İsrail’in zulmünden Yahudiler de utanç duyuyor

Dünyaca ünlü bir Yahudi ailenin ferdi olan müziysen Daniel Mate tıpkı babası Dr. Gabor Mate gibi İsrail’in Gazze’de yaptığı zulmü durdurmak için “Bu bir soykırımdır” diye bağırıyor. Dünyada sürdürülen boykota da destek verdiğini belirten Mate, “Ben de çok uzun zamandır İsrail markalarını almıyorum. Boykotun da diğer tüm protesto şekilleri gibi işe yarayacağını düşünüyorum” ifadelerini kullanıyor.

Haber Merkezi Yeni Şafak
Daniel Mate.

Fatma Matur

Daniel Mate, Brooklyn, NewYork’ta yaşayan bir besteci ve söz yazarı. Aynı zamanda bir zihinsel kayropraktör (dünyada yaptığı işi bu şekilde isimlendiren tek kişi ve bu ayrı bir röportaj konusu). Mate aynı zamanda dünyaca ünlü yazar ve hekim Dr. Gabor Mate’nin oğlu ve babasıyla ortak yazdıkları, dünyanın en büyük yayınevlerinden biri olan Penguin Random House’dan çıkan, Türkçe dahil 30 dile çevrilen “The Myth of Normal (Normal Efsanesi)’nin yazarı. Daniel Mate ile röportaj yapmak istememin sebebi ise yukarıda yazılanlar değil, Mate’nin dünyaca ünlü bir Yahudi ailenin ferdi olup, 7 Ekim gününden itibaren “Bu bir soykırımdır” diye haykıran ve işgalci İsrail’in karşısında duran ilk Yahudilerden biri olmasıydı. Mate ile Filistin’i ve İsrail tarafından sürdürülen soykırımı konuştuk.

Kendinizden bahseder misiniz?

48 yaşındayım, Kanada’da doğdum, Brooklyn New York’ta yaşıyorum. Söz yazarı ve müzikal bestecisiyim. Mental kayropraktik adını verdiğim bir işim var. Babam Gabor Mate ile yazdığım ve Türkçe dahil 30’dan fazla dile çevrilen The Myth of Normal adlı bir kitabım var ve ikinci kitabım üzerine çalışıyorum. 7 ekim tarihinden bu yana ise, sanırım sosyal medyada Siyonist çerçevenin dışından bakan Yahudi perspektifinin bir “sesi” oldum. İnsanların propagandanın farkına varmasına ve kendi aktivizmlerini güçlendirmelerine yardımcı olmaya çalışıyorum. İsrail’i durdurmak için elimden ne gelirse katkı sunmaya çalışıyorum.

Şanslıyım çünkü beni işten kovacak bir patronum yok

Evet, ben de buradan başlamak istiyorum. 8 Ekim tarihinde yaptığınız canlı yayınla sosyal medyada Filistinliler’e destek veren ilk Yahudilerden biri oldunuz ve Hamas’ı kınıyor musunuz sorusuna tepki olarak, Hamas’ı kınamak için önce İsrail’in yıllardır yaptıklarını kınamak gerekir dediniz. Gazze’nin yıllardır bir toplama kampı olduğunu ifade ettiniz. O günden bu yana çevrenizden aldığınız tepkiler nasıl oldu ve bu tepkiyi verirken Siyonist lobinin çok güçlü olduğu bir ülkede işinizle, finansal durumunuzla ilgili sorunlar yaşamaktan korkmadınız mı?

Toplama kampı ifadesi aslında bana değil Norman Finkelstein’a ait ve onun da İsrailli bir sosyologdan alıntıladığı bir söz. Artık Gazze’nin daha çok bir getto olduğunu düşünüyorum, duvarlarla çevrili, İsrail’in on yıllardır su ve gıda girişini ve daha bir çok şeyi kontrol ve işgal ettiği bir getto. Sorunuza gelince, evet Amerika’da çok güçlü bir İsrail lobisi var. Her ülke için birçok lobi grubu var fakat İsrail gerçekten güçlü. Korkmadım mı? Ben ayrıcalıklı bir duruma sahibim, bu konuda oldukça şanslıyım çünkü hakikaten kaybedecek bir şeyim yok, beni kovabilecek bir işverenim, insan kaynaklarına yollayıp azarlayacak bir patronum yok. Kendime ait bir işim var ve müzikaller ve kitaplar yazıyorum.

