İlim Yayma Vakfı’nın 50 güzel insanı

“İlim Yayma Vakfı 50 Yılda 50 Vakıf İnsan” kitabı hizmetleriyle toplumda iz bırakmış 50 insana yer veriliyor. Sabri Ülker, Eymen Topbaş, Korkut Özal, Salih Tuğ, Mahmut Kemal İnal, İbrahim Bodur, İsmail Niyazi Kurtulmuş, M.Emin Saraç, Münevver Ayaşlı, Yurdakul Dağoğlu, M. Celalettin Ökten, Kahraman Emmioğlu, İsmail Kahraman gibi isimlerin hayat hikayelerinin yanında vakfı kurma çabaları da yer alıyor.

Ayşe Olgun
İlim Yayma Vakfı 50 Yılda 50 Vakıf İnsan

14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti iktidara geldi ve çok partili hayata geçişin ertesi yılı 68 hayırsever bir araya gelerek ilim alanında hizmet düşüncesiyle İlim ve Yayma Cemiyeti’ni kurdu.Türk Cumhuriyeti’nin çok partili hayata geçişiyle yaşıt olan bu cemiyet önce imam hatip okullarının açılmasında ve yaygınlaşmasında rol oynadı. Milli ve manevi değerlere bağlı yeni nesiller yetiştirmek için yola çıkan İlim Yayma Cemiyeti daha sonra vakıf olarak hizmetine devam etti. Cemiyet’in ilk kurucularından kendini bu hizmetlere vakfeden 11 hayırsever tarafından kurulan İlim Yayma Vakfı, İmam Hatip okullarının ardından da Yüksek İslam enstitülerinin ihtiyaçlarını karşılayan, öğrencilere yurt, burs konusunda destek olan, akademisyenlerin yurt dışında dil kurslarına gitmelerini sağlayan hizmetlerle isminden söz ettirdi. 1951 yılında İlim Yayma Cemiyeti ile tohumları atılan vakıf 50. yaşını vakfa hizmet veren 50 hayırseveri anlatan bir kitapla kutluyor. “İlim Yayma Vakfı 50 Yılda 50 Vakıf İnsan” kitabında hizmetleriyle toplumda iz bırakmış 50 insana yer veriliyor. Sabri Ülker, Eymen Topbaş, Korkut Özal, Salih Tuğ, Mahmut Kemal İnal, İbrahim Bodur, İsmail Niyazi Kurtulmuş, M.Emin Saraç, Münevver Ayaşlı, Yurdakul Dağoğlu, M. Celalettin Ökten, Kahraman Emmioğlu, İsmail Kahraman gibi isimlerin hayat hikayelerinin yanında vakfı kurma çabaları da yer alıyor.

SAFİYE EROL’UN ROMANI ÜLKER’E MARKA OLDU

Bu hikayelerden ilki Sabri Ülker’in ilk açtığı dükkanın ismini nasıl Ülker koyduğunun ve ardından da bu ismi soyadı olarak aldığına dair. Kitaptan öğrendiğimize göre Eminönü’nde açacakları ilk dükkanın eski levhasında yıldız logosu vardır ve yeni bir levha yaptırmak da masraflı olacağı için bu logoya uygun isim düşünülür. Oturdukları apartmanda Ülker adında küçük bir komşu kızı vardır ve Sabri Ülker’in o dönem Safiye Erol’un okuduğu romanın adı Ülker Fırtınası’dır. ‘Dükkanın ismini ne koysak?’ diye düşünürken komşu küçük kız ve roman adı ilham olur. Ülker, dükkandan sonra ise Berksan ailesinin artık yeni soyadı olmuştur.

