O da eşiyle büyük bir aşkla evlenenlerden. Ayşegül Arıcan… Onun öyküsü uzun, yorucu ve yıpratıcı bir öykü… Eşi Onur Arıcan'la evlendikten altı ay sonra çok mutlu bir haber alıyor. İlk olarak birlikte doktora gidiyorlar ve siyah beyaz ultrason fotoğrafından nokta halindeki bebeklerini görüyorlar. Sonrasını Ayşegül anlatıyor, 'Bu sevincin sadece birkaç hafta süreceğini düşünmemiştik. İçimde bir kalp daha atıyordu. Ama rutin bir kontrolde bebeğimizin kalbinin atmadığını öğrendik ve onunla vedalaştık. Evimize giderken bunun bir başlangıç olduğunu bilmeden eşim , en büyük destekçim, beni teselli etmeye çalışıyordu. Teselliyle geçen üç ayın ardından ikinci bebeğimizin haberini almıştık. Yine bir sorun yoktu. Doktora gidip, kalp atışlarını duyacaktık. Ama kalp atışı yoktu. Doktorumuz 'Bir hafta yataktan kalkmamamı ve ilaçlarımı kullanmamı' istemişti. Bir haftanın sonunda yine kontrole gittik ve yine bebeğimize veda ettik. Kendimize uzun bir zaman ayırdıktan sonra planlı bir şekilde üçüncü bebeğime hamile kaldım. Tıp araştırılmamıza izin vermişti.
YENİ BİR UMUT DAHA
İlk olarak bebeğimiz genetik incelemeye gönderildi. Sonuç olarak genetik sorunlu olduğu ortaya çıktı ve anne vücudu sağlıklı bireylerin devamı için sağlıksız embriyoları kendiliğinden sonlandırıyormuş. Bu sefer bu sorunu araştırmaya başladık. Bu arada testlerimiz yapıldı. Eşimde de bende de bu durumu yaşamamıza neden olan kesin birşey bulunamadı. Düşük seviyede bir kan pıhtılaşmam vardı. Bir sorun bulunmasını öle çok istedik ki, sebepsiz olmasındansa çözümü olan bir sorun olması diledik. Tabii kan pıhtılaşmam buna kesin sebep değildi. Bir dahaki gebeliğimi düşünebilirdim ve her gün vurulacağım kan sulandırıcı iğneler bir umut çözüm olcaktı.
YİNE OLMADI
Artık doğal yollardan bir hamilelik düşünmeden tüp bebek yapma düşüncesi çok mantıklı geldi. Tüp bebek merkezlerini araştırmaya başlamıştım. Fakat bir kez de iğne tedavisiyle hamilelik geçirmem tavsiye edildi. Dördüncü hamileliğim her gün aynı saatte vurulmam gereken kan sulandırıcı iğneyle en uzun süren oldu. 10 haftalık olana kadar herşey çok güzeldi. Mide bulantılarım hiç bu kadar mutlu etmemişti. Eşim ve ben her mide bulantımda bu farklı diyerek çok seviniyoduk. İlk defa kontrollerimizde bebeğimizin oynadığını görmüştük. Fakat yine olmadı…
Pes etmedim, madem doğal yollardan sağlıklı embriyon oluşmuyordu, tüp bebeği deneyebilirdik. Tüp bebek yapıldığında embriyolar genetik testle seçilip yerleştirilebilirdi. Hamile kalmayı beklemeden, tüp bebek merkezine başvurduk. 4 sağlıklı embriyo elde edildi. Biri seçildi, geriye kalanı donduruldu. Maalesef iyi haber alamadık. Tam ikinci tüp bebek denemesine hazırlanırken, hamile olduğumu öğrendim. Bir kez daha umutlandım, beşinci gebeliğim mutlu sonla bitecekti... Maalesef hüsran yaşadım. Bu noktadan sonra yolumuz Prof. Dr. Bülent Tıraş ile kesişti. İstanbul'a geldim ve tüp bebek tedavisine başladık. 2 sağlıklı embriyondan biri nakledildi. Bayram arefesinde, iyi haberi aldım. Hamileydim. Zor bir hamilelikti, 9 ay yatarak geçti. En büyük destekçim eşimle el ele kendi savaşımızı kazandık. Hayatta en çok istediğimiz şeye kızımıza Gül Tanem'e kavuştuk. Şimdi ona bakıp bakıp şükrediyorum. İyi ki pes etmemişisiz... Hayatımın en güzel günlerini yaşarken ona bakıp hep şükrediyorum. Onu beklerken beklemenin ne kadar güzel olduğunu öğrendim, sabretmeyi öğrendim'
SAKIN HAMİLELİĞİ ERTELEMEYİN
Çocuk sahibi olmak her kadının hayali. Ancak günümüz şartları, çalışma hayatı ve kariyer hırsı çocuk sahibi olma isteğinin hep bir adım öncesine geçiyor. Ancak çoğu bilmiyor ki bebek sahibi olmak hem çok zor hem de çok yorucu bir süreç olabiliyor. Ayşegül'ün hikayesinden yola çıkarak, çalışan ve kariyer için bebek hayalini erteleyenlere uzmanlardan bir öneri var, 'Lütfen hamileliği ertelemeyin'.