Kazandığım çok şey oldu

Penguin Random House ile sözleşme imzaladığımızda politik olarak sakıncalı olabilecek konumlar alabileceğimizi söylemiştik, onlar da yüzde yüz arkamızda olacaklarını söylediler. Elbette kitabımızı satıştan çekebilirler ya da insanlar benimle çalışmayı bırakabilir. Fakat benim açımdan bakınca bu üç aylık süreçte birçok insan kazandım ve fedakarlık ettiğim tek şey zamanım ve enerjim oldu ki buna fazlasıyla değer. Şanslı olduğum bir diğer konu da babamın yıllardır, Yahudi topluluğunda dışlandığı zamanlarda bile Filistin haklarının savunucusu olması. Babam bu nedenle yalnızdı ve ben bu yalnızlığın etrafında büyüdüm. Bu hala kabul gören bir tutum değil ama en azından artık Jewish for Peace gibi gruplar ve genç Yahudiler arasında İsrail’e karşı dev bir hareket var. İsrail korkunç, işgalci bir devlet ve onu istemiyorlar.

Dikkat et anlattıklarının çoğu yalan

Yahudiler için bir birthright trip (doğum hakkı gezisi) kavramı olduğunu biliyorum. Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Yahudi gençler tüm masrafları karşılanarak on günlüğüne İsrail’e gönderiliyor, orayı anavatanları olarak tanımaları için. Siz bunu yaptınız mı?

Hayır, doğum hakkı gezisi yapmadım ama ilginç bir şekilde babam beni İsrail’de bir Siyonist yaz kampına gönderdi, orada tüm Siyonizm hikayelerini dinledim. Fakat bana “dikkatli ol, anlatılanların çoğu yalan” diyen bir babam vardı. Sol görüşe ait bir kamptı, yani en azından biraz daha farklılardı, sürekli savaşan bir ülke mi olacağız, barış için topraktan vazgeçmeli miyiz sorularını soruyorlardı. Yani Filistinlilerin yaşadıklarını az da olsa öğrendik. Yine de Siyonizm öykülerini bana dinlettiler. İsrail’deki kampta 5 ay kaldıktan sonra bir soykırım eğitim gezisi için Polonya’ya gittim. O esnada İsrail fantezisini değil, gerçeğini az çok anlamıştım.

Gençler kandırılıyor

Normalde doğum hakkı gezisi için Kuzey Amerikalı Yahudi gençler 15-16 yaşlarında önce Polonya’ya gelirler. Toplama kamplarını İsrailli tur rehberleri ile gezerler. Rehberler gençlerin kampları ziyaret ederken dehşete kapılmasını sağlayacak şekilde yönlendirme yaparlar. Ardından gençler İsrail’e gelir ve toplama kamplarının, Auschwitz’in antidotu olarak bir hafta boyunca onlara pembe bir İsrail tablosu çizilir, bir hafta boyunca askerlerle eğlenirler. Asla bir Filistinli ile görüşmezler. Çözümün İsrail devleti olduğu anlatılır. Bu çok çok güçlü bir propaganda aracıdır. n Soykırım korkusunu devam ettirmek için bu propaganda İsrail’de devam ediyor mu? Evet. Israelism adında bir film var. İzlemediyseniz izlemenizi tavsiye ederim. Bu konu hakkında bilmeniz gereken her şeyi orada bulabilirsiniz. Çok küçük yaştan itibaren İsrailli Yahudilerin, çocukların korkusunu canlı tutmak için çalışan koca bir endüstri mevcut. Tüm İsrailli çocuklar toplama kamplarını gezmeye götürülür ve Nazileri Filistin Direniş Hareketi ile eşdeğer tutmaları öğretilir. Bunlar insanların zihinlerinde yanlış denklemlere yol açar. Ve 7 Ekim gibi bir olay olduğunda tüm dünyada yeni bir soykırım olduğunu söyleyen Yahudiler ortaya çıkar. Anlaşılması güç ama kafaları böyle çalışır. Oysa 7 Ekim’i kınamak için, arka planda Filistinliler’in on yıllardır yaşadıklarını bilmek, kabul etmek ve bir şey kınayacaksak önce İsrail’in yaptıklarını kınamak gerekiyor. Biz ailemde Mısır’dan göçü ve babamın ve büyük anne ve babalarımın yaşadığı soykırımı konuşur ve “bir daha asla olmaması, bir daha asla hiç kimse için olmaması demektir” derdik.

Adalet Divanı’nın kararı büyük bir zafer

Bu durumun Filistin ve İsrail açısından nasıl sonuçlanacağını düşünüyorsunuz? Bugün Uluslararası Adalet Divanı Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasında ara kararını açıkladı ve İsrail’in soykırım suçlamasıyla yargılanmasının önü açıldı. Bu konuda düşünceniz nedir?