TAKSİM’DE CAMİ KURMA FİKRİNİ İLK KİM ATTI

Kitap aynı zamanda yakın tarihimize de ışık tutan bilgilere sahip. Bunlardan birisi bugün sancılı bir sürecin sonucunda nihayet kapılarını açan Taksim Camii yapma fikrinin ilk nasıl ortaya çıktığıyla ilgili. Sosyal alandaki faaliyetlerine daha çok 1960’lı yıllardan itibaren başlayan Abdulkadir Çavuşoğlu, 1973 yılında kurulan İlim Yayma Vakfı’nın kurucu üyelerinden biri olup vakıf senedindeki kurucu üyeler listesinde adı ilk sırada yer alanlardan. Abdulkadir Çavuşoğlu ve kardeşlerinin şirketiyle aynı alanda faaliyet gösteren İshakol Boya’nın kurucusu Süleyman İshakoğlu da 1970’li yıllarda arkadaşlarının desteğiyle Taksim Camii ve Külliyesini Yaptırma ve Yaşatma Derneği’ni kurarak Taksim’e cami yapmak üzere çalışmalara başlamış. İshakoğlu’nun başkanlığını yürüttüğü derneğin başkan yardımcılığını ise Abdulkadir Çavuşoğlu üstlenmiş. Buradaki birliktelik İlim Yayma Vakfı’nın kurulmasında da kendini göstermiş. İshakoğlu da Abdulkadir Çavuşoğlu gibi İlim Yayma Vakfı’nın ilk kurucu heyeti içinde yer almış. Çavuşoğlu, söz konusu dernekte uzun yıllar boyunca bu görevi sürdürmüş, Taksim’de planlanan caminin inşası için önemli derecede çaba sarf eden isimlerden biri olduğunu söyleyebiliriz. İshakoğlu, Çavuşoğlu ve diğer dernek yöneticileri zorlu ve uzun bir süreç sonunda caminin projesini hazırlayarak maketini 10 Eylül 1980’de dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e (ö. 2015) sunarlar onay alan proje, 2 gün sonra gerçekleşen 12 Eylül 1980 darbesi nedeniyle uygulanamaz. Abdulkadir Çavuşoğlu ve arkadaşlarının hayali olan Taksim Camii’nin temeli ancak 2017 yılının Şubat ayında atılır. Taksim Meydanı’nın sembollerinden biri hâline gelen Taksim Camii, 28 Mayıs 2021 Cuma günü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle gerçekleştirilen törenle ibadete açıldı.

PARA SIKINTISI

Bugün binlerce öğrenciye burs veren ve barınma ihtiyacına hizmet veren vakfın bu alanda hizmetlerinde hiç şüphesiz kurucularının öğrencilik yıllarında yaşadıkları para sıkıntısı ve barınma sorunu yatar. İşte bunlardan birisi de Turgut Özal’ın kardeşi olan Korkut Özal. Tıpkı onun da öğrencilik yıllarında yolu abisi gibi İstanbul Teknik Üniversitesi’ne yolu düşer ve o yıllarda üniversitenin minik mescidinde Necmettin Erbakan ve Osman Çataklı ile tanışır. Memur maaşıyla üç çocuk okutan Özal ailesi zorluklar yaşar özellikle çocuklara ilk yıl yurt çıkmadığı için zorluk daha fazladır. İkinci yıl Özal üniversitenin yurduna çıkmayı başarır. Bu dönemde çektiği sıkıntılardan kaynaklanmış olacak ki kendi kendine şöyle bir söz verir: “Allah bir gün imkân verirse vakıf kurup genç çocukların eğitimine katkı vereceğim.” Henüz bir üniversite öğrencisiyken ileride vakıf kurmayı niyaz eden Özal ABD’den döndükten sonra da bu işlere ağırlık verir. Mehmet Zahit Kotku’nun öncülüğünde pek çok vakıf yurdu ve eviyle ilgilenen Özal 31 Mart 1973 tarihinde kurulan İlim Yayma Vakfı’nın Kurucuları arasında yer alır. Vakfın kurucularından birisi de aynı zamanda siyasetle yakından ilgilenen Nevzat Yalçıntaş’ın da kayınpederi olan Mehmet Fahrettin Üretmen’dir. Bugün Çatalçeşme Sokak’ta pek çok önemli dini yayıncılığın da filizlenmesinin sebep olduğu Üretmen Han’ın da sahibi olan Mehmet Fahrettin Üretmen kendisini hayra adamış bir iş adamıydı. Yine İlim Yayma Vakfı’na hizmetleriyle destek veren isimlerden birisi de Nevzat Yalçıntaş’tır. Kitapta Yalçıntaş’ın Londra’da Muhammed Ali ile tanışıklığını ise oğlu Murat Yalçıntaş anlatıyor. O gün vakfın bünyesinde bir üniversite kurmanın hayalini ilk dile getiren Sabahattin Zaim’in hayali ise bugün gerçek oldu. Mehmet Akif’in de hem okuduğu hem de hocalık yaptığı Halkalı Ziraat ve Baytar Mekteb-i Alisi binasının yer aldığı arsada İlim Yayma Vakfı tarafından bir üniversite inşa edildi ve bu üniversiteye de Sabahattin Zaim’in ismi verildi.

Çok yönlü bir çalışma içinde olan İlim Yayma Cemiyeti’nin ilk olarak 1951 yılında 68 hayırsever tarafından kurulduğunu ancak 60 ihtilalinden sonra vakfın mal varlığına nasıl el konulduğunu ve 1973 yılında İlim Yayma Vakfı adı altında nasıl yeniden ayağa kalktığı bilgisi kitapta ayrıntılı olarak anlatılıyor. Kitap, hem vakıf insanlarını tanımak hem de 1951 yılında yola çıkan bir avuç insanın hayalleriyle bugünün Türkiyesine nasıl gelindiğini anlattığı için önemli bir kaynak.

HAYAT
Yusuf Kıssası’na bugünden bakmak