin Çelik: Bu bir devletten kasıt terör devleti. Yani Amerika’yla İsrail’in ileri karakolu.
İbrahim Ufuk Kaynak: Bunu zannettiler ki o zaman söylenildi, unutuldu. İşte devletin sabrı böyle bir şeydir. Vizyonu görmek böyle bir şeydir. Acele etmeden adım adım gitmek böyle bir şeydir. Türkiye bu süre zarfında ne Amerika’yı ne Rusya’yı direkt olarak karşısına almadı. Hem ikisiyle de iş birliği yaptı. Dünyayı buğdaysız bırakmadı. Ukrayna savaşı başladığında herkes bizim ayağımıza geldi. Buğday fiyatlarının inanılmaz şekilde artacağı, dünya ülkelerinin çoğunun krize gireceği düşünülürken liderlik buydu.
Ersin Çelik: "Ne karşılığında?" diyorlar, ne verdik de bize bu yolu açtılar? Bir şey vermedik. Buğday verdik buğday. Buğday verdik, aracılık yaptık. Avrupa’nın o lazım olan buğdayını Türkiye sağladı. İşte karşılık dediğim bu. Bu kadar. "Kazan kazan" ilişkisi diyorlar diplomaside, siyasette; tam olarak bu.
İbrahim Ufuk Kaynak: Şimdi bunları kim yapardı? Bunları liderlik yapardı. İşte herkesin o basite, hafife almaya çalıştığı olay.
Ersin Çelik: Bu arada kendi buğdayımızı vermedik. Ukrayna’nın buğdayını aldık, dolaşımını sağladık, garantörlük yaptık.
TRUMP’IN VERGİLERİ KİMLERİ HEDEF ALDI?
İbrahim Ufuk Kaynak: Kesinlikle, biz dünyaya herkese eşit davrandık. Türkiye anlaşmanın maddelerini uyguladı, boğazları hemen kapattı. Türkiye yapılan bütün anlaşmalara uyan ender milletlerden biridir. Tarihte de böyleydi; Osmanlı’da böyleydi, Selçuklu’da böyleydi. Biz yapılan anlaşmalara uyan bir milletiz. Ama karşımızdakiler sadece güç düşündükleri için güç kavramını kendilerine geçirdiklerini düşündükleri anda anlaşmayı bozarlar ve hep dedik, ipi sonuna kadar gererler. Şimdi ne oldu? İpi gerdiler, en sonunda kopmalar başladı. Sekiz devlete Amerika’nın kendisine; yüzde 10 ambargo yani yeni vergi koydu Trump. "Grönland’ı bana satma teklifini kabul etmiyorsunuz." diye cezalandırıyor.
Ersin Çelik: Tarihte görülmemiş bir şey değil mi? 2. Dünya Savaşı’ndan beri böyle bir çatışmaya şahitlik ediyoruz.
İbrahim Ufuk Kaynak: Daha da ilerleyecek. Haziran ayında diyor ki "Yüzde 25’e çıkartacağım."
Ersin Çelik: Almanya Grönland’a yolladığı askerleri gizlice geri çekmiş. Kendine mi savaş açıyorsun?
İbrahim Ufuk Kaynak: Çok acı bir şey. Çok gerçekten öyle bir çaresizlik durumu ki. Biz Almanya ve Japonya’yı 29. bölümlerde söylemiştik zaten. Burada bu devletlerin durumunu da anladık. İkisi de sıkıntıdalar. Niye sıkıntıdalar? Avrupa, Ukrayna savaşı başladığında Amerika Birleşik Devletleri tarafından bir yola itildi. Dedi ki: "Benim istediklerimi yapacaksın.” Yoksa Almanya’ya kalsa “5 bin tane miğfer vereyim." diye dalga geçiyordu. Şu anda bütün işi bıraktılar, veriyorlar. Peki ne oldu? Dediler ki: "Ukrayna’daki savaşı biz finanse etmek için Rusya’nın mal varlıklarına el koyalım." Avrupa bankalarında Avrupa’da bulunan yani İngiltere, Fransa ve Almanya başta olmak üzere bulunan Rus varlıklarının hepsine donduruldu, el koydular. Ne kadar biliyor musunuz? 105 milyar dolar.
Ersin Çelik: Paraya bak.
RUSYA’NIN YENİ PLANI NE?
İbrahim Ufuk Kaynak: İlk aşamada 105 milyar dolarına Rusya’nın el koydular. Rusya Birleşmiş Milletler’e gidecek ama Birleşmiş Milletler’e gitsen ne olacak? Birisi veto edecek. "Dünya beşten büyüktür." demeyen adamlar, tamam mı? O adamlardan bir tanesi veto edecek. Rusya’nınki de geçersiz olacak. Rusya buna karşılık değişik bir hamle yaptı. Onlar da Rusya’ya yatırım yapmış olan bütün Avrupa sermayesini dondurdu, devletleştirdi ve üstüne geçirdi.
