Mescid-i Haram’ın civarında İslam’ın ilk yıllarına dair iz aramaya devam ediyorum. Safa ve Merve arasında Darülerkam, Peygamber Efendimizin amcası Abbas’ın evi ve Hz. Hatice’nin evinin en azından bir zamanlar bulundukları yeri gördükten sonra şimdi de Kabe’nin yaklaşık beş yüz metre uzağındaki bir ‘mahalle’nin girişindeyim. Burası Şi’bu Ebu Talib. Burayı özel kılan ise İslam’ın ilk yıllarında en ağır imtihanlardan birine sahne olması. Peygamberimizi korumak için bu mahalleye taşınan Haşim ve Muttaliboğulları’nın üç yıl boyunca maruz bırakıldıkları ekonomik, sosyal, psikolojik müeyyideler içeren boykota karşı burada büyük bir direnişe imza atmaları.
GÖRMEK NAMÜMKÜN
Mahallenin sınırlarına dair elimde şöyle bir tarif var: “Ebu Talib Mahallesi, sol tarafından Ebukubeys Dağı’nın hemen önünden başlayıp, sağ tarafında Handeme Dağı eteklerinden Hacun tarafına kadar uzanır. Hz. Peygamberin doğduğu evin yerine inşa edilen kütüphane binasının bulunduğu yerden Cin Mescidi’ne doğru uzanan bölgeyi ifade eder.”
Bu tanım üzerine gözüm öncelikle Ebu Talib Mahallesi’nin başlangıç noktası olan Ebukubeys’i arıyor. Ancak görmek namümkün. Hz. İbrahim’in haccı, Peygamber Efendimizin insanlığa mesajını ilan ettiği Ebukubeys, maalesef ki Mekke civarında tıraşlanıp yok edilen dağların kaderini yaşamış. 1980’li yıllara kadar üzerinde İbrahim Mescidi de olan Ebukubeys’in yerinde yıllardır devasa yapılar var.
HANDEME'DEN MEKKE
Ebukubeys’ten Handeme Dağı’nın eteklerine yani Hz.Muhammed’in doğduğu evin önüne geçiyorum. Ebukubeys, Peygamberimizin evinin solundaki, Handeme ise arkasındaki dağ. Kabe’nin etrafındaki dağlarla kıyasladığımızda buraya neredeyse el değmemiş. Bu dağa çıkan asfalt bir yol var ve tepe kısmından tüm Mekke; Mescid-i Haram, Hira, Sevr, Cennet-ül Mualla…gözünüzün önüne seriliyor. Peygamberimizin on yaşlarındayken koyun otlatmak için çıktığı söylenilen Handeme’ye son dönemlerde ayrı bir ilgi gösteriliyor.
BİR KÜTÜPHANE VE OKUL
Ebu Talib Mahallesi’nin nişan taşlarından biri Peygamberimizin evinin olduğu yere inşa edilen kütüphane. Bu bina 1951 yılında Kral Abdülaziz’in emriyle o dönem Mekke Belediye Başkanı olan Şeyh Abbas Yusuf Kattan tarafından yaptırılmış. Kral Abdülaziz, hafızlık okulu için Hz. Hatice’nin evi diye bilinen boş araziyi, kütüphane için de Hz. Peygamberin doğduğu evin yerini Kattan’a tahsis etmiş. Bu iki binanın inşasıyla hem Peygamberimizin doğduğu evin yeri hem de Hz. Hatice ile yaşadığı ve Kuran’ın kendisine vahyedildiği o mübarek hane korunmuş.
Kütüphaneye her isteyen giremiyor. Sadece özel izni olanları içeriye alıyorlar. Ancak Peygamberimizin evine yoğun ilgi gösterildiğinden olmalı ki hemen bitişiğine küçük bir salon açılmış. Burada ziyaretçilere dijital ekranlardan 15 farklı dilde bilgilendirme yapılıyor. Her ekranın başı kalabalık. Görevliler içerideki yoğunluğu azaltmak için ziyaretçilere aynı bilgilerin yüklü olduğu kartlardan dağıtıyor. Bu ‘dijital ekranlar’, ‘kartlar’ Peygamberimizin evine dair ayrıntılı bilgiye ulaşma yönünde bir heyecan uyandırsa da kütüphanenin hangi tarihte inşa edildiği, içerisinde bazı değerli kitaplar olduğu gibi bir iki cümle dışında bir veriye ulaşamıyorsunuz.