Acıbadem Sağlık Grubu Tüp Bebek Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Tıraş, 'Evli çiftlerin beş yıl sonrasında çocuk sahibi olma şanslarının düştüğünü biliyoruz. Yaş kaç olursa olsun. Öyle çiftler var ki 10 sene, 15 sene beklemişler. 27 yaşında evlenmişler, bana 39 yaşında geliyorlar. Sonuçta ciddi bir zaman kaybı var' diyor. Prof. Dr. Tıraş, 'Senede 40-45 bin civarında tüp bebek yapılıyor. Ancak ihtiyaç sayısı bizim hesaplarımıza göre 150 bin civarında. Ciddi bir şekilde tüp bebek ihtiyacı var' derken, 'Avrupa Birliği'nin çalışmalarına göre özellikle 2050'de üremenin yüzde 90-95'lik kısmının tüp bebek ve yardımcı üreme teknikleriyle olacağına dair bir öngörü var' şeklinde konuşuyor. Yani evli çiftler durum vahim! Bu haftaki doktorumuz hemen çocuk sahibi olmamız gerektiğini öğütlüyor.
40'LI YAŞTA GEBELİK
Tıraş, 'Çalışan kadınlar kariyer için çocuğu erteliyor' derken, şöyle devam ediyor:
Gebelik için en uygun zaman dilimi 20-24 yaş arasıdır. Ama normal koşullarda yüksek öğrenime giden bir genç kız zaten bu yaşlarda okulu bitiriyor. Üniversite sonrasında 'Evleneyim, çocuk sahibi olayım' demiyorlar. Master yapılıyor, doktora yapılıyor. Üstüne de iş ortamında yükseleyim düşüncesi başlıyor. Açıkçası çalışan hanımlar 30'lu yaşların ortalarında, 30'lu yaşların sonlarında çocuk sahibi olarak zamanlarını heba ediyorlar. Ankara'dan İstanbul'a geldim. İstanbul'da 40'lı yaşlarına gebeliği bırakan kadınlar daha fazla. Ankara'da daha azdı bu rakam. İstanbul, daha fazla kariyer imkanının olduğu, daha fazla şirketin olduğu, daha zor bir şehir. İnsanlar daha zor şartlarda çalışıyorlar. Dolayısıyla çocuk sahibi olmak ertelenmiş oluyor.
KENTSEL VE KIRSAL KESİM ÇOK FARKLI
Tıraş, şunları da söylüyor: "Evli çiftlerin beş yıl sonrasında çocuk sahibi olma şanslarının düştüğünü biliyoruz. Öyle çiftler var ki 15 sene beklemişler. Ciddi bir zaman kaybı var. Kentsel ve kırsal kesim arasında ciddi bir fark var. Kırsal kesimde hala evlilikler erken yaşlarda yapılıyor. 16 yaşında evlenenler var. Bir hasta vardı mesela 21 yaşındaydı ve 'Beş senedir çocuğum olmuyor' demişti. Bir yandan kentsel kesimde 40- 45 yaşında kadınlar karşımıza 'Yeni evlendim' diye gelirken öte yandan çok genç evliler geliyor. Bu işin bir optimizasyonu gerekir. Ortalama yaşlar bulunmalı."
Tekrarlayan düşüklere rahim içi yaralama
Evlat sahibi olmaya çalışan ancak tekrarlayan düşükler nedeniyle hayallerini gerçekleştiremeyen ebeveynlere güzel ve yeni bir haber. Rahim içi dokusunda bilinçli oluşturulan küçük hasar gebelik şansını artırıyor.
Tüp bebek tedavisindeki gelişmelere rağmen gebelik şansı geçmişe oranla artmış olsa da hala çok sayı da çift mutlu sona ulaşamıyor. Prof. Dr. Bülent Tıraş rahimiçi hasarlanarak gerçekleştirilen tedavinin özellikle tekrarlayan düşüklerdeki başarı şansını artırdığını ifade ederek sözlerine şöyle devam etti:
'İnfertil çiftlerde tekrarlayan başarısızlıklar maddi-manevi-psikolojik sıkıntı verici bir süreçtir. İlaçlı tedaviye cevap veren, yumurta kapasitesi yeterli, embriyoları kaliteli, rahimde bir problemi olmayan kadınlardaki tedavi başarısızlığının nedeni araştırıldığında rahimiçi dokusuna gözler çevrildi. Yapılan çalışmalar, bu vakalarda gebelik oluşmamasının nedenlerinden biri olarak embriyonun yerleşeceği rahim içi dokusunun gebelik için yeterli olmamasını gösterdi. Embriyonun rahim duvarına yerleşmesi her zaman olmaz. Adet döngüsü içinde belirli ve kısıtlı bir dönemde bu olay gerçekleşir. Yapılan bilimsel araştırmalar, adet döneminde rahim içi yapısının diğer dönemlere oranla daha yoğun, büyüme ve gelişmeyi sağlayan faktörlerin ise daha aktif olduğunu göstermiştir. Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı sorunu yaşayan kadınların sorunun rahimiçi hasar verilerek tedavi edilebileceği düşünülmüş. Bu sorunu düzeltmeye için yöntem ve tedaviler üzerinde çalışılmıştır. Amerika'da yayınlanan araştırma sonuçlarına göre; rahimiçi hasarlama işleminin açıklanamayan tüp bebek başarısızlıklarındaki başarı şansını arttırdığı kanıtlandı. Araştırma ayrıca bu uygulamanın tedavi öncesi rahim içi sorunları bulmak ve çözmek için yapılan operasyonlar, rahim-içi duvarının kan akımını arttıran vitamin ve ilaç takviyeleri, rahim-içi dokusunu büyüten ve tüp bebek tedavilerinde oluşan embriyoların dondurulup daha sonra nakledilmesi bu sorunu çözmek için tercih edilebilirliğini ortaya koydu.