Ersin Çelik: Kayyum atadı.
İbrahim Ufuk Kaynak: Miktar ne kadar biliyor musunuz? 120 milyar dolar.
Ersin Çelik: Sübvanse etti yani.
İbrahim Ufuk Kaynak: Evet. Şimdi Rusya hem sıkışmıştı hem öyle bir hamle yaptı ki bu sefer "Avrupa düşünsün." dedi. Avrupa ise zaten Rusya ile gazı, petrolü falan alıyordu; onlar bitti. Üç kat fazlayı Amerika’dan almaya başladılar. Amerika tarihi bir şekilde Avrupa’nın köhne imparatorluklarını bu son raporlarında yazıyor; Milli Güvenlik Raporlarında, Ulusal Strateji’de. Avrupa’yla resmen dalga geçiyor, ayaklar altına aldı. Suriye’deki olayda nasıl? Orada bunu bekleyen, Avrupa’dan destek bekleyen, kendisini vakti zamanında oraya monte eden İngiltere bile çaresiz kaldı. İsrail başladı. İsrail hırs içerisinde devam etti. Dünyada insanlık tarihinin görmediği; tarih boyunca anlatılır yok şunlar gitti şu şehri aldı işte şu kadar adam öldürdü, yok Roma İmparatoru şunları yaptı, yok Cengiz Han bunları yaptı. Hiçbirisinin aklına İsrail’in yaptıkları gelmedi. Bunların hepsi dünyanın gözü önünde oldu. Ve dünya insanları bir şeyin farkına vardı: Bizi yönetenler esir. Bu belli oldu. Birilerinin aparatı. Bir de onların gibi olmaya çalışanlar var. Şu anda hâlâ daha sosyal medya üzerinde biz vakti zamandan beri hep söylüyoruz. Bu adamların doğruyu konuşmaları, doğruyu anlatabilmeleri, doğruyu ifade edebilmeleri mümkün değil. Niye? Çünkü bir yerden yönlendiriliyorlar ve yemleniyorlar. Türkiye’nin içerisindeki olaylar da doğrudan bağlantılı. Bu gördüğümüz son kötülük operasyonları diyeyim ben size.
Ersin Çelik: Altay Cem Meriç’in deşifre ettiği sosyal medyadaki ağlar.
TÜRKİYE’NİN SURİYE’DEKİ DEMİR YUMRUĞU
İbrahim Ufuk Kaynak: Bunların hepsi esasında hepsi tek bir yere gider. Bunların olayı siyasi "Yok şu adaydı, adaylığından gitmek için." Öyle bir şey yok. Karşıdaki adamlar dünyanın her ülkesinde yolsuzluk yapacak, en büyüğünü yapacak, toplumu çatırdatma seviyesine getirecek adam tiplerini ararlar. Bunu Ukrayna’da Zelenskiy ile yaparlar. Bunu Birleşik Arap Emirlikleri’nde başka bir biçimde yaparlar. Bunu Sudan’da başka bir biçimde yaparlar. Türkiye’nin içerisinde de belirli adamlar seçiyorlar. Ve onları istekleriyle birlikte parlatıyorlar. Son iki günde Suriye’de yapılan operasyon; Türkiye’nin bu Suriye olayları başladığından bu zamana kadar koymuş olduğu bir demir yumruk oldu. Ekonomik bağları gitti, siyasi bağları gitti. Dün açıklama yaptı o bir tanesi, adını da vermek istemiyorum, terör örgütünün üyelerinden; İsrail’den yardım istiyor.
Ersin Çelik: Ne yapacaklar?
İbrahim Ufuk Kaynak: İsrail’den yardım istiyor. Olmazın olmazını istiyor biliyor musun?
Ersin Çelik: Tasman kimin elindeyse dönüp ondan isteyeceksin.
İbrahim Ufuk Kaynak: Kelin dermanı olsa kafasına sürermiş. İsrail’in bu zamana kadar bulaştığı bütün ülkeler daha önceden hesaplanmış, gücünü konsolide hiçbir zaman edemeyecek. Tarihinde zaten böyle bir şeyle savaşıp da bir başarı kazanamamış ülkeler de onlara karşı bir gövde gösterisi.
Ersin Çelik: Aparatlar dönemi bitiyor mu?
