Şehir dediğimiz canlı organizmalar içinde yaşayanlarla birlikte hüviyetini kazanır. Yine şehirler, iz bırakan eserleriyle, o eserleri vücuda getiren şair, yazar, mimar, düşünce adamları kimliklerini bulurlar. Kastamonu’nun tarihi ilçelerinden birisi olan Tosya da zengin kültür mirasına sahip yerlerimizden birisidir. Ansiklopedi hüviyetinde hazırlanan Tosya’nın Mümtaz Simaları (şahsi yay. 2024, 284 s.) adlı eser bu zengin kültürü açığa çıkaran önemli bir çalışma olarak geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Doğduğu büyüdüğü yere olan vefa borcunu başka eserlerle de yerine getiren Mustafa Bektaşoğlu, 35 yıllık bir emeğin ürünü olarak bu kez Tosya’nın bağrından çıkmış 300’e yakın ismi muhalled bir eserlere okura, ilgilisine aktarmış oluyor.
Aralarında paşaların, devlet adamlarının, ulemadan isimlerin, hocaların, Diyanet İşleri Başkanları’nın, şair, yazar ve mütefekkirlerin, tabip, hattat ve musikişinasların yer aldığı çok geniş yelpazede Tosyalı ismin bir araya geldiği eserde yazar; öncelikli olarak Tosya’dan çıkıp memleketin ilim, irfan, sanat, siyaset, ticaret hayatlarına hizmet etmiş isimleri tanıtmak amacı güttüğünü ifade ediyor. Aynı zamanda özellikle Osmanlı döneminde yaşamış Tosyalı müellif ve münevverleri bu alanda çalışma yapacak olan gençlere ve araştırmalara tanıtmak ve o isimlerin bir şekilde tez konusu edilmelerini sağlamak isteğinde olduğunu belirtiyor. Kitapta yer alan isimlerin fotoğrafları, yayınlanmış eserleri varsa kapakları ya da kitap içerikleri, Osmanlıca matbu ya da yazma eserlerinden örnekler, kaleme aldıkları hat eserleri ve mezar taşı fotoğrafları gibi resimler, kitabı belge niteliğine haiz bir çalışmaya dönüştürmüş.
HAT SANATINDA TOSYA İMZASI
Özellikle hattatları noktasında ün salmış olan Tosya’nın belki de en önemli tarihe mâl olmuş ismi Kazasker Mustafa İzzet Efendi’dir. Kitapta verilen bilgiye göre 1801 yılında Tosya’da dünyaya gelen Mustafa İzzet Efendi, Babasının küçük yaşta vefatının ardından annesinin isteğiyle İstanbul’da medrese okumaya gelmiş. II. Mahmut’un Mustafa İzzet Efendi’nin bir camide müezzinliğini dinleyerek onu keşfetmesi ile Enderun’a alınmış oradan da hem musiki alanında hem de hat sanatından kendini yetiştirerek sülüs, nesih ve talik yazılarında icazet almıştır. Kitap verilen bilgiye göre cumartesi günleri yazı çalışması yapmayan Mustafa İzzet Efendi, hattatların her gün çalışması gerektiğini belirterek “cumartesi günleri yazdığım yazıları aradan kırk yıl geçse ensesinden tanırım” dermiş. Aynı zamanda kendisi de hattat olan Sultan Abdülmecid’in yazılarını düzelten Mustafa İzzet Efendi, bir gün padişah tarafından azarlanınca uzun zaman yazı yazmayı bırakmış. Öğrencilerinden Muhsinzâde Abdullah Bey’in ısrarı ile yeniden yazmaya başlamış. 1876 yılında vefat eden Mustafa İzzet Efendi, İstanbul Tophane’de yer alan Kadirhane asitanesine defn olunmuş. Anne tarafından atası Şeyh İsmail Rumi’nin yanıbaşına defnedilen Mustafa İzzet Efendi hakkında Uğur Derman Hocanın tespiti de çok değerli: “Hattatlar içinde Kazasker ayarında bir musikişinas yoktur. Musikşinaslar içinde Kazasker derecesinde bir hattat görülmemiştir.” (s.198)
Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin en meşhur eseri olan Ayasofya’yı süsleyen levhalara değinen ve sonrasında Ayasofyanın müze olması ile ilgili süreçlere de ayrı bir başlık açan yazar, Kazasker’in en önemli yönü olan musikişinaslığından hareketle eserlerinin de listesine kitapta yer vermiş.
EDİRNE TARİHİNE BİR TOSYALI MÜHRÜ
Kitapta yine bir başka dikkat çekici isim hayatını Edirne’ye ve tarihine adamış Tosyavîzâde Rıfat Osman’dır. Kendisi Tosya’dan çıkmış Türkiye’nin ilk radyologlarındandır. Ancak onun birden fazla meziyeti vardır. Ressamlığı, mimar ve mühendisliği, fotoğrafçılığı, müzeciliği ve kütüphaneciliği bilinen özelliklerinden bazılarıdır. Kitapta yer aldığı nakille Ratip Kazancıgil onun hakkında şunları söyler: “Ulu Tanrı’nın türlü niteliklerle donatıp bizleri eğitmek için aramıza gönderdiği özel temsilcilerden biridir.” (s.226) Rıfat Osman Bey Edirne’nin tarihine kalıcı iz bırakmış eserler vermiştir. Bunlardan Edirne Rehnüması, Edirne Tarihi, Edirne Vakıflar Tarihi, Edirne Sarayı, Edirne Evleri, Mimar Koca Sinan gibi eserleri bilinen ve yayımlanan eserleridir. Bunun yanında Edirne’de yer alan Halk Eğitim Merkezi’nin binasının da Rıfat Osman’ın eseri olduğunu öğreniyoruz. Sadece inşaat mühendisliği noktasında değil, tezyinat ve süslemeler de kendisi tarafından gerçekleştirilmiş. Rıfat Osman Bey’den kalan en önemli yadigârlardan birisi de Süheyl Beyle yazışmalarıdır. Bunlardan bir kısmı kitapta görsel olarak yer almış.
İLK CİDDİ TOSYA ARAŞTIRMACISI
Yazarın kitapta vurguladığı ve Tosya hakkında ilk ciddi araştırmaları yapan isim Hüseyin Sıdkı Köker’(1900-1970)dir. Bu ismin geride bıraktığı terekesi ve evrakları Tosya tarihi açısından büyük önem arz ediyor. Örneğin yerel halk şairi Ahmet Hicri’yi Türkiye’ye tanıtan isim Köker’den başkası değildir. 1950 yılında hakkında bir kitap yayımlamıştır. Bir başka husus da Köker’in vefatına kadar Tophane Kadiri Asitanesi şeyhi İsmail Gavsi Erkmenkul’a olan bağlılığıdır. Kendisi Nisan 1958 tarihinde şeyhi ile mülakat yapmış ve bu mülakatın cevapları da yine eserde yer almış.
Kitapta ayrıca araştırmacıların işlerini kolaylaştırmak adına önemli bir kaynakça da eser sonuna ilave edilmiş. Kitap, makale, tez, ansiklopedi, sözlük, gazete, kütüphane ve internet kaynakçası Tosya konusunda önemli bir veri sunmaktadır.
Bugün pek ismi Türkiye’ye mâl olmuş, vefat eden Tosyalı şahsiyetleri rahmetle anıyorum. Yazar Mustafa Bektaşoğlu’na eseri dolayısıyla medyunu şükran olduğumu ifade ediyorum.