İşlem nasıl ve ne zaman yapılabilir?
Acıbadem Sağlık Grubu Tüp Bebek Hizmetleri Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Tıraş, "Rahim-içi dokusunun gebelik için daha uygun hale getirilmesi için yapılan çalışmalardan birisi de endometriumun yaralanması işlemidir. Tüp bebek işlemine başlanacak adet döneminden bir ay önce yapılan işlemde; ofis histeroskopi ile
rahim-içi dokusuna hafifçe hasar verilir. Vücut dokularının, yaralanmaya verdiği yanıtı rahim-içi dokusu da verir ve kendisini iyileştirmeye çalışır. Bu iyileştirme sürecinde dokuda açığa çıkan büyüme, iyileştirme ve yapıştırma faktörleri, bir sonraki dönemde embriyonun tutunma şansını arttırır. Acısız ve basit bir işlemdir.'dedi.
ÜREME ŞANSINI ŞANSA BIRAKMAYIN
Prof. Dr. Tıraş: Biz eğitim verirken jinekologlara yumurtalık boyutu, myom var mı, polip var mı diye bakmasını öğütlüyoruz. Ama gelen her hastanın yumurta sayısına bakın demiyoruz. Bizim bunu yaygınlaştırmamız lazım. Kişilerin üreme şansını şansa bırakmayın demek lazım.
CEPTEN YİYORUZ
Erkeklerde yaşam boyu üreme mümkün. Ama kadınlarda yaşam boyu bu durum yok. Kadın 1.5 milyon yumurtayla doğuyor, ergenlik döneminde bu sayı 400 bin civarına iniyor. Bu her ay harcanıyor. Kadınlar genelde her ay regl dönemlerinde bir yumurta kaybettiklerini sanıyor. Halbuki çok sayıda yumurta kaybediliyor. Kişi üreme fonksiyonu olmasa bile yumurta kaybı yaşıyor. Hamilelikte, emzirirken de yumurta kaybediliyor. Yani cepten yiyoruz. 35 yaşına gelindiğinde yumurta sayısı ve kalitesinde ciddi bir düşüş oluyor. 37'den sonra süreç hızla ilerliyor. 43 yaşından sonra bir kadının tüp bebekle gebelik şansı yüzde beş.
Özel sigortalar taşın altına elini koymalı
Prof. Dr. Tıraş, özel sigorta konusuna da değinerek şunları söyledi: Ülkemizde tüp bebekten çekinceler var
Tüp bebeğin nasıl yapıldığı bilinmiyor. Tüp bebeğin başka bir erkeğin spermiyle yapıldığı biliniyor. Dini olarak caiz olmadığı gibi düşünceler var. Ama Diyanet'in tüp bebeğin caiz olduğunu söyledi. Bir de maddi problemler nedeniyle tüp bebeğe ulaşılamıyor. doğru yer bulma konusunda sıkıntılar var. Çiftler bunu bilemeyebiliyor. Devlet tüp bebeğe destek var. Ama özel sigortalar tüp bebeği karşılamıyor. Özel sigortalar kapsamına tüp bebeğin de alınması gerekiyor. Tüp bebek lüks olarak görülüyor. Özel sigorta bunu hastalık olarak görmüyor ama bu bir hastalık. Aile olmak bir ihtiyaç. Aile olamamış bir çiftin de sağlıklı olduğunu düşünmeyin.
İşlem nasıl ve ne zaman yapılabilir?
Acıbadem Sağlık Grubu Tüp Bebek Hizmetleri Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Tıraş, "Rahim-içi dokusunun gebelik için daha uygun hale getirilmesi için yapılan çalışmalardan birisi de endometriumun yaralanması işlemidir. Tüp bebek işlemine başlanacak adet döneminden bir ay önce yapılan işlemde; ofis histeroskopi ile
rahim-içi dokusuna hafifçe hasar verilir. Vücut dokularının, yaralanmaya verdiği yanıtı rahim-içi dokusu da verir ve kendisini iyileştirmeye çalışır. Bu iyileştirme sürecinde dokuda açığa çıkan büyüme, iyileştirme ve yapıştırma faktörleri, bir sonraki dönemde embriyonun tutunma şansını arttırır. Acısız ve basit bir işlemdir.'dedi.