İbrahim Ufuk Kaynak: Aparatlar dönemi hemen hemen bitiyor. O bir müddet daha devam eder. Kendisi kendi başına ayakta kalmaya çalışanlar olacak. Bu imkânsız. Amerikan desteği, Amerikan parası, Amerikan silahı olmadan hiçbir örgüt devam edemez. Trump geldiğinden beri bu örgüte yeni silah gitmiyor. Ellerine geçirdiklerini zannettikleri silahların çoğunluğu aslında kendileri de ne kullanabilecek güçte ne o cesaretleri var ne o bilgileri var. Bunlar Türk kurmay aklını da hafife aldılar, Türk devlet aklını hafife aldılar. Türkiye’nin sabrını başka türlü anladılar.
Ersin Çelik: Bu sabır, sineye çekmek değil.
İbrahim Ufuk Kaynak: Kesinlikle, kesinlikle. Devlet erteler ama unutmaz. Hesabı gelince biriktirir, misliyle alır.
Ersin Çelik: İmparatorluk aklı bu mudur?
İbrahim Ufuk Kaynak: O dev imparatorluk aklı acayip bir şey. Ulus devlet bile olsa imparatorluk refleksi gösterecek devlet. Ulus devletler kendi sınırları içerisine biriken enerjiyi kendi halkının üzerine aktarır. Bu ise sıkıntı yaratır toplumun içerisinde. İmparatorluk aklı olan devletler bu enerjiyi dışarıya aktarır. Türkiye ne yaptı? Somali’ye aktardı, Libya’ya aktardı, Karabağ’a aktardı. Şimdi Suriye’ye, Irak’a aktardı. Bakın bu gidişatın sonucu.
Ersin Çelik: Olur mu? Türkiye’nin ne işi var Afrika’da, Suriye’de?
İbrahim Ufuk Kaynak: Ben aslında o adamcağızlara üzülüyorum. Adamın bilgisi o kadar.
Ersin Çelik: Ben de sizin kadar hoşgörülü bakmıyorum.
İbrahim Ufuk Kaynak: İster istemez aslında insan üzülüyor da ama hiçbir özelliği olmayan bir adamı Türkiye’nin başına devlet başkanı, cumhurbaşkanı olarak üretmeye çalışıyorlar. Adamın hiçbir özelliği yok. Normal durumda bir şirketiniz olsa çaycı olarak almazsınız. Çaycılık bile uzmanlık istiyor, herkes çay demleyemez. O yetenek de yok. Bizim ana muhalefet partisine oy veren bir insanı gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Onlar televizyona baktıklarında görmüyor mu? Bu adam hata üzerine hata yapıyor. İngiltere’den yardım istiyor. "Ben bu değilim, ben bu adamla beraber olamam." diyemiyor mu acaba? Gerçekten vallahi anlamakta zorlanıyorum. "Biz Jön Türkleriz." diyor. Adam açar bir bakar Jön Türk kimmiş diye.
Ersin Çelik: İngiliz elçinin at arabasındaki atları söküp yerine koşulandır.
İbrahim Ufuk Kaynak: Bu adamı umut diye bekliyor. Veya ne bileyim işte diyor ki: "Mersin Güneydoğu’nun incisidir. Bu sahil nerede var?"
BÖLGEDEKİ GELİŞMELERDEN SONRA NELER OLACAK?
Ersin Çelik: O gaflara falan girersek çıkamayız çünkü çok gaflar var. Ama şunu da konuşmamız lazım bir dönüm noktasındayız. Ama bundan sonra daha neler olacak? Bunları da biraz yani iyisini de konuşmamız lazım. Zaten siz hep böyle, Hafıza programın adı; fotoğrafları birleştiriyoruz, birleştiriyoruz ve diyorsunuz "Sabredin, işte şöyle olacak, böyle olacak." İki günde tamam PYD’yi söküp attı oradan Suriye devleti. Ama bundan sonra daha neler olacak?
İbrahim Ufuk Kaynak: Onun bir işareti 2-3 gün önce geldi. Suudi Arabistan’la Pakistan bir anlaşma imzaladı. Bu resmen savunma anlaşmasıydı. Suudi Arabistan bunu niye yaptı? Çünkü korku dağları sardı.
Ersin Çelik: Kimden korkuyor?
İbrahim Ufuk Kaynak: İsrail.
Ersin Çelik: O zaman Birleşik Arap Emirlikleri’yle olan çatışmaları da bundan mı?
İbrahim Ufuk Kaynak: Kesinlikle. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri’yle birebir çalışıyordu, en iyi arkadaşıydı. Devletler için süreklilik yoktur, bir anda düşmanın oluverir. Ne oldu? Suudi Arabistan tarihin en büyük ihanetini Birleşik Arap Emirlikleri’nden gördü.
Ersin Çelik: Sudan’da mı?