PEYGAMBERE KALKAN OLAN MAHALLE
Benim de içeriye girip çıkmam bir-iki dakikadan fazla sürmüyor ve şimdi muazzam bir kalabalığın içinde ilerliyorum. Ara ara bir hocanın etrafına kümelenmiş kafilelere anlatılanlar kulağıma çalınıyor. Özetle İslam’ın yayılışını önlemek isteyen müşriklerin Peygamberimizi öldürme kararı almasının ardından Ebu Talib’in çağrısıyla Haşimilerle amca çocukları Muttaliboğulları’nın buraya taşınıp ona kalkan oldukları, bu hamleye karşılık müşriklerin Peygamber Efendimizi koruyan akrabalarını üç yıl boyunca ekonomik, sosyal, psikolojik müeyyideler içeren çok çetin bir boykota maruz bıraktıklarını anlatıyorlardı gruplarına. İşte bu güçlü direniş nedeniyle bu mahalle, farklı dönemlerde Şi’bu Beni Haşim, Şi’bu Ali olarak adlandırılsa da daha çok boykot yıllarındaki ismi olan Ebu Talib’le biliniyor.
Hayatı boyunca yeğeni Hz. Muhammed’i himaye eden Ebu Talib aynı zamanda şiirleriyle de bu mücadeleye edebi bir destek vermiş. Boykot yıllarında yaşananların bir kısmını, Arap edebiyatında Lamiyye-i Ebu Talib olarak bilinen Kaside-i Şi›biyye’de dile getirerek bir edebi ürünün yanı sıra kendi adıyla anılan bu mahalleye dair tarihsel bir belge de bırakmış.
Şimdi Kaside-i Şibiyye’nin birkaç beytini okuyup yolumuza öyle devam edelim:
TESLİM EDECEĞİZ SANMAYIN ONU
Ey dost! Sağır bir kaya değil benim kulağım
Hakikate; batıl da olmayan ilk sese karşı
Allah’ın Evi’ne yemin olsun Mekke’yi terk edeceğimizi
Çekip gideceğimizi sandınız, vehme kapıldınız, yanıldınız
Yanıldınız Muhammed’le olursak yenileceğimizi sanarak
Oysa biz Onun uğruna kullanmadık daha ok ve mızrak
Teslim edeceğiz sanmayın Onu sırtımız yere gelmedikçe
Uğruna ölüp kadın ve çocuklarımızdan ayrılmadıkça
Gelin bakalım hepiniz gelin üzerimize, saldırın bize
Fark etmez gelen fırtınaların sağanaklar da getirmesi …
CİN MESCİDİ’NE DOĞRU
Ebu Talib Mahallesi’nin sınırlarını çizen tarif bize Peygamberimizin doğduğu evden Cin Mescidi’ne doğru uzanan bölgeyi işaret ediyor. Bu yöne doğru ilerliyorum. Gördüğüm genişletilen yollar, yeni açılmış tüneller, sıra sıra dizelmiş oteller, dükkanlar. Şi’bu Ebu Talib’e dair tek iz yok. Öğreniyorum ki bu mahalle, Cin Mescidi ve Hacun bölgesindeki Mualla Kabristanı’na doğru uzanan caddeyi genişletme çalışmaları sırasında tamamen ortadan kaldırılmış. Ancak Ebukubeys’in eteklerinde, Handeme’nin tepesinde, Peygamber Efendimizin evinin önünde gördüğüm bir şey daha var ki o da tüm izleri fiziksel hafızadan silinse de Şi’bu Ebu Talib’le kurulan ‘duygusal bağın’ sapasağlam kalmış olduğuydu.
Kaynaklar:
Ebu Talib Divanı Büyüyenay Yayınları
Hz. Hatice’nin Evi Ahmed Zeki Yamani Ketebe Yayınları
Şi‘b Kavramı Işığında Şi’bu Ebu Talib’in Mekansal Tespiti Gencal Şenyayla