Uluslararası Adalet Divanının kararı bir yönden büyük bir zafer. Uluslar arası arenada İsrail ilk kez yaptıklarından sorumlu tutuldu. On yıllardır ilk kez İsrail’in “dokunulmazlığında” bir delik açılmış oldu, İsrail’in soykırım suçuyla yargılanacak olması, mahkemenin bu suçlamaları olası bulması çok önemli ve büyük bir şey. Ancak bu, katliamın bugün yarın duracağı anlamına gelmiyor. Bir ateşkes talebinde bulunmadılar. Yine de İsrail’in etrafındaki kıskaç biraz daha daralmış oldu. İhtiyacımız olan şey bunun devam etmesi. Dışarıdan da içeriden de baskı yapılmasına ihtiyacımız var. İsrailliler hükümetlerinin gerçek yüzünü görmeye başladı ama henüz yeterli düzeye yaklaşmış bile değiliz. Yine de rehinelerin aileleri dahil giderek daha fazla insan İsrail’in rehinelerin serbest kalmasını umursamadığını fark ediyor. Olan bitenin rehinelerle ilgisi olmadığını görüyorlar. İçeriden toplumdaki çatlaklar arttıkça, İsrail dışarıdan da daha kolay kırılabilir hale gelecek. Tüm bunların nasıl sonlanacağını bilmiyorum ama eninde sonunda Yahudi İsrail devletinin yok olup, yerini herkese adalet ve eşitlik sunan demokratik bir devletin alacağını düşünüyorum.

BIDEN SEÇIMI KAYBETMEYI GÖZE ALDI

Dört aydır tüm protestolara rağmen Amerika, İsrail’e finansal desteğini sürdürüyor ve İsrail de masum insanları, bebekleri öldürmeye devam ediyor

Bir sürü Amerikalı, özellikle Arap kökenli Amerikalılar bir daha asla Demokratlara oy vermeyecek. Buna rağmen Biden hükümeti bu durum sebebiyle seçim kaybetmeyi göze almış durumda. Fakat devam etmek zorundayız. Daha fazla farkındalık oluşturmalıyız. Bu sayede uluslararası arenada İsrail giderek daha anormal görünüyor, Yahudiler için bile utanç kaynağı haline geliyor. Protestolar bu konuda işe yarıyor. Bugün konuşulanlar 4 ay öncesinden tamamen farklı, çok daha fazla insan artık Filistinlilerin yaşadıklarını biliyor ve dert ediniyor. İsrail bir daha asla dünyaya demokratik, insancıl bir topluluk olduğu yalanını satamayacak. Bu önemli.

BEN DE İSRAIL MARKALARINI BOYKOT EDIYORUM

İsrail menşeli markaların boykotu hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye’de dört aydır boykot konusunda daha önce görülmemiş bir farkındalık oluştu. Amerika’da durum nasıl?

Evet, ben de çok uzun zamandır İsrail markalarını almıyorum. Boykotun da diğer tüm protesto şekilleri gibi işe yarayacağını düşünüyorum. Yaptığımız her şey, küçük büyük, önemli. Dışarıdan ve içeriden baskıyı sürdürmek ve siyonistlerin ve İsrail’in her şey normalmiş gibi davranmalarını zorlaştırmak için yaptığımız her şey önemli.

FILISTINLILERIN YAŞADIĞI ACILARI HAYAL BILE EDEMIYORUM

Türkiye’de “Filistinliler ölüyor, ölürken insanlığı diriltiyorlar” diyoruz. Bu, çaresizlik hissimizin içinde kendimize teselli bulduğumuz bir ifade. Sizin tarafınızdan bakınca nasıl görünüyor?

Benim Filistinlilerin yaşadıklarını, acısını anlamam mümkün değil, bunu hayal bile edemem. Fakat bu acıyı görüyorum ve en azından sırtımı dönemem, onların acısını hissedebilirim. Bununla birlikte Filistinlerin 80 yıldır yaşadıkları, dünya tarafından maruz bırakıldıkları yalnızlık, İsrail devleti tarafından maruz kaldıkları işgaller, tacizler Dünyanın gözü önünde başka hiç kimse bunları yaşayıp, fail de cezasız kalmazdı. Filistinli olma travmasını hayal bile edemiyorum. Yine de o kadar güzel, dirençli ve güçlü insanlar ki. Muhteşem bir kültüre sahipler. Olan bitenin iyi tarafı diyemem, çünkü bunlar asla olmamalıydı. İnsanların uyanması için bu tür bir kabus ve soykırım yaşanmamalıydı.


Göçmen bir kuşun gözünden susuzluk