İbrahim Ufuk Kaynak: Yalnız Sudan’da değil; Yemen’de. Yemen’de inanılmaz bir kazık yedi. Bir baktı ki Yemen’de 5 ayrı grup vardı. Suudi Arabistan’ın bir bombalaması ile beraber kimi bombaladı? Birleşik Arap Emirlikleri’nin getirmiş olduğu silah ve malzemeyi orada bir bölgeye. Şu anda iki grup kaldı Yemen’de: Bir, İran’ın desteklemiş olduğu grup; iki, Yemen’in kendi devleti tek olarak birleşti. Tehlike neydi burada? Tehlike şuydu: Suudi Arabistan’ın okyanusa açılmak için yani kendisiyle dost bir Yemen’e ihtiyacı vardı, yoksa arada sıkışmış kaldı. Plan ona göre çizilmiş vakti zamanında İngiliz’in planları. Yemen’le arayı iyi tutmak zorundaydı yoksa sürekli başı belada Husi'lerdi.
Ersin Çelik: Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak: Bu işten bir şekilde kurtulması lazımdı. Ama tahmininin ötesinde bir şey yaptı Birleşik Arap Emirlikleri; bunu iyice muhtaç duruma getirdi ve birdenbire baktı ki ben ne kadar büyük bir ihanetin pençesindeyim. Çünkü niye? Ben ilk sokak röportajımda şöyle demiştim o zaman: Birleşik Arap Emirlikleri diye bir devlet var sanıyorlar. Öyle bir yer yok. Eğer siz İngiliz’i tanımazsanız, orada ne döndüğünü bilmezseniz, siyaseti kimin yönlendirdiğini bilmezseniz. Birleşik Arap Emirlikleri; kazandığı bütün parayı bunlar için harcıyordu ve şu anda Suudi Arabistan dedi ki: "Bu zamana kadar iyiydi ama ne oldu birdenbire? Her gittiğim yerde benim de karşıma bu çıkmaya başladı. Biz Libya’ya gittiğimizde yine Birleşik Arap Emirlikleri vardı. Sudan’da gittiğimizde yine Birleşik Arap Emirlikleri vardı. Biz Somali’ye indiğimizde Somaliland’de yine Birleşik Arap Emirlikleri vardı." Birleşik Arap Emirlikleri; toplam 10 milyon nüfus, 2 milyon yerli, 8 milyon köle. Böyle bir devlet inanılmaz bir para. Bu parayı petrolden alıyor ve bir tek amacı var: Efendilerine hizmet için harcıyor. Suudi Arabistan bu sıkıntıdan kurtulmak zorunda. Çünkü nüfus 40 milyonu geçti. Yarın öbür gün petrol bittiğinde çaresiz kalacak. Pakistan’la beraber güvenmek. Bu işin içerisinde güvenmek güçtür.
Ersin Çelik: İngilizlerin dışında Birleşik Arap Emirlikleri’nin arkasındaki İsrail’i gördüler.
İbrahim Ufuk Kaynak: Kesinlikle, oradaki bütün İsrail planlarıydı bunlar. Bu Birleşik Arap Emirlikleri’nin aklı değildi. Yöneten İngiliz kafasının Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail’i beraber aynı yola itmesiydi. Ama Trump’la beraber İngiltere de dayak yemeye başladı.
Ersin Çelik: İngiltere, Kahire’de saksıların arasında bırakıldı o anlaşmada.
İbrahim Ufuk Kaynak: Aynen öyle. Artık bütün anlaşmalardan çıkartıldı, hiç kimse çağırmıyor. Trump hiç ilgilenmiyor, Avrupa’da hiçbir devletin yüzüne bakmıyor. Hiçbirisini övecek tek kelime söylemiyor. Çok ilginç. İlla övdüğünü övecek ve sevdiği anlamına da gelmez. İki gün sonra çıkarılır, ters düşer, değiştirir. Şu anda bizi övüyor. Onun sebebi bu Suriye’deki gibi dayak atmamız. Eğer ordun güçlü ise ki Türkiye’nin en büyük gücü ordusudur. O yüzden biz asker devletiz. Tezkere almak kelimesi bile aynı şeyden geliyor. Hastaneden ayrılana tezkere alıyor. Niye? Hemen savaşa geri gidebilir diye. Böyle bir millet yapısı. Trump bunu biliyor. Trump habersiz gibi çok basit kelimelerle konuşuyor esasında. Sanki bazen bir çocuk aklıyla konuşur gibi geliyor. Ama ara sıra öyle bir laf yapıyor ki: "Siz bunu 2 bin yıldır istiyordunuz, biliyorum. Siz başardınız." diyor. Ve şu anda da o yapıyı tamir ediyor kendisi de.
“COĞRAFYAMIZDA MASANIN SAHİBİ YENİDEN BELİRLENİYOR”
Ersin Çelik: Bir klişe var; coğrafyamız için "Kartlar yeniden karılıyor." denir. Bence masa yeniden oluşturuluyor ya da masanın sahibi yeniden belirleniyor.
