Son dönemde Türkiye genelinde yaşanan şiddet olaylarındaki artış, kamuoyunda ekranlardaki şiddet içeriklerinin toplumsal etkisini yeniden tartışmaya açtı. Özellikle suç ve suçluyu meşrulaştıran yayınların yaygınlaşması, çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle eleştiri konusu oldu.
Artan bireysel ve toplumsal şiddet vakaları, medyada yer alan şiddet içerikleriyle birlikte değerlendiriliyor. Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, şiddetin normalleştirilmesinin toplumda duyarsızlaşmaya yol açtığı uyarısında bulunuyor. Son dönemde çocukların karıştığı suç olaylarındaki artış da bu tartışmaları daha görünür hale getirdi.
“Zira toplum izlediği şeye dönüşüyor”
Bu kapsamda Türkiye Vaizler Birliği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a açık bir çağrıda bulundu. Birliğin sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, “Çocuklarımıza güvenli bir gelecek kurmak için, ekrandaki şiddet ve ahlaksızlık sarmalına birlikte ‘dur’ diyelim. Zira toplum izlediği şeye dönüşüyor” ifadelerine yer verildi.
Şiddetin toplumda açtığı derin yaralara dikkat çekilen açıklamada, yakın zamanda Ankara’da zihinsel engelli bir gencin bir iş yerinde vince bağlanarak darbedilmesi olayı da hatırlatıldı. Bu tür vakaların münferit olmadığı, toplumsal iklimle doğrudan ilişkili olduğu vurgulandı.
“Toplumu yozlaştıran ekranlar kapatılmalıdır”
Türkiye Vaizler Birliği, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu çerçevesinde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) mevcut yayın ilkelerinin gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, şiddet ve ahlaksızlığı teşvik eden yayınlara karşı daha caydırıcı ve koruyucu önlemler alınması çağrısı yapılarak, “Toplumu yozlaştıran ekranlar kapatılmalıdır” denildi.
Birliğin çağrısı, son dönemde artan şiddet olaylarıyla birlikte medya içeriklerinin toplumsal sorumluluğu konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.