İbrahim Ufuk Kaynak: Kesinlikle. Cumhurbaşkanımız da çok güzel söyledi onu, tarihi bir laftır zaten; masada değilsen menüdesin. Bu kadar. Yani birileri seni yiyecek. Masada olmak zorundasın. Orta Doğu ve Balkanlar tarih boyunca hiçbir devletin başarıyla idare edebildiği bölgeler değil. Hepsi fitne ocağıdır. Çok sıkıntılı bölgelerdir çünkü çok fazla sayıda millet vardır, nüfusları azdır ama hepsi birbiriyle mücadele içerisindedir ve hiçbiri birbirini sevmezler. Ancak organize bir güç, akıllı bir güç bunları yönetmek zorundadır. Bu Osmanlı tarihinde 1517’de Yavuz Sultan Selim ile başladı; 1917’ye kadar, 400 yıl aralıksız sürdü. Hem Balkanlar’da hem Orta Doğu’da. Bunun adına da zaten "Pax Ottomana" denir. Yani Osmanlı Barışı Dönemi. Bu devlet yapısı yıkıldı. 1917’den 2017’ye ve bugüne kadar gelen zamana bakalım; 105 yıllık, 106 yıllık bir zaman zarfı. Bu zaman zarfında ne oldu? Hiçbir konuda burayı bizden alan önce İngiliz, daha sonra yerine geçen Amerikalı, onların bölgeye getirip yerleştirdiği İsrail olmak üzere hiçbir devlet düzen kurucu akla sahip olmadığını gösterdi. Vahşet medeniyetinin sahipleri bunlar. Başka bir şey düşünemez. İnsanoğlu, devlet derdi aynıdır. Bilmediği bir şeyi yapamaz.
Ersin Çelik: O sürede bir şey daha oldu. Bizi bir kere daha bölüp parçalayamadılar. Yani Anadolu’yu bir kez daha tahkim edemediler. Biz bu süreçte şu geldiğimiz aşamaya kadar bir kez daha bölünmemenin kavgasını verdik. Öyle ya da böyle ayakta kaldık coğrafyada, güçlü durduk. Ve şimdi kazanımlar elde etme dönemi başladı hızlı bir şekilde.
İbrahim Ufuk Kaynak: İnanılmaz bir hızla geliyor. Biz zaten bak ne dedik? Herhâlde yine 3 yıl önce dedim ki: "Türkiye’nin önünde korkunç bir zenginlik var. İnşallah bu zenginlik bize hayır getirir." Çünkü şu anda içinde bulunduğumuz ahlak yapısıyla bu iş sıkıntılı. Bizi azdırabilirdi. Toplum azdığı takdirde ise o zaman Allah’ın tokatı geliyor genelde. Bir başka kavmi senin başına musallat ediyor. Devletler, imparatorluklar hep böyledir. Bunun farkına varmazsa çökerler zaten. Türkiye inanılmaz bir devinim yakaladı. Bu liderlik sayesindedir. Ben o yüzden hep vurgularım. Biz aramızdan şöyle bir adam söyleyeceğiz o bizi yönetsin, zaten devletin sistemi var o öyle gider. Öyle değil. Her şeyi lider belirliyor.
Ersin Çelik: Avrupa öyle değil miydi? Ne oldu şimdi?
İbrahim Ufuk Kaynak: İşte lidersiz kaldı. Tam liderleri işte Merkel’di Avrupa’da, Almanya’da... Bitti hocam.
Ersin Çelik: Siyaset bitti, demokrasi bitti, güç bitti.
İbrahim Ufuk Kaynak: Amerika’da halklar kendi hallerinden korkuyor.
Ersin Çelik: Belki de haftaya Amerika’daki olayları konuşacağız.
İbrahim Ufuk Kaynak: Ama biz onu da konuştuk burada.
Ersin Çelik: Hayır, yeni olaylar çıkacak.
İbrahim Ufuk Kaynak: Tabii ne demiştik o zaman? Bir Kaliforniya var, bir Teksas var.
Ersin Çelik: Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak: Bu Kuzey-Güney Savaşı’nın uzanması demiştik, yansıması demiştik o zamanlar. Çünkü hâlâ içlerinde o güneylilerin intikamını alacak demiştik Trump. Bunun içerisinde ezoterik şeyler de var, örgütler de var. Biz bazen hep şöyle yapıyoruz: Amerika bir tek şey istiyor. Öyle bir şey değil. Amerika şunu da ister. Bunu da ister. Onu da ister aynı anda. Hangisi işine yararsa onu kullanır ama üçünü de piyasaya sürer. O bölgede de PKK’nın içerisindeki Kürt halkını kesinlikle uzak tutuyorum bundan. Çünkü Kürt halkına bu adamlar acıdan başka hiçbir şey vermediler. Mao’nun Çin’e yaptığı kültür devriminde bunun adı kültürü altüst etmekti.
Ersin Çelik: Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak: Altüst etmekti. Aynısını Lenin ve Stalin’in Sovyetler Birliği’nde yapmış olduğu şeydi. Bu aynısı Kamboçya’da Kızıl Kmerlerin yapmış olduğu şeydi. Bütün gelenekleri, aileyi, devleti itibarsız bırakmak. Amerika bunu Avrupa’ya liberal demokrasi adıyla yaptı. Aynı şekilde içini boşalttı.
Ersin Çelik: Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak: Yetişen nesil de zaten böyle oldu. Ben şöyle diyorum: Şu anda biz de sıkıntıdayız. Bizim de toplumumuzun içerisinde bugün işte 15 yaşındaki bir çocuk 16 yaşındaki arkadaşını öldürüyor. İnsanın içi yanıyor. Gerçekten içi yanıyor. Bakın buna hangi cezayı versen o ailenin içi huzur bulur?
Ersin Çelik: Hiçbir şey. O acıyı hiçbir şey dindirmez. Ama bizim toplum olarak oturup konuşmamız gereken büyük meseleler var.
“İMANSIZ KALAN ÇOCUK TERÖRİST OLUR”
İbrahim Ufuk Kaynak: PKK da bunu Kürt toplumuna yaptı. En kötüsü o. Dini ile beraber bütün olan, İslam’ı seven Kürt halkının o ailelerin çocuklarını aldı; içini boşalttı. İmansız kalan çocuk terörist olur. Bu böyledir.
Ersin Çelik: Maalesef.
İbrahim Ufuk Kaynak: O iman kalbe yerleşir; dıştan şekille olanı söylemiyorum ben.
Ersin Çelik: Zaten Marksist, Leninist söylemle ilk savaş açtıkları dindi. Önce bir dinsiz ideoloji inşa ettiler.
İbrahim Ufuk Kaynak: Aynen öyle.
Ersin Çelik: Dini olanın kutsalı olur. Kutsalı olan da merhametli olur, değil mi? İnsan olur yani.
İbrahim Ufuk Kaynak: Kesinlikle. Aynı şey bizim içerimizde de vardı. Bir örnek veriyorum; Türkiye’de işte imam hatipler konusunda inanılmaz yanlış yayınlar yapıldı her gün. Hâlbuki kaç tane imam hatipli kaç cinayet işledi? Kaçı şu ülkeye zarar verecek İsrail casusluğu, Amerikan casusluğu yaptı? Bunlar öyle değildi. Ben normal liseden gelen bir insanım, hep normal okullarda okudum; en son Hacettepe Üniversitesi’nde. Ama ben şunu anlıyorum: İçinden bir tane, iki tane ailesinin zoruyla gönderilmiş bir tane bozuk çıkıyor ve bu olayı inanç sistemine bağlamak istiyorlar ki tövbe hâşâ Allah’ın dininde eksiklik yoktur ki. Üç kuruşluk kafa yapısına sahip adamlar. Normalde ben titrlerini söylemiyorum, titrler çok yüksek olabilir. Bir adamın titrinin ne olduğunun hiçbir önemi yok vallahi. Hele Allah katında. Ama inanç sistemiyle oynadığında bu çocukların bütün bağları kopuyor. Şehitlik makamını kaldırdığında ülkesine bağı nasıl tutacak bir çocuk? Kürtler içerisinde de İslam’ı yiyen bir grup oldu. Bunlar da marksist-leninist. Daha sonra maoist gruptu. Onlar da aynı kendi geleceğine göre bir kültür devrimi yaptılar. O çocukların içini boşalttılar, bu çocukları canlı bomba haline getirdiler.
Ersin Çelik: Oradaki güçlü damar yine de buna direnen Müslüman Kürt halkıydı. Onlar inanılmaz mücadele verdiler. Bu tarafına da bakmamız lazım.
İbrahim Ufuk Kaynak: Almanya’da 4,5 sene evvel bir sel oldu. 475 tane ev yıkıldı, hâlâ duruyor yıkık. Almanlar bununla dalga geçiyorlar şu anda kendi hükümetleriyle. Orayı gösteriyor, peşinden Kahramanmaraş’ı koymuş. Diyor ki: "Burası da 2 sene evvel böyleydi, şimdi böyle." diye gösteriyor.
Ersin Çelik: İşte halka değer vermek, vatandaşının huzurunu, refahını düşünmek. Hani sistemli devlet Almanya’ydı?
İbrahim Ufuk Kaynak: O kadar ekonomik düşünüyor ki çocuk, o kadar parayla alakalı düşünüyor ki bu para bir anda gelip geçer. Yeryüzü arkeoloji çok ilginçtir o açıdan, çok güzeldir. Kaybolmuş medeniyetler çok büyük zenginliklerin sahibiydiler. Hiçbirisine kalmadı, kalmayacak da.
“AVRUPA’DA SOSYAL DEVLET YAPISI YARA ALACAK”
Ersin Çelik: Avrupa’daki sistematik bozuluyor. Bu bozulma ekonomiyi de ciddi anlamda daraltacak ve huzursuzluğu göreceğiz Almanya’da ya da Avrupa ülkelerinde. O sosyal devlet yapısı büyük yara alacak bu gidişle. Öyle görünüyor.
İbrahim Ufuk Kaynak: Kesinlikle.
Ersin Çelik: 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ilk defa bir buhranla karşı karşıya kalacaklar.
İbrahim Ufuk Kaynak: 600 milyar dolar savunmaya ayıracağını söyledi Almanya. Bu ne demek biliyor musunuz? Avrupa’daki diğer ülkeler gibi sosyal devlet kavramından uzaklaştı.
Ersin Çelik: Almanya, Amerika’ya rağmen nasıl yapacak bunu?
İbrahim Ufuk Kaynak: Amerika kendi başına bıraktı. "Başınızın çaresine bir bakın." dedi. Ona imkân yok çünkü şu anda başsız kaldılar. En büyük sıkıntı o. Lider de yok. Trump bunları dizdi. Yedi tane Avrupa ülkesinin tek tek karşısına oturtturdu böyle. Kendisi çok yüksek bir koltukta şöyle gerilerek onlar öğrenci gibi karşıya dizildi. İp gibi sıraya dizildi hepsi. “Biz orada niye yokuz?" demişti o zaman muhalefet. Biz de bunun yorumunu yapmıştık. Demiştik ki: "İyi ki yokuz işte bak."
Ersin Çelik: Bundan sonraki mevzuları konuşuyoruz, daha neler olacak coğrafya ile ilgili, dünya ile ilgili. Yani mesele sadece Suriye, Fırat’ın doğusu değil.
İbrahim Ufuk Kaynak: Biz zaten Suriye olayı ile başladık ama bu iş Suriye değil.
Ersin Çelik: Değil, bunu da konuşmamız lazım artık. İsrail’in tıkandığı noktaya geldi. Şimdi İsrail kalktı, delice hamleler yapıyor. İyice şirazeden çıktı. Amerikan desteğini yitiriyor.
Ersin Çelik: Kamuoyu desteğini yitirdi zaten.
İbrahim Ufuk Kaynak: Kamuoyu desteğini bütünüyle yitirdi. Ama şimdi bunu sosyal medya vasıtasıyla geri almaya çalışıyor. Bütün platformları satın alıyor.
Ersin Çelik: Hiç önemli değil.
“BÖLGENİN TEHLİKESİ İSRAİL’DİR”
İbrahim Ufuk Kaynak: Aynen öyle. Çünkü artık belirli bir seviyeye geldi. Gençlik bir şeyin farkına varıyor bütün dünyada. Bu inanıyorum hızla bizde de aynı şekilde olacaktır. Herkesi aynı şekilde bekleyemezsin. Her genç aynı şekilde düşünemez. Bazıları çalışmak ister; devletini, milletini düşünmek ister daha çocukluktan itibaren. Öbürü sadece dans, müzik, eğlence peşindedir. Bazılarının bilim adamı olacağını çocukken anlarsın bunu. Karakterlerine göre herkesi bir yola getiremezsin ama herkes ülkesini sevecek. Niye? Ağabey, düşman geldiği zaman seni ayırmıyor. Ülkenin içindeki hangi görüşte olursa olsun, hangi yaşam tarzına sahip olursa olsun herkesi tek kefede görür. Bölgenin tehlikesi İsrail’dir. Bunu bütün dünya kabul ediyor. Bu bölgede saldıramayacağı, kendisine en büyük acıyı yaşatabilecek tek devlet de Türkiye’dir. Bu kadar.
Ersin Çelik: O da bunu görüyor, biliyor.
“DÜNYANIN EN ETKİN YETKİN VİZYONER LİDERİ ERDOĞAN”
İbrahim Ufuk Kaynak: Biliyor, bal gibi biliyor. Çünkü biz bir Irak değiliz. Biz bir Suriye değiliz. Biz bir İran değiliz. Biz o civarda atlattıkları küçücük devletler Lübnan bilmem ne değiliz. Biz 28 Şubat’ı atlattık. Bu adamların gerçek yüzünü de gördük zaten. O "Bin yıl sürecek." dedikleri sistemi biz darmadağın ettik. Bu da liderliktir. Ben parti propagandası falan da yapmam Allah sizi inandırsın. Bir devlet liderliği kaybettiği anda yok oluyor. Tarih bunun örnekleriyle dolu. Şu anda dünyanın en etkin, en yetkin, en vizyoner, en tecrübeli ve bunu sahada bilfiil göstermiş tek lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır. Varsa ikinci bir şahıs çıkarsınlar. Bunun karşı olmakla, sevmekle bağlantısı yok. Ben size bilimsel bir gerçeği söylüyorum. Girdiği bütün seçimleri kazanan gerçek lider öyledir zaten.
Ersin Çelik: Ve demokrasi.
İbrahim Ufuk Kaynak: Evet. Ve bu hakikaten öyle yani. Bunu parmaklarımızla kazıyarak yapıyoruz biz. Bu milletin ben ferasetine gerçekten güveniyorum. En sıkıntılı anlarda işte o 15 Temmuz bunun örneği. O öyle bir sıkıntılı durumda bile. Bunların hepsini hafifletmeye çalışan, bizi çok basit içteki kötü insanların pislikleriyle beraber oyalamaya çalışan. Yani adam mahkemeye çıkıyor. Hakim diyor ki: "295 milyon euro kredi almışsınız. Bunu ne için aldınız?” O diyor ki: "Metro için aldık." "Ne durumda?" diyor. Diyor ki: "Metronun faaliyetleri, fizibilite çalışmaları devam ediyor." diyor.
Ersin Çelik: Para nerede?
İbrahim Ufuk Kaynak: Aradan 7,5 yıl geçmiş. Fizibilite çalışmaları devam ediyormuş. "Para nerede?" diyor. Para herhangi bir yerde değil, belediyenin kasasında da değil. “Ben bu soruya cevap vermek istemiyorum." diyor. Ve bu adama hâlâ daha destek vermeyi düşünenler var. İnanılacak gibi değil. Biz inanılmayacak rakamlardan bahsediyoruz. Karşımızda kendi İstanbul’unu garantör göstererek dünyadan borçlanan bir adam var ve bu para yok. Takip edersen Masak raporlarından çıkıyor işte; en sonunda hep para Londra’ya gitmiş. Zaten bütün hırsızlar Londra veya New York’a giderler ya Amerika ya İngiltere’dedir. Bu işin merkezi böyledir. Ne kadar büyük bir mücadelenin içerisindeyiz. Bu işin ekonomik boyutu var, siyasi boyutu var, kültürel boyutu var, bir de askeri boyutu var. Hepsiyle beraber biz aynı anda mücadele edeceğiz. Bu da liderlik. Hem diplomasiyle mücadele ediyorsun hem sahada kendini gösteriyorsun.
Ersin Çelik: Karşına masalar kuruluyor, hiçbir araya gelmez siyasetçiler bir araya geliyor.
İbrahim Ufuk Kaynak: Ve sen menüde olmamak için masaları dağıtıyorsun.
Ersin Çelik: Ama halkın desteğiyle. 2023 seçimleri çok büyük bir kırılmadır. Yani düşünsenize hocam, 2023 seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan kazanmasaydı şu anda Suriye’de neyi konuşacaktık?
İbrahim Ufuk Kaynak: Aynen öyle.
Ersin Çelik: Suriye’yi değil Türkiye’yi konuşuyorduk şu anda.
İbrahim Ufuk Kaynak: Tabii ki.
Ersin Çelik: Yani ne olduğumuzu Allah bilir.
“TÜRK MİLLETİ EN SIKIŞIK DÖNEMDE BİLE İNSANLIK İÇİN UĞRAŞTI”
İbrahim Ufuk Kaynak: Herkesin kafası karıştı biliyor musun? Bir bakarsın destekçi olarak görünen insanların bile kafası karıştı; "Eyvah biz battık, bittik. Bu Suriye işi bizi çökertecek." Bu iş sabırla beraber halledilir. Devletler bir dakikalık bir istekle böyle delice saldırarak işe girmezler ki. Türk milleti tarih boyunca en sıkışık dönemlerde bile yalnız kendisi değil insanlık için uğraşmış, çalışmış bir millettir. Bu milletin ilginç, güzel özellikleri vardır; bu özellikleri kaybetmemelidir. Bunun için en tehlikelilerinden bir tanesi; hızla nüfusumuz azalıyor. Bu bilinen hareketlerin dışında erkeği erkek, kadını kadın olarak muhafaza edip kendisini üçüncü, dördüncü, beşinci cins olarak bulmaya çalışmak; böyle bir şeye uğraşıp bunun için hiçbir bilimsel bir tek gen bile bulamazken bir yalan üzerine inşa edilmiş, bütün dünyaya liberal demokrasi adıyla yayılmış olan veya bunun ekonomik boyutu liberalizm ve neoliberalizm. Bu sistemlerin hepsiyle beraber zehirlendiler.
Ersin Çelik: Maalesef.